“Şiir benim tanrımdır!”

Kurulmuş Bebek Bunlardan önce, ah, evet Bunlardan önce sessiz kalınabilirdi Saatler boyunca Ölülerin bakışı gibi sabit bir bakışla Dalınıp kalınabilirdi bir sigaranın dumanında Dalınıp kalınabilirdi bir fincanın şeklinde Halıdaki renksiz bir çiçekte Duvardaki belli belirsiz bir çizgide Kuru el ayalarıyla Perde bir tarafa çekilebilirdi ve görülebilirdi Sokaktaki yağmurun hızla yağdığı Renkli, küçük uçurtmasıyla bir çocuğun

Umut Devrimi

Umut etmek nedir? Çoğu kişinin sandığı gibi, dileklere ve isteklere sahip olmak mıdır? Böyle olsaydı, daha çok ve daha iyi otomobil isteyen, daha iyi ev, daha çok araç-gereç isteyenler, umutlu insanlar olacaklardı. Ama değiller; bunlar umutlu insanlar değil, daha çok tüketimde bulunmaya düşkün kişilerdir. Umudun nesnesi bir şey değil de, daha dolu bir yaşam sürmek,

Renklerin İçinde

Sanatın en önemli işlevi düşündürmek ve bilinçlendirmektir. Eğlendirir, oyalarken bunu yapar. Sanat ürünleri topluma, halk kitlelerine yöneldiği oranda kitlelerin bilinçlenmesine, toplumsal gerçeklerin daha iyi anlaşılmasına neden olur. Kişiyi yetiştiren, yönlendiren, değiştiren ve yetkin hale getiren işlevleriyle ve içinde taşıdığı anti-sav konumu ile de eleştirel bakış kazandırır ona sanat. Az gelişmiş toplumlarda sanatın toplumsal işlevi daha

Cinsiyet Hiyerarşisi

Tarihte farklı toplumlar farklı hayali hiyerarşiler benimsediler. Günümüzde Amerikalılar için çok önemli olan ırk, söz gelimi ortaçağdaki Müslümanlar için görece önemsizdi. Kast, ortaçağda Hindistan’da bir ölüm kalım meselesiyken, modern Avrupa’da söz konusu bile değildir. Neredeyse bilinen tüm insan toplumlarının hepsinde önemli bir yere sahip olan ise cinsiyet hiyerarşisidir. İnsanlar her yerde kendilerini erkekler ve kadınlar

Hayal Et!

Doğduk ve henüz hayal gücü olan birer tehdit olarak dünyaya geldik. Çocuk olmanın bile başlı başına bir mutluluk kaynağı olduğu, hatta yaşamın, kız çocuklarının saçlarından yapıldığı, hayal etmenin tüm dünyayı değiştirebileceği bir çağ idi. Çünkü hayal gücü bu dünyayı değiştirebilirdi! Çocuk işçiliğini engelleyebilir, geliri eşit bölüştürebilir, gündüzleri sömürülmeyi; geceleri aç yatmayı önleyebilirdi. Belirli şeyler karşılığında

bitmeyen yürüyüş

Irkçılık en büyük zararını zencilere, özellikle zenci kölelere vermiştir. John Hawkins adında bir İngiliz’in sahip olduğu ilk köle gemisi. 1562’de Amerika sularına girmiştir. Ancak, köle ticaretinin, şeker kamışı plantasyonlarının yaygınlaştığı 1630’lardan sonra yoğunlaştığını görüyoruz. Köle ticaretinin yoğunlaşması, yoğun bir kokuyu da birliğinde getirmiştir. Gerçekten, o tarihlerde bir köle gemisinin okyanusu geçmekte olduğu, rüzgârın getirdiği kokuyla,