Yves Bonnefoy’un Mitolojiler Sözlüğü Vesilesiyle

Modern insanın aklına “eskiler efsanelerine inanıyorlar mıydı gerçekten?” sorusunu sormak Paul Veyne’in bir kitabıyla geldi: “Yunanlılar Efsanelerine İnanıyorlar mıydı?” Sorun tabii ki mitolojinin ne olduğundan çok “inanç” adını verdiğimiz şeyin ne olduğuna dair sağlam bir sorgulamayı yapabilmekte yatıyor. Pascal bir zamanlar “diz çök, dua et, inanırsın,” demişti. Birkaç yüzyıl sonra, artık “günümüz” diyemeyeceğimiz bir takvimde

Lost Rites

rite ayin demek, lost rites is pek tabii hemen bildiğiniz gibi kayıp ayinler. çalınan ateşin sonrasında geliyor. kendisini ise elysse ismi takip ediyor. ardından hemen kendimizi yenileyip uçsuz bucaksız bir yere ulaşıyoruz. bütün bu yazdıklarımın bir anlamı olup olmadığını albümü dinledikten sonra farkedeceksiniz. sizi yeterince cezbetmediğini biliyorum bu sözcüklerin, ama emin olun dinlemek kulaklarınıza ve

the cats will know

Gene yağmur düşecekgüzel kaldırımlarının üstüne,hafif bir yağmurbir esinti ya da bir adım gibi.Meltem ile şafak hâlâhafif filizlenecekyeniden içeri girdiğindeadımının altındaymış gibi.Çiçekler ve pencere eşikleri arasındakediler bilecek bunu. Başka günler olacak,başka sesler olacak.Tek başına gülümseyeceksin.Kediler bunu bilecek.Eski sözler işiteceksin,yorgun ve boş sözlergeçmiş bayramlarınbir yana bırakılmış giysileri gibi. Senin de jestlerin olacak.Sözlerle yanıt vereceksin –İlkbaharın yüzü,senin de

geç farkına varılan şeyler

her şey geçici hayat adil değil başkaları size sizin kendinize davrandığınız gibi davranıyor mutlu olmak bir tercih ve ciddi bir çalışma gerektiriyor öfkenin arkasında her zaman korku var hiçbir şey sandığın kadar önemli değil ömür oldukça kısa çok garantici yaşadın, daha fazla risk almalıydın fırsatın varken tadını çıkarmaya bak aradığın şey baktığın ekranın içinde değil

ethical.net

fazlasıyla karmaşık bir dünyada yaşıyoruz. dolayısıyla kullandığınız cihazların, içtiğiniz kahvenin, yediğiniz yiyeceğin nereden geldiği, hangi şartlarda üretildiğini bilmek mümkün olmuyor. bu durum pek tabii “etik” yaşadığını iddia edenlerin çoğu zaman komik durumlara düşmesine sebebiyet veriyor. örneğin fosil yakıtların çevreye yarattığı tahribatı eleştirip elektrikli araç kullanan bir insanın kullandığı elektriğin kömür kullanılarak üretilmesi ya da cam

music-map

her şeyin yavaş yavaş algoritmalara bırakıldığı günümüz düzeni, opsiyon olarak sunulsa çok fazla tercih edilmeyeceğini düşünsem de bir gerçek olarak var olmaya ve dönem dönem işe yaramaya devam ediyor. karşımızda music-map var kendilerini müziğin turist haritası olarak konumlandırıyorlar. basit bir mantık ile çalışıyor, beğendiğiniz grupları giriyorsunuz o da size başka neleri beğenebileceğinizi öneriyor. akabinde diğer