Menü Kapat

Yazar: flagg (sayfa 1 / 265)

Rainbow Over Ottoman

osmanlıcılık. F91W’ye selamlarla.

kimliği yıkıp parçalamak

Kimlik politikaları dönemine girdik. Üstelik Türkiyecek, belki de dünyacak altüst olmuş bir kimlikler savrukluğu halindeyken bunları ayrı ayrı, üst ve alt kimlikler diye tartışmaya davet ediliyoruz. Kimliği, sürekli kaybedip durduğum (ve bu yüzden başım sürekli belada) bir kâğıt olarak tanımaktan öteye kendi hesabımca geçemiyorum, ama insanların bu kimlik derdini de anlamak istiyorum gerçekten. Bu yüzden bazı felsefi-siyasi kavramları devreye sokmam gerekli. Bu yüzden kusuruma bakılmasın, çünkü epeydir kavramlarla düşünmeyi başaramayan bir dünyadayız ve herhalde şu İslami üst-kimlik meselesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı düzeyinde telaffuz edilmiş olsa bile bu kavram falan değildir.

Kimlik, “identitas” iki şey arasındaki aynılıktır ya da benzerliktir. Aynılık varsa bu iki şey farklı farklı değildirler. Benzerseler ta baştan onların farklı farklı olduklarını varsayıyoruzdur. Yani onlara bir bireylik atfediyoruzdur. Afedersiniz ama mesleğim sosyologluk olduğu için bu tür mantıki bir meseleyle uğraşmam bazılarını rahatsız edebilir. Ama ne yazık ki sosyal bilim ve siyaset bilimi literatürünün neredeyse tümüne yakını bu türden kavramları (kimlik, aidiyet, kadınlık, erkeklik, azınlık, çoğunluk, etnisite, globallik, yerellik vesaire…), ifade ettiklerine çok bol gelen, oldukça yoğun bir tarzda kullanıyor. İnsanlar bu yüzden sanıyorlar ki herkesin derdi bir kimliğe sahip olmak, yaşadığı dünyada kendini bu kimlikle ifade etmek, hatta daha da kötüsü bu kimliği arayıp durmaya mahkûm olarak sürekli bir arayışta yaşayıp ölüp gitmek.

Üstelik bu “kimlik” denen şeyin bir de “bunalımı” var. Yani, bunalıyor. Ya da belki demek istiyorlar ki, onu arayıp bir türlü bulamazsanız yandınız, şizosunuz, depresifsiniz, paranoyaksınız, hatta daha da kötüsü, nevrotiksiniz (nevrozu tarif eden Freud ve takipçilerinin psikozlar konusunda iler tutar hiçbir şey söylemiş olmadıklarını bilerek söylüyorum bunu). Son tahlilde ise size “terörist” ya da “muhtemel cani” bile diyeceklerdir. Bu durumda sizden bir şey çıkmaz. Bu kimlik o kadar yüce bir şeydir ki uğruna uçaklar binalara dalış yapar, içki içenler gettolara kapatılır, çeşitli vatandaşlık hukuklarından bahsedilir, giderek her şey aklıselim birinin artık tasarlayamayacağı bir düğüme karışır.

Devam

etilen sosyete

önümüzdeki yıl etilen’in 15. yılı kutlamalarını belki yapıyor olacağımız bir yıl olacak. “dile kolay” sıfatının bizim için oldukça anlamlı olduğu zaman dilimleri. sonradan çeşitli pişmanlıklara sebep olsa da vakti zamanında bilinçli olarak silinen 2008 öncesi yazıları olmamasına rağmen; bu site üzerinde neredeyse 10 yıllık olan ve 2150’den fazla yazı içeren bir arşiv birikmiş.

bu neredeyse 15 yıllık süre içerisinde bildiğiniz gibi paylaşmak dışında herhangi bir gayemiz olmadı. daha fazla hit ya da daha fazla takipçi peşinde koşmadık. sitenin herhangi bir yerinde reklam var olmadı aksine sadece içeriği nasıl ön plana çıkarabiliriz diye uğraştık ve bütün masraflarını kendimiz karşılamaya devam ettik. bir aksilik olmadığı sürece de böyle olmaya devam edecek.

(her bu tarz yazının içerisinde yer alan) ama/fakat son dönemlerde keşke daha önce farkına varsaydım diye geri bildirim yapan arkadaşların sayısı çoğaldı. bunun yanında hakikatin yerini yalanların, dürüstlüğün yerini duyguların, teyitli bilgilerin yerini kişisel analizlerin  birden çok görüşün yerini ise tek bir görüşün aldığı bir devirdeyiz. bilginin paylaşarak çoğaldığına inanan bir topluluk olarak sizlerin desteğiyle belki daha geniş bir çevreye ulaşabilir ve belki daha çok kişinin bizlerle paylaşmasını sağlayabiliriz diye düşündük. homurdanıp “her şey çok kötü” diyenlerin aksine bir şeyler yapmaktan vazgeçmeyen insanlar olduğunu biliyoruz.

etilen’i bir şekilde takip eden tüm güzel insanlara sesleniyoruz. gün içerisinde farklı ağlarda defalarca yaptığınız paylaşımlara etilen’in hesaplarını ekleyerek sizin de katkınız olabilir. birlikte ve paylaşarak çok güzel olduğumuzu ve kazanacağımızı unutmayın. etilen’e katkıda bulunmak için her daim kapının açık olduğunu zaten biliyorsunuz.

şehir heykelleri

Her gün önlerinden geçiyoruz. Çoğu, kentin en önemli simgesinin yüzlerce kez büyütülmüş hali. O kadar çirkinler ki çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih ediyoruz.

görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz diye sınıflandırmış arkadaşlar ama üstte gördüğünüz enteresan “şey” olayı farklı bir boyuta taşıdı. kendisiyle “spektaküler” şehir heykelleri için başarılı bir görsel hafıza;

şehir heykelleri

todd may – şiddetsiz direniş

insanlar tökezledikleri vakit devlet yardımından yararlanamayacaklarının bilincindeyse, muhtemelen baskıdan ziyade korkuyla hareket ederler. bu durumda kişi, elindekileri muhafaza etmek ve böylelikle de toplumda diğerlerine katkıda bulunmaktansa kendi kaynaklarını kendi güvenliği için kullanmak zorunda kalır. dolayısıyla bu korku, toplumsal dayanışmayı aşındırır; bireyciliğin artmasına katkıda bulunur. insanlar başkalarını ortaklaşa toplum yoldaşları olarak değil, kendi imkanları için rekabet eden kimseler olarak görerek imkanlarını buna göre idareli kullanır.

çevremizi saran ve hayatlarımıza nüfuz eden çok sayıda baskıcı kurum ve faaliyetleri nasıl alaşağı edeceğimizi sormak yerine, altlarını nasıl oymamız gerektiğini sormalıyız diye bitiyor kitabımız. yine ismini vermek isteyen bir takipçimiz tarafından iletildi. siz de isminizi vermeden paylaşmaya devam edebilirsiniz zira muhakkak okunması gerekenler listesinde.

todd may – şiddetsiz direniş (.pdf)

sonet

Deniz
umumi tuvalette

kalp krizinden ölmüş
yaşlı doğa şairi
gibi.

Hayaleti hala
tuvaletlerin peşini bırakmıyor.

Geceleri karanlıkta

çıplak ayaklı

yürüyüşleri
duyulabilir.
Birileri ayakkabılarını

çalmış.

Richard Brautigan
çeviri/yorum: etilen

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.