Yazar: suspirium

bir şarkının düşündürdükleri

hayır. bir lou reed şarkısı değil. ama olabilir de.

 Her şeyin bir başı ve bir sonu yoktur aslında. Bazı şeylerin bu iki noktasının belirsiz olması onları daha da etkili kılar. Ve bazen insan unutur başlangıcını. O eski günlerini, geçmişte aldığı ve atlattığı yaraları. Bu bazen iyi bazen kötü olabilir. Seni normalde düşüremeyecek darbeler aldığında kendini yerde bulabilirsin mesela. Oysa geçmişteki o yaraları hatırlasan, şimdinin yani içinde bulunduğun kötü durumun dünyanın sonu demek olmadığını anlardın. Endişe etme. İnsan hayatı boyunca pek çok dünya kurup yıkar kendi içinde. Buna kişinin evreleri deriz. Aslında birbirlerine kısmen etki eden veya asla etmeyen farklı dünyalar diye tanımlayabiliriz. Bu evreler sadece yaş veya biyolojik olarak insan bedenine bağlı değildir. İnsanın aldığı radikal kararlar, yeni dönemler de bunda oldukça etkilidir. Bazen bu dünyaların birinden diğerine sıçradığımızı unuturuz. Görüşümüz bazen kısıtlanabilir çünkü bu dünyada. Özellikle daha küçük bir dünyaya geçiş yaptıysak. Mesela hayatımızı birkaç kişinin etrafında dizayn ettiysek. Bu insanlar aile bireylerimiz, arkadaşlarımız ve ilişkilerimiz olabilir. Bu yeni dünyamız bize görece olarak küçük gelebilir ama bunu buradan başka bir dünyaya atladığımız zaman anlarız. Bu seferki dünya bize büyük gelir ve o insanların da yokluğu etrafımızda gördüğümüz bu yeni boşlukları gözümüzün içine sokar. Uykularında o eski dünyanı sayıklar, rüyalarını o eski ve küçük dünya süsler veya cehennem azabına çevirir. Ayakta olduğun, ayık olduğun zamanlarda ise bu kocaman yeni dünyada kaybolur, önceleri bu boşluklara değmekten sakınmaya, bir yerlere çarpmamaya özen gösterirsin. Sonralarda ise o boşlukları doldurursun. Boşluklardan oluşan koca bir dünyanın olduğunu anlarsın artık. Benzer köşeleri eski ve yeni dünyanda kafanda birleştirdikçe içini belki biraz hüzün kaplar. Aradaki benzerlikler gözüne çarpar sürekli. Ama merak etme. Alışmadın. Yeni dünyanı yaratmaya giriştin. O boşlukları doldurmaya veya anlamlandırmaya başladın. Ölmedin. Hala hayatta ve yaşamın sırlarına erişmeye çalışmaktasın. Delirmedin. Belki de delirdin. Sadece algılayamadın. Olsun.

Karmaşalar İçinde Kürek Çekişler

5, 6 bilemedin 10 yıl ömür biçtim kendime. Benim haricimde herkes tarafından kabul gören boşa kürek çekişleri bırakıp karmaşalar içinde kürek çekişlere başladım. Hayatıma anlam katmaya çalıştım ve hayatı anlamsızlığıyla kabullendim. Bir kral, bir elçi veya bir düşman olmaktan vazgeçince daha bir anlam kazandı sanki bu savaş. 

Boşa kürek çektiğini kabullenene kadar, ara ara insanlık hali diyerekten geçiştirilen bocalamaları da hesaba katarsak, epey bir emek harcandı bu eylemde ve artık vakti geldi: kendin için denize açılmanın.

Varsayımsal bir hayatta varsayımlarla dolu eylemlerden sıkılana kadar yaşamanın adına hayat dendi bu dünya yaratılmadan önce. Şu an dünya üzerinde yaşayan veya yaşam süreleri dolan veya henüz başlamamış olanlar bir anlaşmaya imza attılar. Yaşam süren belli ve hangi denizde kürek çekeceğin sana kalmış. Ancak anlaşma maddeleri ne olduysa aklından çıkıvermiş.

 Kişisel meşgaleler ve toplumsal meseleler. Ve kişisel meşgalelerini topluma mâl edenler ve gözardı edilen toplumsal sorunlar. Neye kafa patlatacağın sana kalmamış aslında. İçindekileri keşfettikçe şaşırdıklarının kölesi olmaya başlamışsın. Pozitif veya negatif. Adaletsizlik karşısında sessiz kalmamak isteğini ne zaman keşfettin içinde? Veya aptallıklarla dolu bu aptal sınıfından dereceyle mezun olmanın saçmalığının sende uyandırdığı öfkeyi?

 Bu savaş iki şekilde başlar. Birinci yöntem anlaşmayı imzalamakla; ikinci yöntem ise anlaşmaya karşı çıkmakla. Mücadele etmen esastır ve anlamsızlığın içinde kendine anlam araman da kutsal bir mücadeledir.

 Ve toplumsal meselelerin içinde kayboluvermiş kişisel meşgaleler.

 Bir sürü şey sığdırma uğraşı içersindeyim biçtiğim geri kalan ömrüme. Bir savaş içerisinde değilim belki veya belki tam ortasındayım. En doğru ve en ortada tabirle kendimle çekişmedeyim. Belki bu dünyayı ben yarattım ve belki sadece ben anlam kazandırabilirim. Belki sadece ne yapmak istediğimi görmek istemiştim. Belki olmayan bir şey varsa o da bu karmaşıklık kesinlikle benim eserim.

 Hatırlayamadığın daha ne var? Yaşam sürenin başladıktan  sonrakilerden bahsediyorum. Aklının sana oyun oynadığı, veya sadece senin haksızlık ederek düşünmekten vazgeçtiğin fikirlerini hatırlamaya çalış. Senin sen olmanı engelleyenlere karşı çık ve kendine haksızlık etme.

 Boşa kürek çekişleri bırakıp, karmaşalar içinde kürek çekmeye başla.

Ayna Karşısında Konuşmalar – 1

Sessizliğini kır. Dolabındaki buruşmuş tişörtlerden birini giyip dışarı çık ve gençliği kurtar. Her daim var olacak gençliği. Yaşla ilgili olmayanı. Devletlerin ve devletlerin içindeki bir o kadar çirkin insanların sindirmeye, kontrol altında tutmaya ve hatta yok etmeye çalıştıkları gençliği.

Umutsuzluğa düşmüş ve hayatla baş edemedikleri gibi kendi kafalarıyla da pek iyi geçinemeyen özgür ruhlu bireylerin oluşturduğu bir çıkmazın içindeki çıkış yolunu bulmak, kendini tamamlamanın da bir parçasıdır aynı zamanda.

Bu ufak gezegendeki yaşamı kurtarmak daha da ufacık olan yaşam süremizin kanıtlanabilir bir şekilde işe yaradığının belgesidir.

Yaz ve sil ve yaz ve sil ve tekrar yaz ve tekrar sil ve yaz

Gecenin bir vakti seni ayakta tutan şeyin tutku olduğundan emin ol. İçindeki var oluşunu kanıtlamaya çalışan veya sadece canının sıkılmaması için uğraşan o sese kulak ver ve sadece o sesin sahibine karşı sağır olmasın kulakların. Kokuşmuş dünyanın kokuşmuş seslerini daima kafanın dışında tuttuğundan emin ol ve aklınla temas halinde derhal bol suyla yıka.

Renklendir ve boya ve boya ve biraz daha koyulaştır

Geçmiş günlerin hatrını unutmak adına şimdinin noktalarını sağlam vurgula veya vurgulama. Bu bir emir değildir ve olsaydı da uyma zorunluluğun yok. Kafanın içindekileri dışa vurup yaşamak eğlenceli olabilir. Bu bir ihtimal ve gerçekleşme ihtimali olmasa da düşünmesi güzel. Kafanın içinde bir karga imgesi vardır belki ve o karganın gözlerinde kendi yansımanı görüyorsundur. Saçların kırpılmış ve dağınık; uykudan yeni uyanmışsın belki ama gördüğün rüyaları unutacak kadar da uyanıksın. Başın ağrımakta ve sürekli bir şekilde aklını kurcalayan gençliği kurtarmalıyım, gençliğimi kurtarmalıyım endişeleri içinde baş ağrının nedenini migrene bağlamakta ısrarcısın. Gripsin belki veya belki aids virüsü kaptın. Dünyamızın şimdiye kadarki geçen zamanında bu iki şeyin de insanların ölümüne sebep olduklarını biliyorsun. Ölümün değişen adları. İnsanlığın sahip olduğu her mutluluğun, her acının, her şaşırmanın, her varoluşun veya her yok oluşun aslında o imgelerin milatlarının birer kopyası olduğu fikrini düşünmek ne derece yararlı diye mukayesedesin. Sessizliğini kır. Dolabındaki buruşmuş tişörtlerden birini giyip dışarı çık ve gençliği kurtar.