adnan dura – piri

Derin deniz uykusunda bir deniz adamının öyküsü Ahtapotu andıran bu adam, denizin derinliklerinde ulaşabildiği sayısız bucağı kendine yuva edinir, formları tanımlanamayan bu yuvalarını her ne pahasına olursa olsun savunurmuş. Kıvrak yöntemleriyle denizin diplerindeki her türlü savaşın üstesinden gelebilirmiş bu adam. Bedenindeki şahsına münhasır, envai çeşit deseniyle yetinmez: denizin dikkatini daha çok çekebilmek için yenilenir de

lahitteki baykuş

Başka biri olmak istemiyorum. ….. Hayatımdaki durumlar gibi kendimle olan ilişkimin de değişeceğini, evrimleşeceğini, büyüyeceğini, iyileşeceğini ve hatta bazen bozulacağını kendime hatırlatmak zorunda kaldım ve bu bir sorun değil. Çünkü bu; insan olmak, canlı olmak demek. Dönüşüm hayat boyu devam eden bir süreç. İsteseniz de istemeseniz de dönüşeceksiniz. O yüzden bu dönüşümle; birbirimizi desteklemek, kendimizi

nasıl nefes almalı

anlamsız, sürekli negatif konular üzerinde dolanan bir gündem. nefes alamayan insanların olduğu, nefes almaya çalışanların kolayca öldürülebildiği, baskılandığı bir dönem. evet saçmalıklar bol ama bu saçmalıkları üzerinize yığıp nemalanmak isteyen kitleye de verebileceğiniz en güzel cevap nefes almak, gülümsemek ve dilediğiniz gibi yaşamak. söylemesi kolay ve aslında uygulaması da kolay şeyler. gereksiz iyimser olmadığımızın bilinci

Dünya Dinlerinde Kitlelerin Evcilleştirilmesi

Evrensellik iddialarına sahip dünya dinleri, çok kısa zamanda çekiciliklerinin odağını değiştirirler. Başlangıçta amaçları ulaşılabilecek herkese ulaşmak ve kazanılabilecek herkesi kazanmaktır. Öngördükleri kitle evrenseldir; tek tek her ruh hesaba katılır ve her ruh onların olacaktır. Sürdürmek zorunda oldukları mücadele, kurumları zaten mevcut olan hasımlarına karşı giderek bir tür gizli saygı duymalarına yol açar. Mevcut durumlarını korumanın

iyi bir güneş

“Öldüğüm zaman çiçek göndermeyin benim çiçeklerim var.” -Miss Lu Güneşli bir Pazar sabahı. Tatlı Bela geldi. Bir pazar sabahı dışarıda. Geldi ödünç para istedi benden biraz. Altımda iskemle masada oturuyordum. Pencerenin önünde. Bahçeden geçtiğini görmemiştim. Radyoyu kıstım, gazeteyi bıraktım. İkimizin de gözlerinde ayrı ayrı anlamlara gelen tümleçlerin sonundaki soru işareti var. Aynı soru işareti. Ne