Bir Taş Devri Hikayesi

Korkmadan bakabilmeyi sana Ve dinozorları düşlemeyi istiyorum. Aynı anda. Zaman oluyor ki yeter diyorum Ama sadece 1 dakika. Nedenlere özlemle bakılmış ikinci el Gözlükler satılıyor işportada. Onlara bakarken Dalıp kalıyorum. Gitmeyi beceremem ben, beceremiyorum. Tırnakları uzun kadınlar geçiyor penceremden. Bir bebeğe dokunacaklar diye içimi saran korku Bu geceki uykusuzluğumun sebebi. Kafamı toparlayıp, tüm düşünceleri Beynimin

SİT ALANI ORGANLAR

Boş bir sayfaya bakar gibi yüzüne takılı kalan Gözlerimin bir anlamı olmalı. Sana cümlede anlam soruları çözdürmüyorum, bilesin. Anlamlardan cümleler kurmak sana kalmış. Kırmızı kar yağmadan kesişmeyecek yollarımızda Karayolları asfalt çalışması başlatmış. Her bahar şenlenen yüreğime AVM yapılmadan gel. Kayyumlara teslim edilmesin Baharı senle gelen bahçelerim. Akla ziyan sorular cevabını arıyor. Gece saat bir(1). Gece

Sêva Mêxekrêj

Kayıpların tozlu raflar arasında unutulma ihtimali Varoluş hikayemin bilinmezi. Duvarları ilanlarla dolu sokağım. 5 liraya çekilmiş 12’li vesikalıklardan Bir demet yapıp getirmişsin Gibi doğmuş bugün güneş. Sen gül, gözlerinin kenarı kırışsın. Cam kenarı düşlerim Kırmızı saksılarda yeşermezken Beyazlamış saçlarının rengi, Göç yollarım. Seni saatlere sakladığımdan Haberin yok. Elmanın da bir özgürlüğü var armudun da. Hatta

Kırık Zaman Masalı

Kırık zamanlardı, Kum saati yorgun düşmüş, Akrep yelkovana küsmüş. Gece yarıları öksüz… Yokluk eksiklikle karışmış. Sokaktan insan sesleri. Pastahanelerin önlerinde muhallebi kuyrukları. Sabah saat beş. Sığmıyor içime, Öfkem kaygım ve tüm endişelerim… Duvarları tırnaklarla çizilmiş, Kan revan içinde Bir oda içerim. Duvarda isli bir ayna. Çoğalalım istiyorum sevgili ! İçerimdeki o oda yıkılsın ! Bir

Sınırın Bitki Örtüsü

Arjin’e… Karanfili koklayıp suya bıraktı. Kokusu yayıldı bahar gelmemiş dağlara. Ve köşesinden bir darbe aldı Odanın ortasında bir anıt gibi duran Ayna. Yüzün hafızamda bir çocukluk Fotoğrafı kadar masum. Yüzün hafızamda, hatıramda… Sırtını rüzgara yasladığından beri 4 kış geçti Tatvan’da. 4 Kere yumdum gözümü. Kış çok çetin, Donma olur mu? Kardelen ol aç Munzurlarda, Nergis

Yarın Yok

Yarın bir gündü. Ayakkabılarım yürüyordu. Sağa dön dedim, Döndü. Parmağım gözündeydi, Gözü kördü. Soğuktu. Ankara’ydı. Hava efsunluydu. Ben aldanmaz sandım, O aldandı. Ve ben aptal değildim. Belki çiçek pasajında Unutulmuş Bir demet lale olabilirdim. O da değildim Neydim? . . . Sokaktaki herkes Onun sıcaklığını taşıyor diye Hepsine iliştim. Soğuktu Ankara’ydı. Eve götürüp seviştim. Bazısı