Yazar: gorkem

İLKEL MİLKEL

elim yine pasifikte bir şeyler deniyor
füze mi desem top mu desem
ne desem yalan
seyid onbaşı da yok artık ne savaşı
elim kaldıramaz amerikanın hawkını
durduramaz mı olmalıydı bilmiyorum
kaç okka çeker onu da bilmiyorum
başımıza kamasit yağacak susun
bilmiyorum

bir de robotlar çıktı başımıza biliyor musun
katil robotlar
bir insanı yerden yere çalabilirlermiş
biliyor musun
biraz da imanları olsa aslında
şansları yüksek
belki kazanabilirler önümüzdeki savaşı
ya da arkamızdaki işte
nasıl gidiyorsak…

şu sedörtyüz işi yatmasa bari uçak vururduk
ya da ne bileyim canımız sıkılır kuş vururduk
param olsa koyardım evin damına
belki bana da karşı gelirdi amerika
belki beni de vururdu düşerdim
hemite ovası gibi gerdanına
uçtan uca pamuk bir hendek
iki kim yong un nükleer füzesi
ve gavur gölü, derken fevzipaşa
benim diyen ben olamazdı
imanıma
biraz geri kafa düşünürsek
biraz da uzatmazsak
efotuzbeş serçe sedörtyüz sapan

Zaten teknolojinin de işi bu sevgilim
ilkeli geliştirir, ilkele öğretmez,
ilkele satar
ilkele döner
ilkelden.

  1. ÖGK

YENİ GÖRKEM

“Yüzlerce harekete çalışmış adamdan korkmam fakat bir harekete yüzlerce kez çalışmış adamdan korkarım.”

Bu doğru bir tespit. Olması gereken. Fakat bu davranış özgürce değil ama doğru mu? Doğru!

Düşündükçe, çalıştıkça ve düşündüğün ve çalıştığın bu şeylere bağlandıkça özgürlüğünden uzaklaşırsın. Ama senin için iyidir. Örneklendirmesini sizlere bırakıyorum. Kariyerinizden başlayabilirsiniz mesela… Şimdi diyeceksiniz “kariyerimi kendim seçiyorum ama bu özgürlük değil mi?”  Düşünün; acaba kariyerinizi kendiniz mi seçiyorsunuz yoksa seçtiğiniz kendinizin seçtiğine mi kariyer diyorsunuz? Düşünün çünkü ikincisi özgürce değil!

Buradan da anlaşılacağı üzere bazı özgürlükler iyi değildir tıpkı bazı eşitliklikler gibi.

Her neyse… Bunlar hep paranoya.

Çağımızda da bu böyle. Fikrim şu ki; çağımızda düşünce özgürlüğü sorunu yok ‘fazla düşünce özgürlüğü’ sorunu var. Çok düşünüyorsunuz! Özgürlüğünüzden gidiyor.

Ve düşünce özgürlüğünüz, düşünce gelmesin aklınıza. Düşünürken düşebilirsiniz de düşünce düşünebilir misiniz bilinmez!

Bu kadar özgürlük dedik, Özgürlük Heykelinden bahsetmezsek ayıp olur. Ve adetimdir bir şiirle bitirmem lazım yazıyı. O zaman Özgürlük Heykeli’nin üzerinde yazan, Şair Emma Lazarus’un yanlış hatırlamıyorsam 1883 yılında kaleme aldığı ve 1903 yılında Heykelin üzerine konulan “Yeni GÖRKEM (The New Colossus)” adlı şiiriyle veda edelim.

 “Bitkin düşmüşleri,
Zavallıları ver bana.
Özgürce soluk almaya hasret,
Biçare kalabalığı getir.
Sefillere yer yok
Bereketli kıyılarında.”

#ÖGK

Meşhur Güzellik: NEFERTİTİ

Mısır ve dünya tarihi için oldukça önemli olan bu kadını tanıyarak Mısır tarihi hakkında önemli bilgiler edindim. Ve bu kadını tanımama vesile olan da okuduğum bir şiirdi

Daha ben ilk kazmayı vurmadan
Elime gelen karabitkili testi,
Nefertiti’nin mutfağı sayılan yerde
Koyu sır hicret yollarını kesti.

Edebiyatımızın pek mühim şairlerinden Cemal Süreya’nın pek mühim dizeleri… Daha ben adını verdiği bu şiir beni her okuduğumda farklı ve daha fazla müteessir etmiştir. Kanımca bir kadına yazılmış her şiir güzeldir tıpkı bir şiire yazılmış her kadın gibi. Bu şiirde mevzubahis bir kadın: Nefertiti…

Kimmiş bu Nefertiti, neymiş diye soranlara; M.Ö. 14. yüzyılda yaşadığı bilinen Mısır kraliçesi Nefertiti, Mısır Firavunu IV. Amenhotep’in eşi, Firavun Tutankhamun’un kayınvalidesidir. Eski Mısır tarihine ait bütün kitaplar, onun dillere destan güzelliğinden bahseder. Adının kelime anlamı; “güzellik geliyor”“güzel olan” ya da “güzelden gelen” anlamlarına  çevrilmiştir. Nefertiti’nin güzelliğini bugünkü süper model ölçüleriyle karşılaştırırsak, o bir kraliyet güzeliydi diyebiliriz. Kimi kaynaklarda Nefertiti’nin asıl adı Tadukhepa’dır. Daha sonra meşhur güzelliği sebebiyle Nefertiti ismiyle anılmaya başlandı.

Kraliçe Nefertiti’nin nerden geldiği ve kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı araştırmacılar; onun, Mısır dışından asil bir aileden geldiğini ileri sürüyorlar. Özellikle çekik gözlerinden dolayı Asya kökenli olduğunu düşünen çok sayıda araştırmacı da mevcut.

Nefertiti, yaşadığı dönemin en güçlü kadınlarından biriydi. Özellikle de Mısır’da. Çünkü Nefertiti, kocası Akhenaton yani firavunla aynı düzeyde bulunuyordu. Hatta firavunun uygulaması gereken cezaları ya da yapması gereken işleri yapabilme yetkisi vardı. Bu durumdan halk ve din adamları hiç memnun değildi; çünkü bu Mısır’da alışkın olunan bir uygulama değildi. Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi. Akhenaton, saraya yayılan salgın bir hastalıktan  öldü. Nefertiti de bir süre tahtta kaldı ve öldü.

Baht karası saçları, kopkoyu ufak gözleri ve bronz teni en güzellerin gözlerini kamaştıracak cinstendi. Elmacık kemikleri çıkık, yüzü çiçekler gibi inceydi.

Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Diyorum ki, şiir her bilimi kapsar.

Diyorum ki şiir mükemmeldir.