Menü Kapat

Yazar: LaLuna (sayfa 1 / 2)

C.G. Jung

Carl Gustav Jung, 1959 yılında BBC’de yayınlanan Face to Face programının konuklarından biri olur. John Freeman’ın sorularına tüm içtenliğiyle cevap vermekle kalmayıp savaşın her biçiminin bir düşünme biçiminin dışavurumu olduğunu ve insanın içindeki kötülükle yüzleşmesi gerektiğini bir kere daha hatırlatır.

John Freeman: 1930’larda çoğunlukla Alman hastalarla çalıştığınız zamanlarda İkinci Dünya Savaşı’nın muhtemelen başlayacağını tahmin etmişsinizdir. Bugünün dünyasına baktığınızda Üçüncü Dünya Savaşı’nın geleceğini hissediyor musunuz?

C.G. Jung: Bu konuda kesin bulgularım yok. Ama insanın gördüğü şeyin ne olduğunu bilmediğine dair bulgular var. Söylemesi çok güç, çünkü rüyalar, çünkü insanların rüyaları kaygılarla dolu.Ancak bunun bir dünya savaşına işaret ettiğini söylemek çok güç. Eskiden çok daha kolaydı. İnsanlar savaşı düşünmezdi ve bu yüzden rüyaların anlamı çok daha belirgindi. Artık günümüzde öyle değil. Neyi işaret ettiğini tam bilemediğimiz kaygı ve korkularla doluyuz. Psikolojik durumumuzda büyük bir değişimin eşiğindeyiz. Kesin olan bu.

John Freeman: Neden?

C.G. Jung: Çünkü var olan tek gerçek tehlike insanın kendisidir. İnsan en büyük tehlikedir ve gülünç bir biçimde bunun farkında değiliz. İnsan hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. İnsanın aklı incelenmeli. Çünkü olacak bütün kötülüklerin kaynağı biziz.

 

Narın Rengi ve Sesi

Hatırlarsanız bir süre önce bir değişik biyografi başlığıyla pek kıymetli şair, müzisyen ve aşık Sayat Nova’nın hayatının alışılagelmişin dışında bir biyografi kurgusuyla anlatıldığı bir filmden bahsetmiştik: The Color of Pomegrenates. Sergei Parajanov’un 1969 yapımı bu filme ara sıra dönüp bakmamak elde değil. Fakat bizleri en az filmin kendisi kadar  heyecanlandıran bir diğer proje ise,  Nicolas Jaar’ın Pomegrenates albümü. Filme alternatif sountrack albümü olarak hazırlanan bu albümde Nicolas bizlere sanat eserlerinin biribirinden beslenirken ortaya çıkarttığı güzelliğin bir tesadüf olmadığını yeniden hatırlatıyor.

FIAT ARS-PEREAT MUNDUS

İnsanlığın kendine yabancılaşması o raddeye varmıştır ki, kendi yıkımını dahi birinci kalite bir estetik haz olarak yaşayabilecektir.

Teknik Araçlarla Yeniden Üretim (Çoğaltma) Çağında Sanat Eseri

Walter Benjamin

Siyaseti estetize etmeye yönelik her türlü çabanın doruğuna varacağı tek bir nokta vardır:savaş. Hem geleneksel mülkiyet sistemine dokundurmazken hem de en geniş ölçekteki kitle hareketlerine bir amaç gösterebilecek olan şey savaş ve sadece savaştır.  İşte, mevcut durumun siyasal formülü bu şekilde açıklanabilir. Teknolojik formulünüyse şöyle açıklayabiliriz: Bir yandan mülkiyet sistemini muhafaza ederken , öbür yandan günümüzün bütük teknik kaynaklarının harekete geçirilmesini sadece savaş sağlayacaktır. Belirtmeye gerek yok ki, faşistlerin savaşı yüceltmeleri bu tür argümanlara pek ihtiyaç göstermez.

Fiat ars-pereat mundus,* der faşizm ve faşizm savaştan, teknolojinin değiştirmiş olduğu algı duygusunun sanatsal yolla karşılanmasının sağlanmasını bekler. Bunu en açık biçimiyle sanat için sanat düşüncesinin hayata geçirilmesinde görebiliriz. Homeros’un devrinde Olimpos’taki tanrıların gözünde seyirlik bir şey olan insanlık, artık kendisi için bir seyir malzemesidir. İnsanlığın kendine yabancılaşması o raddeye varmıştır ki, kendi yıkımını dahi birinci kalite bir estetik haz olarak yaşayabilecektir. Faşizmin siyaseti estetize etmesinin bizi getirip getireceği yer burasıdır. Komünizm ise buna sanatı siyasallaştırarak karşılık vermektedir.

*(lat.) dünya batıp gitse de sanat olsun.

makalenin  tamamı. [eng] 

tülay.

Tülay German, 1935’de İstanbul’da nispeten varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Sanatçının, gerek şarkı söylemesine karşı çıkmaları gerekse sol tandanslı biriyle ilişki yaşıyor olmasını onaylamamaları ailesiyle bağlarının kopmasına neden oldu.

Tülay German’ın hayatına bakıldığında ilk anılacaklardan biri hayat arkadaşı Erdem Buri’dir; bir radyo programcısı, entelektüel, döneminin önemli aydınlarından biri. Onunla tanışana kadar Batı müziği icra eden Tülay German onun önerisiyle caz söylemeyi bıraktı. Buri’nin deyimiyle “düşünce şarkıcılığına” yöneldi. Bu süreçte ilk hiti Burçak Tarlası’nı çıkardı. Böylece Anadolu Pop’un tohumları atılmış oldu.

Tam o tarihlerde marksist görüşü anlatan bir kitabı Türkçe’ye çevirdiği için Buri 15 yıl hapis istemiyle yargılandı ve kaçmaya karar verdi. 1966 senesinde kimseye haber vermeden Tülay German da onunla birlikte bugün hâlâ yaşamakta olduğu Paris’e gitti.

German, Fransa’da birçok albüm kaydetti ve konser verdi. Saygın plak şirketi Philips’le sözleşme imzaladı. Kariyerinde gün geçtikçe yükselen sanatçı, o dönemde ülkesindeki olaylardan etkileniyordu; bu tanıklıklar onun zamanla siyasi yönü ağır basan bir müzisyene dönüştürdü. Öyle ki radikal bir kararla bütün finansal yatırımını harcayıp Philips’le sözleşmesini feshetti. Türk halk türküleri ve Nazım Hikmet, Yunus Emre gibi şairlerin şiirleri için bestelenmiş şarkıları söylemeye başladı. O artık Paris’teki Türk ve kendi ülkelerinden benzer şeylere mazur kalmış göçmenlerin sesiydi.

German, 1987’de sahnelerden sessizce çekildi ve müzikal kariyerini noktaladı. 1993’te de Erdem Buri’yi kaybetmesinin ardından izole bir yaşam sürmeyi seçti.

Kaynak: Didem Pekün | Tülay German: Kor ve Ateş Yılları , Sinopsis


diy diy

birine “kitap oku!” demek yerine ona kitap ayracı hediye etmektir belki çözüm.

etilen sosyete | aslında siz de yapabilirsiniz birimi

olmuş mu? ister misiniz?

bir değişik biyografi – the color of pomegranates

her yapı, her eser, ait olduğu dönemin, dinin ve kültürün simgesi gibi. iyi bir film de böyle olmalı, bir kültürü simgelemeli. yoksa her ülkenin kendine ait kültürü ortadan kalkarak burjuvazinin ortak kültürüne dönüşür

“the color of pomegranates” sergei parajanov’un 1969 yapımı filmi. sergei abimiz ermeni kökenli ve 20. yy’ın en önemli yönetmelerinden olduğu pek çokları tarafından vurgulanıyor. tarkovsky’den daha iyi diyenler de mevcut. bütün yorumları bir kenara bırakarak herkesin hem fikir olduğu noktaya odaklanabilirsiniz – muhakkak izlenmesi gereken bir değişik biyografi.

mubi.izle
youtube.izle
torrent.indir

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.