falling backwards

“Çocukken geriye doğru düşerdim, gerçekten. Hayatın haksızlığını hissettiğimde veya kendimi kontrol edemezsem, öfkemi kaybetmek yerine susar, dik durur, gözlerimi kapatır ve kendimi bırakırdım.Evde, halka açık yerlerde, nerede olduğu önemli değildi. Her zaman geri, dikey, kaçınılmaz olarak ama şiddetle değil. Bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra hayatımdaki insanlar işaretleri görmeyi öğrendiler ve genellikle beni zamanında yakalamak için

sombrero

bir daha aşık olunca çok dikkatli olacağım, dedi kendi kendine. ayrıca, tutmaya gayret edeceği bir söz vermişti kendine. hiç bir zaman başka bir yazarla çıkmayacaktı: her ne kadar çok şeker, nazik, üretken veya eğlenceli olsa bile. uzan vadede değmezlerdi. duygusal olarak çok pahalı ve bakımları çok karışıktı. sadece einstein’ın tamir edebileceği sürekli bozulan bir elektrikli

yamyamlık manifestosu

Yalnızca Yamyamlık bizi birleştirir. Toplumsal olarak. Ekonomik olarak. Felsefi olarak. Dünyanın benzeri olmayan yasası. Tüm bireyselliklerin, tüm kolektivizmlerin örtülü ifadesi. Tüm dinlerin. Tüm barış antlaşmalarının. Tupi or not tupi sorun bu. Tüm dinî öğretilere karşı. Ve Gracchi’lerin anasına karşı. Yalnızca benim olmayana ilgim var. İnsanın kanunu. Yamyamın kanunu. Tiyatro oyunlarındaki tüm o kuruntulu Katolik kocalardan

barnaby barford

seramik büyüleyici bir malzeme, çok zengin bir tarihle dolu ve dokunsal bir malzeme olarak benzersiz bir ilişkimiz var. her gün onunla yiyip  içiyoruz, evlerimizi onunla süslüyoruz, ancak onu farklı şekillerde kullanmayı beklemiyoruz, bu da tam olarak yaptığımı eğlenceli hale getiriyor. barnaby barford üstteki alıntının sahibi ve ne yaptığı ve ne kadar başarılı  yaptığı da ortada.

Unburdened Light

unburdened light, yükünden kurtarılmış ışık da diyebiliriz aslında. günümüz toplumunda ve özellikle bu anlamsız büyük şehirlerde en büyük ihtiyaç. biraz huzur, biraz sessizlik ve pek tabii biraz hoşgörü. toplumun bütünün buraya ulaşması ise maalesef bizim neslimizde muhtemelen mümkün olmayacak ama siz yine de kendinizi ve çevrenizi mümkün mertebe güzelleştirmeye ve örnek olmaya çalışın. kendi yaşam

İran Sineması ve Kadın

İran sinemasında yalnızca kadının varlığı konusunda değil, İslam’da aslında yasak olan “imajın” varlığını tartışmanız gerekir önce. Yoksa hiçbir kültür kadınlara “dayanamaz” –muhakkak çekicilikleri ve birtakım güzellikleri, işveleri vesaire vardır onların. İşte Mahmalbaf’ın Kandahar filmine bakın –ne diyordu? İmajları olmayan ülke. Niçin? Çünkü kadınlarını burkalara kapatmış. Bu sosyo-politik gerçeklik yine de filme bir paradoks olarak yansımış