37 hikaye

1919 yılında Wycliff Aber Hill – Ten Million Photoplay Plots (on milyon hareketli görsel teması) adlı eserinde, aslında sadece 37 hikaye olabileceğini ve karşımıza bunların çeşitli kombinasyonları üzerinden ürünler sunulduğunu söylemiş. katılmayan var mı? MUTLU DURUMLAR Kurtarmak Kayıp sevdiklerine ulaşmak Tanrının mucizesi ACINASI DURUMLAR Yalvarmak Aşkın engelleri Eşitsizler arasındaki rekabet Akrabalar arasındaki rekabet Bir gizem

Bugs Bunny

Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in eserlerinde devrimci ve skandal yaratıcı ne varsa bunların küçük bir gri tavşan tarafından –dünya çapındaki ikinci büyük emperyalist katliamın arifesinde– istisnai biçimde simgeleştirilmesi tesadüf değil. İsmi, çelişkinin diyalektik çözümlerinden birini cisimleştiriyor: Bugs (ünlü bir gangsterin takma adı); Bunny (neredeyse sevecenliğin eşanlamlısı). Bir ölçüde Br’er Rabbit’in kentli torunu olan ve ataları arasında

british museum

pandeminin ilk aşamasının getirdiği ve muhtelemen bildiğiniz ama gözden kaçıranların olabileceği güzelliklerden. british museum 2 milyon kayıt üzerinden 4.5 milyon objeyi açık erişime açmış. fazlasıyla kolay bir şekilde arama yapıp kendinizi kaybedebilirsiniz. lafı uzatmaya gerek yok; british museum online collection

444

444, bir çağrı notu gönderdiğim -kendim dahil !- 30 davetlinin 25’inden gelen olumlu yanıtla yola koyuldu ve gerçekleşti. Neden çıkış noktasına kitabın açılış sayfasında yeralan fotoğrafı seçtiğimi soranlar oldu, okurlardan da merak edenler çıkabilir : 2020 ilkyazı herkes için bir kader-kısmet kuyusunu açmıştı – dibindeki aynaya bakanlar farklı imgeler görecekti. EB enis batur vakti zamanında

çapalı karşı

Kollarında eski balık dövmeleri teodor kasap perhiz ahali içmez ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı ve geniş muhlis sabahattin’den ayşe opereti ne güzel bir hiç Üç yıllar var ki minyatürlere mahkûm teodor’un o eski balık dövmeleri ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş ve korkunç taş gülmekler muhlis’te gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe atlı

İnternette sanat mümkün mü?

İnsanların, sanatçılar da dahil olmak üzere tarihin bazı dönemlerinde “Artık sanat mümkün mü?” gibisinden sorular sordukları olur. Derken, bütün bu soruların bir “sinirsel çöküşün” etkilerinden ibaret olduğunu gösterecek şekilde, sanat, Rönesans’ta olduğu gibi, Barok’ta olduğu gibi, modern sanat konusunda olduğu gibi yeniden o tuhaf parlayışlarından birini gerçekleştirmekte gecikmez. Sanatın “olanaklılığına” ilişkin soru sormak saçmadır. Çünkü