Menü Kapat

Yazar: mutlug

Damdan Düşen Yırtık Donlar

.

Kırmızı ışıklarda durmayan kara bisiklet çatı katından kanalizasyona fırlatıldı.
Hiç denenmemiş bir adımın yalnızlığı ve çıplaklığı esir.
Birbirini ısıran kuşlar besleyeceğim, hiç durmadan birbirini ısıran, içleyen, ölen ve dirilen kuşlar.
Biri, biri rakamlardan sildi, sıfırın bayramı yasak.
Z harfi kurtulsa alfabeden, peşine düşülür, temin ederim.

Bir sinir, hükmediyor.
Bir damar, avare.
Politik mi eller, politik mi eklemler, politik mi olum?
Susmak kilitli.
Delirmek kilitli.

Dinsin diye bir uçurtma yapmalıyım, hayaletlere varmalı.
Hareket ve umudu kavuşturamayan iskeleler imha edildi.
Konuşmayan yerlerimiz sapan besliyor.
Kimse gülmüyor ve şaka havlıyor, reçete bu.
Reçete bu.
Reçete bu.
Kurum katillerine esir olan silahlar isyan etti.
Kurum katillerine esir olan silahlar intihar etti.

..

Ellerinde taş gibi gururla avuç içleri gözüktü.
Ateş alkış tuttu.
Ağıtların nefesini içtiler.
Bilirsin artık o ağaçların uykusunda olduklarını.

Çiçek şapkaları kuyuda, gör başları güneş doğunca.
Fareler yastık altlarını imzalıyor.
Kanamayan bir yasa, kemirilen bir hayalettir.
Ağız göz yaprak içinde.
Kapa ellerini kulaklarını, örümcekler ağı tanıdı.
Kemirilen hayaletin dilini deşeyim.
Elektrik kesildi isyan yüzeyinde.

Duvar kanı yumrukluyor.
Geceyi gündüzü bölen anons uçurtmaları.
Küfür balon üflüyor.
Kirpiler bıyık altlarından diriliyor.

Duyun duyun, açmıyor ölüler.
Kapamaz toprağı bu dil.

Denizler tuttuğunu gömüyor, çukur yasasının emaneti bu.
Pijamanı sula, terliklerini yak.
Kan ısırıyor duvar.
Bir parmağını kesti rüzgar.
Teri kıran çekiç.
Robot damarlarla ağaç avuçlarında gaz kızartıldı.
Rezil çivi ile deşik korkular.
Patlama bacaksız.
Kül ateşten ağır.
Aklın dalgakıranı gri lacivert ablukada.
Elektronik çivilerle ağaçların avuçlarında gaz kızartıldı.

Seçim inliyor.
Baykuşun isyanı zift.

Seç, seç, seç.
Düzgün başa bu taraklar.
Diş çoktan gömüldü.

Ters göz.
Ters kanat.
Ters gaga.
Diz çöktü kurşun canavara.

Giderken

elim kıpırdandı, bomba, üç ton ve bir paket sigara.
789 bile bildi biri.

Esiğü!

tüftüften işaretler delirdi.
kalpteki mikrofon mezarından firari.

Kaolşa!

ölü uçuşlarla reçetesinden indi zehir.
zihin mermi ve acil çiçekler taktı gözlerini.

Diaişeess!

Kuainaör!

bitli közler, bitli yeisler, bitli nar.
oyuncaklar bile bildi biri.

gece elime sindi.
bültenler kefilsiz ninni.

hangi kitapla doğruldum.
hangi kitapla gömülürüm.

facebook u ben öldürdü.
twitter ı ben öldürüyor.
instagram ı ben öldürecek.

Gari! Caki! Sani!

dikiz aynaları bile biliyor biri.
bir andon ve bir andonun ikizi

eşkiya küpeleri biliyor biri
seks yırtılsa dünyanın üstünde kedi yürüyor.

hey çocukluk! hey kaldırım! gök delenler eğiliyor ayaklara.
karşılıksız çeneleriyle boğuluyor açık ellere kuş başı akıtanlar.

yanlışsız yanıyor yalnızlık.
son model ormandan tıka basa çiçekler besleyeceğim.

mazgaldan mazgala atacağım iç denizimi.
bıçaklarla kesintisiz bir toplantı ayarladım.

kilitler ıslanacak, şalterler ıslanacak, kravatlar ıslanacak.
kaybolan damlalar yok.

pusula külleri, fatura külleri, anahtar külleri.
bu grinin tonu yok.

atları kaçıracağım, denek hayvanları alıp sek sek oynayacağız.
masaüstlerini korkutacağız, geri dönüşüm kutularını.

takvim yaprakları ormanın neresinden
çek yaprakları ormanın neresinden
sicil defterleri ormanın neresinden

güneşin içindeki geceden heykeller yapacağım.
altlarında kandan taşlar çocuk vuracak

deliler içinde suskun bir yolcu bulacağım.
deriler içinde suskun bir yolcu olacağım.

başka dili kurşunlayacağım.
tek bir düğme düşecek kalbime.

dimdik şarkı söyleyen bir şeyleri hatırlayacağım.
devrilen kendimi şaşırtacağım.

durmadan konuşan ağaçlarda uyuklarken
bilye elma kokacak elimde.

kel çocuk ateş edecek dağ başlarına.
atın yağmursuz penisi divane karınca çetelerini izleyecek.

iade gazetelerin bilge hırsızları çakılarını alacakaranlıkta çekecek.
küfür güzellikle bağlayacak ellerini.

kapı açılırsa anahtar düşecek.
bulacağım.
duracağım.

FOS

Emir veremiyor, emir alamıyor.

Kekemeler ilgisini çekiyor, topallar, körler, dilsizler. En ağır işlerde işçiler, seyyar satıcılar, kusanlar, açlığı ve uykusuzluğu göğüsleyenler.
Gece vakti mesaiden dönenler, sabahın köründe işe gidenler ilgisini çekiyor.

Kuşlar mutlu ediyor, sokak çiçekleri, ağaçlardan sarkan türlü böcekler.
Simsiyah boş lekeler, sürekli renk yer değiştiren bulutlar, ağır ağır ilerleyen trenler ilgisini çekiyor.

Silik yaya geçitlerini sayıyor, köpeklerin nefeslerini, kelebeklerin kanat çırpışını, iskelelerdeki tahta sayısını.

İki bira mutlu, beş bira sarhoş, onbir bira deli ediyor.

Meylerin üzerindeki köpükleri sayıyor, kirpikleri.
Gözünün önündeki iki memeyi ölçüyor, yüzünden yalnızlık akıyor. İki üzüm ağlıyor karşısında.

Rahat bıraksın gülen yıldızlar.

Masaları sayıyor, yanan masaları, söven masaları, yürüyen masaları, ölen masaları, yaşayamayan sandalyeleri.

Bir de geç saate kadar açık olsa kuşların bağrı.

Meraklı ve ürkek çocuklar, bilgin ve suskun güvercinler ilgisini çekiyor.

İkiletmeden sözünü duysa şu uçurtmalar.

Kiremitleri sayıyor, bacaları.

Gökten sarkan limanlar mutlu ediyor, bir kedinin esnemesi mutlu ediyor, bir balığın uyuması, kesilmiş demir parmaklıklar, kırık kilitler.

Sönen lambaları sayıyor, ağaçlardaki dilsizliği.

Uykusundan uyandı, eldivenlerini giydi ve aynaya baktı.

Serseriyiz sanırım, hayatı hiçe sayan ve yaşamda kalmaya tutkun serserileriz, hepsi bu değil, ama gerçek bu.

Nefesinden oluşmuş aynadaki buğuya bir çizik attı ve gülümsedi. Yüzünü tavana ve tabana dikti.

Birinin yokluğu birinin yokluğudur. İçinden üç kez mırıldandı.

Kendini çırılçıplak soyup yakmak istiyor.

SOYOS

Kafataslarında bir kuş sesini duyuramıyor.
Koyu bir dervişin beyninin içinde, saatler, günler, belki yıllar geçirebilirim.
Hiçbir kapıyı açamıyorum.
Sarhoş değilim. Hiç ayık olmadım.
Bir seyyahın ayakları altında ezilmek isterdim.
Bir insanın kasıkları arasında sıkışıp boğulmak.
Soluğum yok ne yaşamaya ne ölmeye.
Unutmak isterdim, hatırladığım bir şey yok.
Uzak ya da yakın yok.
Ayaklarım var, adım yok.
Penis ve vajinanın elele intiharını görmek isterdim. Aynalar gerçeğiyle barışamayan palyaço dolu.
Bir evim olsun isterdim, bir kan dolaşımının içinde olmak.
Neresinde ölmeli aşkın?
Kaos içinde yeni bir kaos titreşiyor.
Ve isyan diri bir mum ışığında.
Oyuncaklar ancak oyunu öldürebilir.
Bazı çiçekler daha güzel.
Bazı sesler, bazı gözler, bazı ağlamalar daha güzel.
Ne olursa olsun esir yok.
Senin mi o elma?
Senin mi o gözler?
Senin mi o bulut?
Evet bazı çiçekler daha güzel.
Evet bazı ağlamalar daha güzel.
Tabloyu hangi renklerle boyadınız böyle?
Durakları, meyleri, parkları, sınırları, mahalleleri, sokakları, haneleri, iskeleleri, bayrakları,
giysileri, toprağı, nefesleri, zihni, aşkı, … kendinizi?
Neresinden başlayacaksınız yakmaya evreni?
Küllerinden yeni yeni oyuncaklar dirilecek mi?
Herkesin elinde kan var, parmaklarına yetecek kadar, eller kanlı.
Herkesin eli tekno kir içinde,bir temizlik düşlüyorum düzen salgınına.
Ama, kuşkusuz yayılıyor, keskin ve belirsiz hanelerden.
Çok ev var parmaklarla sayılmaz. Ve hiç ev yok sayılacak.
Gecenin cümlelerini unutamıyorum.
Ezeli ebedi gök delen yersizleri unutamayacağım.
Aklım, canım, aşkım hiç.
Havlayan ağaç yapraklarını unutamıyorum.
Solumadan sevişen çiçekleri unutamıyorum.
Gündüz hiç.
Bir gözüm çıkarıldı, tek gördüm ve unutamıyorum.
Numaralardaki sıfırları unutamıyorum.
Takvimlerde bir yer arıyorum,göz açmadan geçecek bir ömür.
Silah öldürüyor, neresinde durmalı şehrin? Hatırlamıyorum.
Parmaklar belirsiz tedirginlikteyken, neresinden girmeli eve? Hatırlamalıyım.
Bir turna sürüsü anlatabilmeli. Silah insanı korumak için mi?
Kaldırım taşlarındaki yangın kıvrandığında, nerede atlamalı denize?
Neresinde sevişmeli ormanın, hangi makinenin fişini çekmeli önce?
Bir kuklanın kukuletasını yakamam, taşlaşmışların mührünü çalamam,
sıfatların telsizini kıramam, bulvarlarda haykıramam.
Kara elmaların sesi duyulmuyor.
Herkesin içinde kan var, herkesin kanı kendi.
Resmi silahlar, renkleri, figürleri korumak için mi?
Baş kana meraktan mı dökülen kanlar?
Yeniden birlikte kuralım, 123’ü, ABC’yi.
Acil durum tohumlarını unutalım.
Kıvılcım çıkaramam.
Su olamam.
Toprakta bile yerleşik duramam.
Ve yalnızlık yangınının ateşiyle ısınıyorum, bunu nasıl unuturum?

Anahtar

Anahtarlarını bana verir misin, benimkileri sana verebilirim?
Denize fırlatırız batık hayaletler gibi dururlar.
Kuyuya atsak?
Seslerini mi özleriz, renklerini mi,yüklerini mi?
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

Anahtarlarınızı son kez koklayın, kıvrımlarını ezber edin.
Hatırlayamayacağınız yerlerde düşürün.
Çoğalamazlar ve eksilmeyecekler.
Yer değiştirecekler.
Olsa olsa birleşirler.
Herkes başkasının anahtarını görebilecek, taşıyabilecek ya da taşımayacak.

Anahtarların yetkilerini soluğunuza çekin.
İki nefes yetecektir buna.
İçeri ve dışarı.
İki nefes.
Anahtarları deşin, bırakın kanasınlar ferahlayana kadar.
Gelin açılmayan ve kapanmayan buhrana.
Herkes birinden önce sözler bıraktı zemine.
Sönmeyin ya da yanmayın bulmadan önce.
Altı duvar ekseni dökülsün her zerrenizden.
Siz,siz olmayın bir kere de uzunca uykudan uyanın.
Yıkın hanelerinizi rahimlerinden.
Kurum içinde debelensin kurumlarınız.
Semtlerin kaldırım seviyesine inin ve bağırın her yana.
Yaşasın kırık anahtarlar.
Yaşasın kayıp anahtarlar.
Yaşasın ayık anahtarlar.
Anahtarlarınızı gömmeden öldürün.
Eşikler sesleşemez.
Çilingirler kanamaz.
Parmaklarınız incinmez.
Kilitler sancıyamaz.
Anahtarlarınızı öldürmeden gömün.
Anahtarların sırrını boğun.
Anahtarların sınırını yolun.
Anahtarların meylini kovun.
Çiçeklerden açın,çiçeklere açın, çiçekleri açın.
Anahtarlarınızı uçurun. Çiçek ile açın.
Anahtarlıklardan kurtulun ve tasmasız köpeklerin sarhoş ediciliğini seyre dalın.
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.