Menü Kapat

Yazar: nitekim

Ulaş Celep – Fading Reality

Ankara 100.Yıl’da aslında gitara yıllarını vermiş fakat pek duyulmamış bir arkadaş Ulaş. Tüm bu kayıtlar ve albüm tek kişilik bir çalışmanın ürünü. John Frusciante’yle yürümüş loop pedalı kullanımı furyasının yerli bir kanadı aslında. Barındırdığı “aksak”lıkları yüzünden bir nevi tek kişilik Nekropsi yakıştırması da yapılabilir. Neredeyse tüm parçaların altında bir sebep ve parçalar sayesinde de anlatılan bir hikaye var. Bazılarında bir western havası varken kimi de dümdüz prog. rock diyebiliriz. İlk dinlediğimde kendileri gibi beni de loop’a sokmayı başarmışlardı. Özellikle HepatitX, Ali İsyanın Kendisi ve Son Mor Ayı’ya dikkat. Severseniz bilin ki asıl planı bunlara çok sağlam bir jazz davulu ve bas eklemek, o da yakında.

Ulaş Celep – soundcloud

download . Fading Reality – 2015

Kurgusuz ve Yaşanmamış

Bağıracaktım.
Yardım isteyecektim belki.
Ama kimse anlam veremeyecekti.
Bütün bireysel tarihler benim güzel yavrumu kimse kandırmasınla başlayan bir söylemin,
‘seni kandıranların adlarını söyle’ diye noktalanan bir evresinde evcilleşme sürecini tamamladığından,
‘herkes gibi olmak için’ çırpınmamam gerekiyordu çünkü.

Bizler nereye gitse biraz geç kalmış, bu sebepten bütün çağlardan yenik ayrılan insanlarız.
Bundandır ki bir yenilme biçimi olarak yürüyüşümüzü sayı doğrusunun soluna doğru devam ettiriyoruz.
Hayatımızın zerafeti özensizce çalınırken hazırlanan kılıflar örtemiyor mağlubiyetimizi. Asırlık nefretlerimiz kaybolan vakitleri yüceleştiriyor. Ahmak belleğimiz nakarat gibi tekrarlayıp duruyor kendini.
Güzel olanı bulmak için güzelden yana tavır koymak gerek evet, buraya kadar her şey yolunda.
Peki bir nakarata hapsolmuşken, geleceksiz bir umut nasıl yaratılır?

Işık Ergüden- Kurgusuz ve Yaşanmamış / idefix

Mektubun var!

Mektubun tam metni için buyrun.

İstediğiniz posta kutusunu işgal etmekte özgürsünüz.
Anonimliğinize zeval gelmesin.
Dayanışmayla.

sessizliğin anarşisi, ışık ergüden


Her şeyi gören, duyan ama sesini çıkarmayan, çıkaramayan insan yığınları olduysa eğer tarihte; bunlar içinden bir azınlığın muhtemel isyan duygusunu içinde taşıdığı ama ifade edemediği, engellendiği
de varsayılabilir. Günümüzün, onca görüntü ve gürültü ortasında, hiçbir şeyi görmeyen, duymayan ama avaz avaz bağıran, fal taşı gibi açık gözleriyle her taşın altına bakan, kör ve sağır kitlesi ise içinde hiçbir şeyi saklayamıyor artık. İçi dışı bir, engellediği, bastırdığı
hemen hemen hiçbir şeyi yok. Her şeyi dile döküyor kitle,  sözelleştiriyor, sesini silah gibi, balyoz gibi kullanıyor. Herkes, tek başına ve anonim, kendi gücünü ve şiddetini, kurumlar  karşısındaki el pençe divan duruşundan alır.

Ölümsüz iktidar-kitle sistemi!

Işık Ergüden hayatının 12 yılını cezaevinde  geçirmiş bir yazar ve çevirmen olarak kapatılmışlığın, sıkışmışlığın ne olduğu üzerine bolca kafa yormuş olsa gerek. Sessizliğin anarşisinde de sıkışmışlığa,sessizliğe övgüden çok gürültüye sövgü var. Kendi görünmezliğini yaratamayan bireyler iktidarın, karşılaştıkları her tahakkümün içinden ‘itirafçıya’ dönüşerek kurtuluyorlar. İçi boş, renkli baloncuklara dönüşmüş hayatlarımızın gösteriye, gürültüye methiye düzmekten başka bir işlevi de kalmamış. O baloncuklara delikler açmak lazımdır belki de, ortak hiçbir şeyi olmayanların ortaklığını hissedebilmek için.

pdf için buradan

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.