Menü Kapat

Yazar: flagg (sayfa 1 / 292)

MOD 091 – 20180828

Politik kontrolden tamamen arındırılmış bölgelerin günümüzde var olabilme umudu kesinlikle bir bilimkurgu, salt spekülasyon olarak kalmaktadır. Kapitalist sistemin dışında var olanlar yalnız şizofrenler, düş görücü’lerdir.

Can Tanyeli

01. Oh Sees – Sentient Oona
02. Oh Sees – C
03. SilverLiners – This Feeling Inside
04. ELZ AND THE CULT – Monochrome
05. Bewitched As Dark – Dark Chambers
06. Bewitched As Dark // ELZ AND THE CULT – Voices Echo In My Brain
07. Bewitched As Dark // ELZ AND THE CULT – All My Friends Are Here
08. Bewitched As Dark // ELZ AND THE CULT – The Rabbit is Dead
09. Supereich – Chapter V: Voices of Laments
10. Supereich – Chapter VII: Night Lights and Sweet Dreams
11. The Rorschach Audio – Move In
12. Hayri Okçu – İstasyon
13. Beyaz Hayvanlar – Özünde Narin

krautwerk

krautwerk nico seel’in neu! ve erken kraftwerk gibi krautrock gruplarına selam çakan tekkişilikorkestraprojesi.
minimalizm ayrıca nico’nun etrafında döndüğü bir terim.
ve tabii ki DIY yani kendin yap.
huzurlu

kanımca bandcamp üzerinde olan en değerli hesaplardan ve şahsen tekrar tekrar dinlediğim nadir eserlerden. bütün albümleri dinlemeniz dileğiyle.

krautwerk

iyi uyanın

Spinoza’nın altını çizdiği gibi “olumsuz tarafından kemirilen bir dünyada, insanın öldürücü iştahını, iyilik ve kötülüğün, adalet ve adaletsizliğin kurallarını” sorgulayan, “olumsuz bütün hortlakları” ifşa etmekten, hayata ve hayatın gücüne inanmaktan vazgeçmeyenler olduğu sürece iyi uyanacaktık.

Ayıptır Söylemesi: Rimbaud

AHMET SOYSAL: Yani tam çarptığı yıl Rimbaud’nun, 52…
ECE AYHAN: 1952. Siyah kaplı bir kitap*. Güzel bir antoloji. Parçalar olduğu gibi alınmış. Güzel yorumlar da var.
A.S.: Özellikle de galiba Illuminations ilginizi çekti, düzyazı şiirler…
E.A.: Her zaman düzyazıları çok sevdim. Yahya Kemal’in lafı doğru: “Esas edebiyat nesirdir”. Şiir, fazladan bir şey. (Erkek de, fazladan varlıktır. Erkek fantezilere düşkün varlıktır.)
A.S.: Ama siz düzyazı şiire ilk, Kınar Hanımın Denizlerinden sonra başladınız. Ya da önceden yazmış mıydınız bazılarını?
E.A.: Daha önce düzyazı deneylerim de var. Hikâyeler.
A.Ş.: Birkaç hikâyeniz yayınlanmış galiba, bazı dergilerde?
E.A.: Beş!
A.S.: Ama asıl düzyazı şiir döneminiz Kınar Hanımın Denizleri sonrası başlıyor.-
E.A.: Bakışsız Bir Kedi Kara’da Rimbaud’nun etkisinde kalmışım denebilir, istenirse. Illuminations’u okuduktan sonra yazmıştım.
A.S.: Une saison en Enfer’i de o yıllarda okudunuz.
E.A.: Onu önce okudum.
A.S.: Önce onu… Ama sizi daha çok Illuminations çekti.
E.A.: Evet.
A.S.: Niçin acaba? Bunu açıklayabilir misiniz?
E.A.: insanın kendi hayatıyla örtüşen şeylerle ilintili herhalde...
A.S.: Oysa Une saison en Enfer daha otobiyografik bir yapıt. Yani birtakım deneylerine daha çok değindiği bir yapıt.
E.A.: Öyle.
A.S.: Yaşadığı şeylere… Hatta şiir anlayışına da…
E.A.: Onlarda metin var. Biz zaten, metin getirdik… yani ikinci Yeni ya da benim Sivil Şiir dediğim şey… Yani Cemal Süreya, Sezai Karakoç. İlk oluyor.
A.S.: Yani bir çeşit kurgu olarak yazı… kurgu.
E.A.: ‘Kurgu’ tabii.
A.S.: Kurgu, tam anlamıyla.
E.A.: Ama ‘montaj’ anlamında değil.
A.S.: Fiction anlamında da değil.
E.A.: Fiction da değil.
A.S.: Agencement belki, yani bir araya getirme, belirli bir düzene göre bir araya getirme… agencement…
E.A.: Evet… Benim bildiğim kadarıyla bu Türk şiirinde ilk oluyor galiba…
A.S.: Bir çeşit örgü de… sıkı örgü…
E.A.: Hah… şimdi bulduk: Sıkı ‘örgü’. Tezgâhta çalıştık aslında. Sözgelimi kendimizi hiç katmamaya çalıştık. Olabildiği kadarıyla. İnsanın kendisini tamamiyle katmaması olanaksızdır.
A.S.: Bu şey anlamına da geliyor… yani bir metnin üstünde çok çalışılıyor… örülüyor…
E.A.: Evet. Hatırlıyorum… 100 kadar kopya olur. 99’unu yırtıp atarsın. Sonuncu metni koyarsın.
A.S.: Bakışsız Bir Kedi Kara döneminde…
E.A.: Onu söylüyorum.
A.S.: Rimbaud için de çok hızlı yazdığı söyleniyordu bir zamanlar. “Büyük dâhi çocuk, bir seferde çıkmış bunlar!” diyorlardı. Halbuki çok
çalışmış Rimbaud. O, sonradan düzyazıları incelediğinde çıkıyor… Karalamalar var… yeniden dönmüş, yeniden yazmış… yani uzun bir çalışma sürecinde çıkmış o metinler.
E.A.: Görünüşteki hız düşüncesi doğru değil aslında… o da yanlış biliniyor.
A.S.: Ya da: hızın üstünde bir çalışma oluyor…. Mesela bu hız konusuna Rene Char değiniyor…
E.A.: Şairlerin hız hikâyesi başka bir şey. İnsan yılı, ışık yılı gibi, şair yılı da olması gerekir, şair saati de. Bir şairin bir saliselik düşü, belki 50 yıllık yaşama karşılıktır.
A.S.: Mesela Rene Char, “buluşu, Rimbaud’nun, hız’dır” diyor.
E.A.: Hız dediğim gündelik’hayat, garsonun bir şeyi hızlı getirmesi, bir kızın hızlı yürümesi filan değil… Başka bir kavram bulmak gerekir. Aklıma yine Yahya Kemal geliyor… Zaten bu uslu coğrafyada Rimbaud’yla kimsenin ilgisi olmamış. Ne Rimbaud’yla ne Lautreamontla. Şuna parmak basan Şerif Mardin’dir: ‘Uslu resimler’, Türkiye’de dikkat edin, bütün resimler uslu resimlerdir. Hiçbirinin ‘satanique’, ‘demoniaque’ yanı yoktur.
A.S.: Acıya fazla değmiyorlar. Sıkıntıya, deliliğe. îçeri’ye. İç derinliğe değmiyorlar.
E.A.: Evet, hiç girmezler.
A.S.: Bir yerde duruyorlar, demek istiyorsunuz.
E.A.: Biraz da kendi hayatlarıyla ilgili.
A.S.: Bir çeşit ‘nostalji’, ‘melankoli’, hüzün’… Hüzün sözü, biliyorsunuz, çok geçerli bir söz.
E. A.: Evet, öyle bakarlar. Çok yaygın. Sözgelimi, hüzünlü bir kızsa sevilir. Rudolf Valentino’yu çok severlerdi, hep böyle süzgün baktığı için. Oysa adam miyopmuş.
A.S.: Ayrıca hüzün denilen şey de kapsanan bir şey. Yani akıl, bilinç, onu kapsıyor…
Devam

MOD 090 – 20180821

… kusurlar moda olunca erdemden sayılır.

Moliere, Don Juan, V/2

01. In Hoodies – Coo Coo
02. Ağaçkakan – İhtiyar
03. OmA – Ne Zamandır
04. Kumadam – Güzel Günler
05. Saska – Adasuzın Turalım
06. Islandman – Future Days (Hey! Douglas Remix)
07. Barış Şenyuva – Escape Route
08. Hayri Okçu – Karanlıkta
09. Brek – Spook
10. Bewitched As Dark – Neon Black
11. ELZ AND THE CULT – Reflect Your Pain
12. Kutay Soyocak – Hiçbir Şey
13. Etnik Sentetik – Dasystem (Part 2)
14. Anadol – Adieu

anarşist banker

anarşist ne ister? özgürlük. kendisi ve başkaları için, tüm insanlık için özgürlük. toplumsal kurguların ya da kısıtlamaların etkisinden kurtulmuş olmak ister; özgür olmak ister, tıpkı dünyaya geldiğinde olduğu gibi, tamamen adil koşullarda olması gerektiği gibi; üstelik bu özgürlüğü hem kendisi hem de diğer herkes için ister. doğa karşısında bütün insanlar elbette eşit olamaz; büyükler ve küçükler, güçlüler ve zayıflar, zekiler ve daha az zekiler vardır… ötekiler de, herkes kendi arasında eşit olabilir; bunu engelleyen şey, toplumsal kurgulardır, dolayısıyla bu kurguları yok etmek gerekir.

daha önce huzurluğun kitabıyla kısaca bahsetmiştik pessoa’dan o da daha ziyade hayatını kaybettikten sonra kıymeti bilinenlerden. kitabımız anarşist banker. kısaca bir bankerin nasıl anarşist olduğu sorusunu yanıtlıyor. sayfa sayısı olarak da kısa bir kitap olmasına rağmen sordurduğu sorular ve düşündürdükleri ile kolay kolay hazmetmek çok mümkün değil. yavaş çiğnemek her noktada bildiğiniz gibi daha sağlıklı.

kapitalizmi ve sosyalizmi eleştirirken savunduğu anarşizmi de sorgulaması ve getirdiği bakış açısı kanımca oldukça değerli. toplumsal kurgulara öyle ya da böyle dahil olan bizlere de net bir ayna tutmuş olması kitabın değerini daha da arttırıyor. bize de antikçağ felsefesine selam çakarak bu tartışmayı açan metni muhakkak okumak kalıyor. kısa bir örnek ile yola çıkıyorsunuz;

Eğer bir insan köle olmak için doğmuşsa, onun karakterine aykırı olan özgürlük, onun için bir zorbalık olacaktır.

anarşist banker
fernando pessoa
türkçesi: ışık ergüden
Sel Yayıncılık
2018, 69 sayfa

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.