Toprağın Tuzu

Bazen öyle anlar oluyor ki, kelimeler anlatmak istediklerimi sınırlandıracak gibi geliyor. Hissettiklerimi yükleyebileceğim bir dil bulamıyorum ve susmaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Toprağın tuzu, izlendikten sonra uzun sessizlikler yaratan bir yapım. Hele ki yine dile dökülemeyen duygular yaşadığımız şu günlerde daha bir etkili… Vahşi insanı, fotoğraf sanatçısı Sebastião Salgado’nun gözünden görmemizi sağlayan bir belgesel.

Marıana Çukuru

Bir şiire başlayayım diyorum, aklımda dizeler, en uzununu seçip kırsam ya, ben de kırıldım varsayıyorum. Tanrım, bir şiire böyle mi başlanmalı? Kılıç çeken kılıçla ölür derdin, âşık olan aşkta boğulur, bu bir aşk yazısı değildi aslında sen de nereden çıktın? Bir yazıya da böyle başlanmazdı elbet. Öyleyse sonlandırıyorum. Çok uzaklardan bilir gibi buralarda olduğunu, yörüngende

YERDENİZ GÜNLÜKLERİ

‘Genlerinde kodlu olmayan bir müziği dinlediğinde nasıl hissediyorsun?’ diye sordu. Sürükleniyorum dedim, çok yukarılardan bakar gibi, alçalıp yükselir, bir uzaklaşır bir yakınlaşır gibi sürükleniyorum. Beni içine aldığını değil, tamamen ona dönüştüğümü hissediyorum. ‘Bir sır vereceğim’ dedin. Tanrımızı sesin varoluşuna denk tuttun. En sevdiğin yerde buldun onu, aramadın bile, zaten hep orada olduğunu biliyordun. ‘Genlerinde kodlu

Gamzelerinizden utanmayınız

Ah ettim,  ahlar ağacı kadar tuttu dileklerim. Bahçemde nar çiçekleri, için için yanmakta otlar. Sabah oluyor ötmesin kuşlar, kuşluk vakti nedir senin şu dediğin, sabahlara kadar bekliyorum ben. Uf yine başladık kelimesi kadar kırıcı bazı şeyler, vazgeçiyorum bu gece. Sen beni sevmek istedin, ben her şeyden vazgeçtim. Dönüyorum, dönüyorum sessizce. Bir ince ıslık çalıyorum, sesim

Arabesk Kültür Derneği

Geceleri epeydir uyuyamıyorum ve sen daha yatmadın mı sözlerini eskisi kadar önemsemiyorum. Tanrıyla alıp veremediklerim de öyle elbette, daha olası düşünüyorum onu. “Nathanael, ancak doğallıkla söz etmeli Tanrıdan” diyor André Gide, inanıyorum ve çözemediğim bu doğal bilinmezliği seviyorum. Bu saatte bunları düşünmek de normal geliyor, gece uçları yaşamak için var gibi, sevişmeyi geceleri daha çok tercih

Mathilda… Boğuluyorum

Güldünya diyorsunuz ya hani, zor dünya diyorum ve hiç açmayan çiçeklere şarkılar söylüyorum. Yalnızlık bir avuç tutunamayan, biz kalanların hüznünü ise anlatsam olmuyor, yazsam kelimeler düşman. Kafam desen zaten anlamıyor oyuncuları ve dublörleri. Öyleyse uçuyoruz bu gece, selam olsun tüm kara kuvvetlerine. Bir akşamüstü çalıyor telefonum, ülkenin tam da kalbinde patlama oluyor, öldürüyorlar bizi. Merak