Yas Masalı

Yaşam, gecenin konusudur. Gündüz Vassaf Eğilip bükülen bir tanrının merhametinde gibiydim uzun zamandır, yaşanamayanlar bir kuyunun içine dolarken üzerimden dokuz yıl geçmiş. Hatırlamıyorsun diyorlar, hatırlamıyorsun, uyuyordun diyorlar, uyuyorsun. Kendinden kaçmak isteyen kocaman bir ağacın gövdesine hapsolmuş bir reçine gibi her şey, yapışkan ve yer çekimine kanmış. Akıyor?  Kanım vücudumdaki bir kara delikten diğerine bağlanıyor ve

Karşılaşmalar

Sağ ayağım izmaritin yanına gelince durdum. Eğildim; yarısına dek içilmiş izmariti alıp cebime koydum. Kim atmış bunu bitirmeden? Yusuf Atılgan – Tutku Yurttan çıkıp yürüyorum, her gün aynı ben, aynı merdivenleri, farklı pantolonlar, farklı ayakkabılar bazen farklı düşünceler ama aklımın bir kenarında hep aynı seninle yürüyorum. Çantamda farklı kitaplar, kim bilir hangisinin iade edilme zamanı

Karşılamalar

Duyduğum bütün sesler yerlerini bir bir sessizliğe bıraktığında aklıma düşen tek bir soru vardı. Cevabını verdiler. Duyamadım. Cevapları duymaktan korkanın derdinden, insanlığın önünde eğilen bir tanrının merhametine sığındım. Ahir zaman alametleri gibi kulaklarımıza çalınanlar, zamanı donduran bu sorular. Kimin şarkısında kaybolduk da kimin sesinde bulduk kaybettiklerimizi?  Hakikatin müziğine âşık olan kulaklarımız ne zaman sessizliğin müptelası

Cosımo, Ağaca Tüneyen Baron

Cosimo Piovasco di Rondo, Ağaçların üstünde yaşadı, Toprağı hep sevdi, Gökyüzüne yükseldi. Uzayıp kısalan bir gölgenin hikâyesine benzemeye çalıştım, olmadı. Devamını getireceğim dedim, beceremedim. Çok özendim, özenince olmaz. Şimdi geriye kalan her şey karadut gibi salıyor rengini parmaklarıma, bileklerime, kollarıma ve boynuma. Bu lafı nereden hatırlıyorum ki ben? Déjà vu  gibi bir şey bu diyor.

Sonbahar

Her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına… Özcan Alper, senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı Sonbahar filmiyle ilgili Birgün gazetesine verdiği röportajda “Bu film benim vicdan borcumdu” demiş. Günlerdir bu sözün etkisi…  Yolda hızlı hızlı yürürken adımları karıştıran; biriyle konuşurken söylenilecekleri, yemek yaparken tuzu, haberlere göz atarken ne okuduğunu unutturan. Kafamda uğultusu, ardım sıra ayak sesleri.

Kısalan ve Yok Olan Gölgenin Hikâyesi

Henüz neye benzediğini bilmediğim için bir isim veremediğim gizli kahramanım bu öyküde yalnızca ben, sen, o diye geçmekte ve her ikili, üçlü, beşli insan ilişkisinde farklı farklı sıfatlar almaktadır. Kim olduğunu soranlara söylemem istendi ki, üzerinize damla damla yağan yağmuru, aniden esen rüzgârı, nereye uçacağını hiç şaşırmadan bilen kuşları, çukurlarda toplanan su birikintisini, varlığı, hiçliği,