Menü Kapat

Yazar: secundarius

Push

Fog Lake tarafından. Ses, derinden ve anlaşılmaz gibiyken değişik bir huzur hissettirmeye başlıyor. Dalgalı bir tempo ile bizi kovalayanlar pes etmiyor, şimdilik edecek gibi de gözükmüyor. Pes etmedikçe müzik de ruhu iyileştirip yeni bir hamleye hazır hissettiriyor.  Bu hamlelere eşlik edebileceği açıkça duyulabilir güzellikte. Youtube‘da ve Spotify‘da, dilerseniz aşağıda ve burada.

Değişimin Karanlık Yüzü ve İnanmamak

Başka insanların fikirlerini dikkate almaya yatkın olduğumuz için her seferinde yalanlara inanabiliriz, hatta bu yalanın bir savunucusu oluverebiliriz. Doğru olanlar yerine çoğunlukta olan yalanları gözden geçirmek maalesef göz atılması gereken konu. Diğer fikirleri dikkate almadığımızı düşünemeyiz çünkü çoğunlukla kendiliğinden olur ve engel olmak için herkesin farklı bir yöntemi vardır ama hepsi aynı yere çıkar. Uzaklaşmak, yalanların kaynağından uzaklaşmak huzursuzluğun ve sıkışıklığın en etkili çaresi. Bunu başaramayan insanlar mutsuz olmayı hak etmiyorlar ve herkes huzur bulmak için bölgesinden uzaklaşmayı istemeyebilir. Kendi alanını değiştirmek isteyenler, ne kadar zor olsa da bir topluluk oluşturmalılar kendilerine bu huzur için. Arayış içinde olmak birçok yönden en doğrusu oluyor –ve topluluk oluşturma konusunda da- ama içinde bulunulan düşünce şeklinin yapmakta ve desteklemekte olduğu şeye göre her şeyi daha kötüye götürebileceği de şimdilik bir gerçek ve şimdilik konu buraya doğru yol almamalı.

Küçük topluluklar büyür ve fikir ayrılıkları yüzünden eski halinden çok daha farklı bir duruma düşer ve eski destekçileri uzaklaşır, artık geriye yeni destekçilerin yeni fikirleri kalmıştır ve bu fikirler arasında  –yine- ne yazık ki her seferinde daha özüne gitmiş olan bir tanesi ile karşılaşmadım. Aslında özünden uzaklaşması sorun değilken bunun beraberinde ismi aynı tutmak büyük bir saçmalık ve hâlen büyüyor. İyi ile kötü, doğru ile yanlış söylemler, fikirler, çalışmalar beraber çok barışçıl zamanlar geçirebilirler ama düşünülmemiş ve rastgele yayınlar bu dört –aslında 2- kategoride kesinlikle bulunamaz ve dışlanmayı hak eder. Bir de böylelerinden yüce anlamlar çıkarıp her şeyin daha kötüye gitmesini sağlamak tamamı ile akılsızlığın suçu olmamalı. Geçmişten kazanılmış olanlar ve öz fikirler ile harmanlayıp ortaya çok farklı bir şey çıkarıp aynı şekilde adlandırmak ve buna olan bağlılık, ayrılık yaşama korkusu; olası sorun. Bu yeni farklı şey, kendinin eski “isim” ile aynı olduğunu iddia eder ve eğer desteklenirse o fikrin eskisi bilinmez artık. Bir de çokça destekçisi varsa şüpheye düşmek için bir neden yoktur ve bu tamamen olmasa da kısmen durağanlığın suçudur, yani akılsızlık diye bahsettiğim şey bu.

Tüm bu iç içe geçmiş kargaşa tetikleyicilerinden uzaklaşmak için yapılması gereken şey inanmamak. İnanmamayı bolca yapmak ve şeyler hakkında bir de kendimiz düşünmek. Tamamı ile katıldığımızda da düşünmek ve küçük hatalar bulup, bulduğumuz hatalara inanmamak. Abartmamak ve her şeye gerekli değeri verip insanların verdiği değeri önemsememek. Bizi içi boş ve ölümcül kargaşalardan kurtarabilecek şeylerden bazıları bunlar. Çünkü hâlen; siz işlediğiniz toplu cinayetlerle yaşayabiliyorken, ben sizin kan kokan anılarınız yüzünden acı çekiyorum.

Kesinlikle Yasak Olmayacaklar

Elbette kimsenin belli bir noktası olmaması gerekiyor ancak bir ideolojiye sahip olmasına rağmen başka bir tanesinin de özelliklerini gösterip diğerinin yaşam şeklini beğenir ise o, ne değişken olur, ne de sabit. Böyle ideolojiler çok fazla ve her ne kadar tüm hepsinin yaslandığı duvar sağlam olmasa da en dayanıksız olanları işte bu aradaki insanları barındıranlardır. Böyleleri hem her şeyi mahveder hem de gizlice kendilerine zarar verirler. Tahmin edilemeyecek sonuçları olabilir bu tutarsızlığın ve aslında oluyor da gözlerimizin önünde. Kendini analiz etmeden ötekine karşıtlığı ile kargaşa yaratanlar kargaşadan zevk alırlar, kendini ait hissettiği toplum adına bir savaş başlattığı için. Ancak ne için? Toplumun buyruğu böylesine önemliyken özgür olunmaz ve özgürlükte delik açılır. Ardından gelen uzun süreçte özgürlüğün alışılmadık tanımlarıyla savaşılır. Eğer giderse böylece, özgürlük artık tek ve doğrusal olmaz toplum için. Engeller gerçekten görüldüğünden daha zorlayıcı olabilirler ve çoğunlukla öyle olurlar. Arada yaşayan toplum, gelişime bir engeldir.

İnsan için alışmak zorlayıcı ve uzun bir süreç değilken engeller ile yaşamaya alışmak aynı şekildedir diyebiliriz. Bize karşı yapılan her kötülük zamanla alışkanlık hâlini alır, bazen de kötülüğe karşı gelmek alışkanlık halini alır (kinizm). Kötülük karşı gelinmesi gereken bir şey değildir ve kötülük tanımlananın aksine zarar vermek değildir. Kötülük her şeydir ve her şey, bir şeye göre küçük de olsa kötülük içerir. Kötülük karşıttır ve karşıtı yok etmek değil de onunla yaşamak gerekir. Tabii burada karşıt toplum ile aradaki toplumun ayrımını çok iyi yapmak gerekir.

Aklımıza ne oldu?

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.