albert caraco – post-mortem

bu açıklamalardan dolayı beni bağışlayın, ama acının çaresi aşkınlıktır, hiçbir acı aşkınlığa direnemez, yol uzun değil, bizim erdemlerimiz de bu yolu kısaltır, erdemin ödülü alışkanlıklarımıza damgasını vuran düzendedir, çoğu zaman alışkanlıklar sayesinde varlığımızı sürdürdüğümüzden, sonunda alışkanlıklarımız en az doğal erdemleri bile doğallaştırır, biz de dönüşürüz ve sonuçta bizi dönüştüren hareketin elimizden kaçtığını fark ederiz, nihayet

ACCATONE (DİLENCİ)

Herzamanki gibi geç kalktım, onbire doğru. Biliyorum ki bugün, nasıl denir, kararlı birgün. Heyecandan kendimi kötü hissediyorum, özellikle fiziksel olarak. Yüreğim çarpıyor, midem ağrıyor. Yüzümde, bazı noktaların, özellikle yaşlılığın izlerini taşıyan noktaların bana acı verdiğini hissediyorum. Çalışmaya koyuluyorum. 1944’de yazdığım bir dramı tekrar elime alıyorum. O an için özel anlam taşıyan bir olay. Teselli mi

Yeni Bir Dünya İçin Tasarımlar

Bugünlerde “sanat” türündeki şeylerin yer aldığı uzanım daha da uzarsa muhtemelen kopacak. Bir uçta sanat, parayı kökenli bir “nesne” olarak tekilleştirmeye dayalı bir tür finansal enstrümana dönmekte. Bu, herhangi bir tür —kavramsal, imgesel— nesne olabilir, mühim olan tek şey, kimin bunu kimden satın aldığını bildiren bir belgenin varlığıdır. Özellikle resimlerin böyle enstrümanlar olarak iyi iş

Marx’ın Bir Çift Sözü Var…

De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar. Bir köylü kulübesinde bir saraydakinden farklı düşünülür Din… ruhsuz bir dünyanın ruhu… Marx’ın Birinci Sözü De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar… Alman işçilerine İngiltere’de kapitalizmin gelişme sürecinin kanlı canlı bir anlatısını haber veren bu Latinizm, Marx’ın ele alacağımız birinci sözü… “Ama eğer Alman okur, İngiliz sanayi ve

Narkotik, Psikotik, Şarlatan, Hipnotik ve Judaeo-Epileptoid

Jill Masterton, akşamları hors d’oeuvre külliyatı ile şişirmeyin kendinizi, à la Turque olmayın diye sürekli uyarırdı bizi. Bizse, onun silahlarının kostümü dışına çıkmasını veya rastlantısal olarak odasında bizi bayıltmasını beklerdik. Resesif itfaiyeciler gibi… Zevk ve zulüm dolu yıllardı! A paradox! Rather no time to act upset or play the pathetic martyr or victim; we charge

Kadın Hikayeleriyle İstanbul

Tarih tekerrür etmez, fakat bize yol gösterir. Eceler, kraliçeler, imparatoriçeler, azizeler, cariyeler, valide sultanlar, tanrıçalar ve soylu kadınlar da bu tarihin çok önemli ama maalesef hala ikinci planda kalan bir parçası… Farkındalığı arttırmak amaçlı her güzel çaba ise alkışı hakediyor. “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü”ne özel olarak Türkiye’de ilk defa, İstanbul’un tarihini “kadın hikayeleri”