Ölüm geldi ya da hiç gitmedi

İş yerinden hışımla çıktı. cebindeki paketten son bir sigara çıkarıp yaktı. bu halde çok yürüyemezdi hissiz ve bitap haldeydi bu halde çok sürdüremezdi ilgisini; işsiz, kadınsız ve beş parasız aksi olabilen hiç bir adama karşı koyamazdı. Gün gelmişti, bunu hissetti intiharın zamanı geldi sakin adımlarla bulduğu ilk markete girdi iki şişe şarap ve bir paket sigara aldı,

Üç gün yas ama ya sonra ?

Bir kez daha, yine yine ve yeniden. Ne kısır döngü ama. Bilgiler, akabinde hedefler ve bilinçler ve nihai kalan acı, korku ve elbette ölüm. Gerçektende yakın ya da uzak bir yerlerde bir vahşet daha yaşandı. Ne hissettiğimizi bile anlayamayacak kadar şaşkınız. Ben de buna şaşkınım. Yaşanmamışlık üstü bir şaşkınlık ve keder içindeyiz. Ayrıca ilginçtir ki bizim için

Tanrı bize küstü

Koca bir hikaye kitabıydık biz, sayfaları kirli kirlendikçe çocukların büyüdüğü kirlendikçe üzerimizin örtüldüğü karanlık bir kitap Herkesin satırı sahibinin hevesleriyle süslenmiş bu kitapta her kelime parlatılıp cilalanmış herkesin olmasını istedikleri varolanların yerini almış karanlık unutulmuş yine –Gözlerim bozuldu artık göz gezdirirken başlıklara, kitaptaki yerimi bulmaya çalışırken tükendi gözümün feri bu karanlıkta Kaçmak istedim kaçayım derken

Geç oldu Yum vicdanını!

İnsan, doğası gereği pek verimli değildir geceleri. Doğal bir sersemlik ve hem fiziksel hem mental bir yorgunlukla boğuşur yaptığı işlerin yanında. Yapılan eylemler daha yorucu, yaşanmışlıklar, yalnızlıklar daha acı ve şüphesiz göz kapakları daha ağır gelir. İnsan medeniyet basamaklarını bilgi dağarcıkları ve teknoloji çığırlarıyla üçer beşer, kör topal çıkarken her zaman bozmuştur doğanın işleyişini. Biyolojik

Değilim

Bence ben değilim Gelişen şehirlerin saldırgan açlarından Ya da telefon rehberlerinde arananlardan Hissetmiyorum işte gözyaşlarının karşısında O hüzün dolu boşlukları Çalışmıyorum mesai saatlerinizde Daha fazla dolmamak için beklentilerle Daha fazlasını harcamamak için içimde Görmüyorum  sokaklara baktığımda Medeniyetin  o büyük adımlarını Sadece canavarlar geçiyor zihnimden Ezmiş canavarlar çoktan bizi Ayak izleri gözüküyor her yerimizden; Dükkanlardan, son model arabalardan,

çocuk parkında anarşi – dismaland

Gerçek kimliğini sır gibi saklayan ünlü İngiliz sokak sanatçısı Banksy’i tanımayanımız, bir eserine dahi rastlayıp da hayran kalmayanımız yoktur sanıyorum. Böyle konuşuyurom fakat yine de tanımayan azınlık kısma kısaca tanıtmak için nefesimi tüketmeyeceğim. Zaten kendisi – bu şöhret mevzusu her ne kadar hoşuma gitmese de – eserleri sayesinde dünyanın sayılı grafiti sanatçılarından sayılmayı haketmiş bir çok ülkede insanların