varoluş çabasından sıyrılma planları – inilti

varoluş içinde her insana dikte edilmiş, esnekliksiz ve düşünsel hareketleri sınırlayan genel bir yapı var etrafımızda sanki. hızla akan zaman içinde anlık da olsa bunu fark edip, bunun için bir şeyler yapma çabası içine giren kişilerin gezegenimizdeki sanatın her türünü oluşturan kişiler olduğu kanısındayım ben. programlanmış bir mekanizma gibi hareket eden insan yığınları içinde kimi

zamana dair

Bir gün, Solan güzellikler peşinde Veya Tatlı gülümseyişler üzerinde Kıvrımlı ve ince bir yol Bir serin,bir usul yamacı dolaşan Sancılı bir doğum üzeri beklerken Yahut özlemler içinde Ve artık burada. Aslında, Tatlı ve acı tüm bekleyişlerin Bir anlamı olmadığı Ve bulutsu bir güzellik Pembe bir etek gibi Ayaklarına dökülen Hayat karmaşıklığı Çok uzalarda Belki görülmeyen

uyuyan düzenin yırtıcı kuşları

şimdi bir rüzgar. bir akıl. masmavi. sancılı bir değirmen. güzegahı dost bir salyangoz. güneşe doğru yürümekte. elleri karanlığa yığılı. insanlar beyhude yüzlerde. kenar alev almış. bir hıdırellez gecesi belkide. kana susamış bir kaç köpekbalığı. aklımız bombalarda. yağızlar, sümerler, etiler, babiller. ve kımıldamaz bedenler bu rüzgarda. susuyoruz. susuyoruz ama bir bildiğimiz var oluşundan değil. büyük bir

unutmanın sanatı

günümüz ahlak yapısı içinde unutmanın değersizleştirme olduğu ve dolayısıyla unutulan her şeyin kazanca dönüşeceği gerçeği ortalığı kasıp kavurmakta.insan belleğinde “kazanılmış eksiklik” diye tanımlayabileceğimiz bu eylemin gerçekte neden var olduğu tartışması pek çok hikaye ve filme konu olmuş durumda. ben işin derinine inmeden kısa bir şiirle belleğimizdeki unutulmuş tanımlara dokunmak istedim. ellerinde geçen bir geceden sonra