mevzu belli

Öfkemden, kızıl, çocuksu öfkemden kaçamadım: Her zaman kendimi boş yere aldattım: Tekrar ayaktayım ve neşesi kaçmış bir köpeğim, Göğsünde ne kadar varsa sönmüş o tutkuyum. Her şeye rağmen, lanetlendim ve arsızım Senin için, yaktığım tüm geceler, Ve senin bile unutmak için uğraştığın Tüm anılara titrek bir ıslık çalarım. Şimdi, burada ölmek istemek niye? Sanki o

Körelmiş Sloganlar

Kitle hareketlerinin güç ve devinim kazanmasının sebeplerinden biri, umutlarımızın yerini almasıdır. Bu yem, özellikle terakki fikrinin yaygın olduğu bir toplumda aktiftir. Terakki kavramı, akıllarımızda yarının vasıflarıyla birlikte büyük bir yer kaplar: oysa yalancı güneşin farkına varıldığında oluşacak memnuniyetsizliğin son derece acı verici olduğu açıktır. Hermann Rauschning, Adolf Hitler öncesi Almanya’dan şöyle bahseder: “Bir çıkmazda olduğumuz

Fikirler Fikri

Plato, diyalektik yoluyla, düşünme ruhunun, varolanın sonsuz prototipleri olan “fikirler” e geri döndüğüne inanır. Plato’nun öğretilerine göre, fikir dünyası, bağımsız olarak, şeylerin dünyasından ve insan düşüncelerinden bağımsız olarak var olur. Onların varlığı sonsuz barıştır. Fikir dünyası, duyusal dünyadan ayrı olarak, uzayabilen özel bir alan içinde. Platon’un fikirler fikri, her zaman değişmez olan ortak kavramlar fikrinden

can sıkıntısı

Bu hayata acele etmeden, Dünyada hiçbir şey sevilmiyor ki zaten, beyaz bi’ maskeden bakıyorum solgun, benekli bu hayata. İnsanın, “ötekinde” bir amaca ihtiyacı vardır. Hedef yoksa veya harekete geçmek imkansızsa, kişi can sıkıntısı, ıstırap, umutsuzluk, depresyon gibi acı verici birtakım durumlarla karşılaşır. İnsanın, can sıkıntısından ölmemek için figüratif ya da gerçek anlamda amaçlara sahip olması