BİLMEDİĞİMİZDEN

O’na… O'(n)larımıza… Dalında kurumuş çiçekler gibiydik. Dokundu bir çift el Düşmedik. Bilmediğimizden… Bir keresinde bir şiirde Seviştiğimi sanmıştım. Duvarları yoktu. Bacası tütüyordu. Omuzlarım anlamını bilmediği sıfatlarla Nitelenen bir ad olmuş. Kasım kasım. Parmak uçlarımda bir karıncalanma. Aşırı doz özgüven aldığım günlerin Sarılışları Methiyeler size çay içmeye geldiği gündü. Mahkemeler, davalar. Yatağının üstünde kenarı tırtıklı bir

Turnusol

 Yere düşen her şey kirlenir. Az toz, az toprak. Ve benim gezegenimde Kötü adamların ellerine hiç bulaşmamış Çocuk kanları, Anne kanları, Evlat kanları… Kan hep yerde kalmış, Ter hep yerde. Bir çocuk doğmuş, Adı Barış. Bir çocuk ölmüş, Adı Barış. Her adımda şerbet misali İçilen andlar, Tadı çiğnemeden yuttuğum Yemekler gibi olmalı. Sonra annem yatağa

Duyguların Termodinamiği : 0.Yasa

Anlamını bilmediğim çok şey var, Bilinmeyenler ülkesinden yola çıkmış . Her kavram biraz “şey” değil midir? Mesela ayrılıklar neden hep kötü havalarda gerçekleşir? Açıklasın birileri. Peki var mı cevabı doktorların Hasret insanın hangi organında birikir ve ağırlaşır bedeni. İçip içip birbirimizi arayacağımız Yaşı geçmişiz gibi ayrılıklar Kapımıza dayanmış. Bir de alkol çok zamlanmış O günlerden

Foucault Sarkacı

Dumana döndü solan gece. Ağaran gün ve bütün tabiat yana duruyordu. Ben yana duruyordum. Sen soğuk, sen taş duvar misali, açık gökyüzündeki ayaz gibi, soğuk kış geceleri koynuna koyduğum ellerim gibi. Gözlerimde tuttuğum yaşlar gibi buğulu, sisli mevsim. Dönüyoruz ama sallanıyoruz da gibi sanki. Caminin minaresinden gayrısı gözükmüyor penceremden. Parmaklığı eksik evlerinde gecekondu sakinleri. Öyle

Adı(i)ydı(i)

Herkese aynı şiiri okuyan adamlar Ve herkese aynı gülen kadınlar Eskitti bu şehri Her sevgide aynı kokuyu arayanlar Her sokağa benzer hatıraları sığdıranlar Cümlelerinin başı sonu aynı olanlar Aynı yerde susanlar Ve gecenin hep aynı saatinde acıkanlar Ömrü aynı yerden kırılıp aynı acıda takılı kalanlar Her kediye aynı isimle seslenenler Hep aynı filmi seyredip İlkmiş

Aç Parantez

Aralarda boş sayfalar bırakmadan Kullanmayalı bir defteri Ve temiz bir mendil üstünde Tırnakları kökünden kesilmiş ellerimi Kimseye göstermediğimden beri Sokaklardan silah sesi duyulmayan Kaç gün geçti? (Kim bilir?) Sarıp sarıp dinlediğim Polis telsizi efektli kasetteki sesin Eskimedi. Sen banyoda yankılanan şarkılarımsın Şimdi. (De-ne-me bir ki) Mesanemi sıkıştıran ağırlığın sebebi Uğrun uğrun devirdiğim şişeler. Yardımcım neden