SPLEEN

Sanki ben yağmurlu bir ülkenin kralıyım, Zengin ama güçsüzüm, gencim ve çok yaşlıyım, O kral ki sıkılmış, usanmıştı her şeyden, Av’dan, köpeklerinden, hayvanlardan, şahinden. Eğlendirmez olmuştu, dalkavuklar, lalalar, Gözde soytarısının söylediği şarkılar. Balkonunun önünde can çekişen halkı da Artık zevk vermiyordu bu vahşi, hasta ruha; Bir mezara dönüştü zambaklanmış döşeği, Her tür prense hayran sarayın

Çekinceli İnsan

Çoğu insanın yapmaktan imtina ettiği şeyler: özür dilemek, teşekkür etmek, birini yaptığı bir iş için/başarılı olduğu için övmek ve gözyaşı dökmek. İçlerine bir de bilmiyorum demeyi katabiliriz. İnsanın gururu bu tür şeyler yapmasına engel. İnanın bana bu kelimelerden kaçtığınızda ne siz daha yüce birisine dönüşüyorsunuz ne de dünya daha güzel bir hal alıyor. Geçenlerde, insanların

Hayatta Ne Kadar Yaşıyoruz?

Hayatta bazen gerçekten yaşadığımızı bazen de yalnız hayatta olduğumuzu hissederiz. Acaba yaşamak nedir? Hayatta ne kadar yaşıyoruz? Günlerimizin bazı saatleri canlı, bazıları ise cansız geçer. O halde canlı geçen saatleri canlı, cansız geçenleri ise cansız yapan nedir? Böyle bir soruya cevap vermekle gerçek hayatın ne demek olduğunu anlayabilir misiniz? Bir iş, bir vazife başardığım zaman,

Çok Güzel Yaşayıp Gittiğimizi Sanıyoruz

Bazen öyle geliyor ki biz çocuk kalmış bir milletiz ve daha olayları ve dünyayı, mucizelere bağlı, ‘myth’ lere bağlı bir şekilde yorumluyoruz en ciddi bir biçimde. Aklı başında bir Batılının gülerek karşılayacağı ve bize ölesiye ciddi gelen bir şekilde. Bir başka nokta daha: Öyle bir yarım yamalaklığımız var ki, bizim dramımız, trajedimiz, akıl almaz bir

SOBE

Böyle öğrendik. İlk başta çizgi çizdik, daha sonra vurduk topa. Sonra bir baktık, geri geliyor top. Yanlışlık vardır diye düşündük ama yoktu. Her zaman bir engel koymuştuk aslında biz önümüze. Gözlerimizle hayal etmiştik, ellerimizle bu engelimizi oluşturmuştuk. Çok geç kalmadık aslında. Hayat ne halde olursa olsun, her zaman engellerimiz olacak. Nerede ve nasıl geldiğine önem