Uyku bir gün Alice’ir…

Bir düşte küçülür herkes biraz, nasıl ki düştüğünde küçülürse. Küçülmek yerden yüksekliğe dair ama düş bu ayağa kalkılmaz, daha doğrusu kalkılan ayakta yükseklik bulunmaz. Hem düşte düşmek için, yitirmek için yerden yüksekliği yere düşmüş olman gerekmez ki… Lyncheli’nde kamera… Işıklar… Motor… Buna ışık diyebilirsin ama görü bu saf, Lynch ışığı söndürmüş, alışkanlıkla söylenir bazı şeyler…

Kayboluş ve kendilik hâlleri üzerine

Uçsuz bucaksız genişlikte, devasa ağaçlardan müteşekkil ve balta girmemiş sıklıkta bir ormanda kayboluş nasıl vuku bulur ve nasıl anlaşılır? Ateşe ve terk edilmiş düşe dair kalıntılar… Luis Buñuel’in 1956 tarihli Ölüm Bahçesi filminde kahramanlarımız uçsuz bucaksız ormanda kendilerini kovalayan askerlerden kaçmışlar ve bir çıkış aramaktadırlar. Tropikal ormanın devasa ağaçlarının, balta girmezliğinin ve uçsuz bucaksızlığının üstüne,

Peki, rüyayı gören sence kimdi?

Alice gördü… Alice görüldü… Alice görüldüğünü gördü… Alice gördüğünde görüldü… Çünkü Alice aynaya girdi… İlk soru şudur ki aynanın karşısında ne olmaktadır? Cevap basittir: görüldüğün görülür (çünkü dışındasın bunu derken) yahut da gördüğün görülür (çünkü içindesin fakat bir eksik var). Daha fazla müdahil olduğumuzu hissettiğimiz ikinci durumu ele alalım, almakla kalmayıp kendimizi de çıkaralım önce

“pencere” yahut gecikmiş bir seijun suzuki düşü…

Seijun Szuki-Tokyo Avaresi Altı Japon’un olduğu bir düşün içindeyseniz şayet, bu düşte sevgiliniz yanınızda olmak zorundadır hatta düş ona aittir bu durumda çünkü sizin tahayyülünüzde bir tavan vantilatörü genellikle üç kanatçıklıdır oysa onun düşünde bu vantilatör beş kanatçığa sahiptir ve her kanatçığın üstüne bir Japon’un oturtulup bağlanması suretiyle –ki vantilatör tijinin sağlamlık derecesini düşünmek ancak

Anlamın zıt kutupları arasında bir gezintiye dair…

…Ve yanılmacalardan aldığımız keyif, zihnimizin birbirine zıt bu iki yorum arasında gidip gelişinde açığa çıkar öncelikle. Bazı filozofların bu gidip gelmelerden özellikle niçin etkilendiklerini ve bazılarının, gülüncün özünü niçin birbiriyle çelişen iki hükmün çarpışmasında veya üst üste binmesinde gördüklerini anlıyoruz… …bir yanılmacada karakterlerden her biri olaylar dizisinin kendisini ilgilendiren kısmını yaşar; bu kısımla ilgili doğru

Conan-Kılıç’a dair boşluk…

John Milius’un Barbar Conan filmi Nietzsce’nin sözleriyle başlar: “Bizi öldürmeyen şey güçlü kılar”. Bu sözlere dair göndermeler filmin ilk sahnelerinde yer almaktadır. Conan henüz çocuktur köyleri baskına uğradığında. Köydeki herkes katledilir ve annesinin bacağına yapışmış vaziyette, Thulsa Doom (James Earl Jones)’un iki adamının karşısındadır Conan. Ekranda görünmeyen bir el bir kılıcı Thulsa Doom’un adamlarından birine