Yazar: tekilkarga

anlatılan senin hikâyendir.

şehirden değil tavuktan yanayız

fotoğrafa bakınız.

oradan baktığımızda şehrin içinde olması gerekenler; insan yığınları, nesneler ve durumlar. bu üçlü, şehrin anlamı için kâfidir. aksi durum reddedilir, şaşırtır, güldürür yahut kızdırır.

bu anlamın dışında x bir anlama sahip iseniz, işiniz zor. bundan sonrası ya savaş ya da teslimiyet. burası size kalmış. teslimiyete sıcak bakmıyoruz, bu da bize.

şehrin içine dönelim. insan yığınlarının nesneler üzerinden kurdukları ve yaratmış oldukları ilişkilerin sonucu olarak şehirde var edilen zorba anlamlar/dünyası. bunlardan yana değiliz.

o’nun herhangi bir anlamıyla zorba bir anlama şekillenir şehrin anlamına katılırsınız yahut aforoz sonucu, şehrin dışında kalırsınız. şehrin dışından yanayız. şehrin içine ise kavga daveti. kavgadan yanayız.

bu zorba anlamlar dünyasında dolaşan bir tavuğu hayal ediniz. bu tavuğa göstereceğiniz tepki de yine bu anlamın içinden çıkan duygulardan herhangi birisi. çünkü; şehre yüklediğimiz anlam dışına çıkmamız, otoritemizi, ezberimizi, kutsallarımızı sarsacaktır. tavuğun bunları sarsabileceğine de inanmayabilirsiniz lâkin elinize yiyeceğiniz bir gaga darbesini hesap etmemiş olabilirsiniz, o’na acı ve gerçek diyelim. gagadan yanayız.

bugün şehrin hâli ve içinde var olan anlam, dün x anlam(ı)\ları “üzerine” kurduklarımızdı. yan yana durmayı bilmediğimiz için hep üzerine, üzerine, tahakküm. tahakkümden yana değiliz.

x’e gelelim. o, doğa ve içinde var olan her şey diyelim. biz dışındaki her şey. velhasıl, tavuğun şehirde dolaşmasını reddediyor, gülüyor, şaşırıyor yahut kızıyorsak bu ikiyüzlülüktür. sen, ben ve o; o’nun yaşam alanında koşturuyoruz. tavuktan yanayız.