Selam, merhaba, hi. Sizi imdb sitesinde 3.386 kişi tarafından oylanan ve bu kadar az kişi tarafından oylanmasına karşın 10 üzerinden 8 puanı alabilmeyi başaran,  2015 altın portakal en iyi erkek oyuncu ödüllü, 2015 altın portakal en iyi senaryo ödüllü, 2015 altın portakal en iyi film ödüllü bir filmi anlatacağım. Umarım sizde bir merak uyandırır da açıp izlersiniz. Ya da muhtemelen zaten izlediniz, belki hatırlamak istersiniz.

Yönetmenliğini Tolga Karaçelik’in yaptığı bu film bir gemide geçiyor. Hayal edin. 6 erkek bir gemide. Sizce neler olabilir?

Erkeklerin bir arada bulunduğu her ortamda rekabet vardır, kadınlarda olduğu gibi. Birileri lider olmak ister, en iyi olmak ister. Bazıları ise ne etliye, ne sütlüye karışır, her ne denirse yapmaya hazırdır üstelik bunu sorgulama ihtiyacı hissetmez. Şimdi konumuza dönelim 6 erkek bir arada başta birbirleriyle anlaşabilecekleri kişilerle bir arada dururlar. Bir süre sonra fikir çatışması başlar. Ortam gerilir, sözler faydasızdır. Güç gösterisine kalkışılır, korku vermek istenir.

Filmin en önemli özelliği insan davranışlarını dolandırmadan, olduğu gibi gözler önüne sermiş olması. Meseleye rekabet dışında bakıp kişileri başka şeylere dönüştürebiliriz. Örneğin içinde bulunduğumuz sistem. Buraya getirilirken bize sorulmadı. Öylece varolduk. Kimimiz ülkede olup biten her şeyi olduğu gibi kabul etti. Araştırmadı, sorgulamadı. Kimimiz bir tarafa ait olmayı seçti. Kimimiz yanlışları görüp direnme, hak arama ihtiyacı hissetti. Kimimiz birlikte kuvvetin doğduğunu anlayarak, yardımlaşarak birbirine iyi gelmeye çalıştı. Hak aradı.

Gemideki kaptanı iktidar kabul edin. Çalışanları da onu destekleyenler, desteklemeyi bırakanlar, asla desteklemeyip düzene karşı olanlar ve varolmalarına rağmen yokmuş gibi davranılanlar olarak ayırdığımızda her şey gün ışığına çıkıyor.

İlk işleyişte “ben az önce ne izledim?” etkisi uyandırıyor insanda. Birkaç kez daha izlenilip sindirilmesi gerekiyor. İnsanın kendisiyle yüzleşmesi gerekiyor bu film sayesinde. Hırslarımız, kibrimiz, şiddet eğilimimiz, çaresizliğimiz her şey iç içe. Filmin ilk dakikalarında “yahu ne zaman bitecek bu durgunluk?” diyebilirsiniz. Sadece sabırlı olup bekleyin. Sakın kapatmayın. Oturduğunuz yerde gerim gerim gerildiğinizi, hatta nefesinizi tuttuğunuzu, teoriler uydurarak “aslında bu şu muydu?” “Hayır öyle değilmiş?” gibi sorgulamalarla geçen zamanı filmin sonunda anlayacaksınız. Şimdiden iyi seyirler dilerim, umarım seversiniz, umarım sevip anlatabilirsiniz birilerine. Böylelikle bu filmi izleyen, oylayan sayısı artar. Bizim ülkemizden de kaliteli filmler çıkabildiğini herkes görmüş olur. Çünkü gidişatımız kötü her anlamda. Bari biraz iyi şeylere odaklanalım, görmeyi anlamayı ve her zaman sorgulamayı bilelim.