Sinema, Listeler ve Seçme Üzerine | 2010 – 19

Filmleri sinefil anlayışla izleyen herkesin yolu dergilerden ve dolayısıyla listelerden geçer. Kişisel olarak filmlere ilk sistematik yaklaşımım da 90’ların en iyi filmleri listeleri ile olmuştur. Bu bağlamda özellikle sevdiğim eleştirmenlerin insanların yıl/on yıl listelerini merakla beklerim. Zira filmlere ulaşımın kısıtlı olduğu geçmişte önemli referans kaynakları idiler benim için. Elbette artık öyle değil. Filmografiler, diskografiler bir

Omni

Atlanta’lı ünlü grup Deerhunter yakın zamanda ülkemizi ziyaret edecek. (22-23 Kasım 2019 @Babylon) Özünde karanlık bir post-punk olarak Deerhunter’ın Microcastle/Wierd Era Continued albümlerindeki öfkesinin pasif agresif bir iyimserliğe dönüşmüş olması beni biraz yaralamıyor değil. Yüreğimi ferahlatan yegane şey ise eski Deerhunter gitaristi Frankie Broyles’in öncülüğünde bir araya gelen ve kafamdaki nostaljik lo-fi punk tınılarını müthiş

Rüştü #2 – Cristi Puiu

Kişisel bir eleştiri ile başlayayım kendi adıma. Yeraltında konumlanan bir yapının elemanı olarak insan bazen kendisini kalıplara sıkıştırıyor. Az olanı, azınlıkta kalanı koruyup kollama iç güdüsü geliştiriyor. Sinema üzerine yazarken kadın yönetmenlerden sıyıramamışım kendimi. Rüştünün ikinci payesini bir erkeğe vermek anlamlı geldi. (Red Pill’ci değilim feministler sakin olsun.) Öne çıkarmak istediğim yönetmen, Cristi Puiu. Çavuşesku’dan

Rüştü #1 – Joanna Hogg

Hollywood’un son yıllarda başlattığı yüzeysel günah çıkarma (arınma) denemeleri tüm dünyada küçük de olsa anlamlı değişimlere ilerlemelere yol açabiliyor. Yetenekleri üzerinden değerlendirmeksizin babasının kızı (Sofia Coppola) veya yenge (Kathryn Bigelow) kontenjanı dışında kadın yönetmenlere de kendi sinemasını özgürce yapma şansı sunulabiyor. Jane Campion, Chantal Akerman, Agnes Varda gibi insanların da çabaları ile Kelly Reichardt, Claire

Replika

Hal Hartley gibi Amerikan bağımsızlarının tekrarlı mizahını sevdiğim gibi, müzikte de bir düzen eşliğinde ilerleyen matematiksel yapıların bende ayrı bir yeri var. Orta ve Batı Avrupa ülkerinin öncülüğünde yükselen bu anlayış günümüzde ilginç şekilde uzak doğu menşeili olarak ses yükseltiyor. Özellikle Japon grupların başını çektiği math ve post esintili gruplar arasında bir Çinli grup kendi

Ruhani Oyun Havaları

Amerikan yeniyetmelerinin ve aydınlarının 1960’larda zirveye çıkardıkları doğu mistisizmi aşkı bir sinüs fonksiyonu frekansında dalgalanmaya devam ediyor. Zamanın kişi ve budizm temelli kendini bulma çabaları, yaratıcılığın ve kalıpların sıkıştığı günümüzde “hip” kalmak adına bir zorunluluğa dönüşmüş durumda. Zira kimse bana Houston, Texas doğumlu 3 Amerikan gencinin saykedelik ve dub soslu Tayland müziği ile Japonya’da efsane