Menü Kapat

Yazar: fenolftalein (sayfa 1 / 2)

Adı(i)ydı(i)

Herkese aynı şiiri okuyan adamlar
Ve herkese aynı gülen kadınlar
Eskitti bu şehri
Her sevgide aynı kokuyu arayanlar
Her sokağa benzer hatıraları sığdıranlar
Cümlelerinin başı sonu aynı olanlar
Aynı yerde susanlar
Ve gecenin hep aynı saatinde acıkanlar
Ömrü aynı yerden kırılıp aynı acıda takılı kalanlar
Her kediye aynı isimle seslenenler
Hep aynı filmi seyredip
İlkmiş gibi şaşıranlar
Her sigara üfleyişinde aynı ”Ah” a iç geçirenler
Ve benzer kapılarda aynı yüzleri arayanlar
Adres bilmeden sokak arşınlayanlar
Farklı ellerle aynı ölçüyü bulmayı umanlar
Ve hiçbir şey ummadan yaşayanlar
Eskitti bu şehri
Yeniye hasret kaldığını söyleyip
Hasretlere hep eskileri sığdıranlar
Avuçlarındaki taşları ceplerinde saklayanlar
Ve sopası elinde dolaşanlar
Bu şehrin sokaklarındalar
Bu şehirde
6 işaret zamirine sığmayacak
Kadar çok insan
Var
Derdi yüzlerinden okunanlar
Ve okuduğunu anlamada sınıfta kalanlar
Aynı mahallenin insanları
(Yetiş ya valilik yetiş ya muhtar!)
Farklı sokaklarda aynı oyunları
Oynayan çocuklar
Saklanırken aynı oyukta buluşanlar
Paylaşacak tek şeyleri açlıkları olanlara
Oturduğu binanın 24. katından bakanlar
Gözleri aynı renk olanlar
Ve aynı ayakkabı numarasına sahip milyonlar
Bir de doğacak çocuğuna ismi takvim yaprağından bakanlar
Her şehirde en az bir tane olan Karanfil sokakta
Birbirinden habersiz
Birbirisiz , volta atıyorlar
İşte hep bunlar
Eskitti bu şehri
Bu şehir ki çöp kutularının
Üstünde şiirler
Boş duvarlarında anonim sözler taşır
Ve hepimizi ayak izimizden tanır
Kafiyenin kokusunu 5
Açlığın kokusunu 1 metre
Öteden alır
Bu şehri ben olan
Biz olan, sen olan
En çok da siz olanlar eskitti
Oysa üç tarafı denizlerle çevrili
“Yurdum” un
5 puanla takdiri kaçıran çocukları
Toplansa bir parti ederdi
Ama şehir eskidi
Eskittik.

Aç Parantez

Aralarda boş sayfalar bırakmadan
Kullanmayalı bir defteri
Ve temiz bir mendil üstünde
Tırnakları kökünden kesilmiş ellerimi
Kimseye göstermediğimden beri
Sokaklardan silah sesi duyulmayan
Kaç gün geçti? (Kim bilir?)
Sarıp sarıp dinlediğim
Polis telsizi efektli kasetteki sesin
Eskimedi.
Sen banyoda yankılanan şarkılarımsın
Şimdi. (De-ne-me bir ki)
Mesanemi sıkıştıran ağırlığın sebebi
Uğrun uğrun devirdiğim şişeler.
Yardımcım neden sonuç cümleleri
Ve dar günümde yetişen
Bağlaçlar, eylemsiler…
Yoksa nasıl gelir gözlerinin çukurundan
Geçen cümlelerimin sonu?
Sonra bir de noktaya gelmeden
Coğrafya bilgisi olmadan da
Kendine güvenen ani gitme isteği. (Ne olacak?)
Ruhumun ağırlığına kalsa (Kalmıyor)
Oysa
Sevişmek ve bir bardak su içmek
Terazide aynı hizada.
Yani yaşlanmışım gibi.
Yani ağırdan.
Yuvasını sırtında taşıyacak kadar
Güvensiz. (Kucağını yuvam yapamayışım bundan.)
Ve ağırdan,cesaretsiz.
Yani kaplumbağa misali.
Yani defterler arasında kurutulmuş bir
Papatyaya rastlama ihtimalim yok gibi.
Galapagos sendromuna yakalanmış
Metropol insanına
Dönüşümüm,
Gregor Samsa kadar olmasa da,
Çocukluğumdan çok uzakta.
Buradan bakınca herkes birbirine benziyor.
Kal orada ki (Kalma)
Kimselere benzeme.
Çünkü çocukluğumsun sen.

-E Bilmek

Yaktığım son sigaranın vişne kokusu odamda
Yan yana dizilmiş aynalar.
Bu gece dehşetli istekliyim,
Dikkat et pijamanın yırtıldığı yerden öpebilirim.
Yeşilinde kaybolan şehirlerden
Yeşili kaybolan şehirlere transfer olduğumdan beri
Yüksek binaları sevdim.
En azından bir ağaçmışçasına
Gökyüzüne uzanmak istedim.
Bu gece dikkat et
m2 sini bilmediğim bir odada
Oksijensizlikten ölebilirim.
Görmediklerimle hayatta kaldığım gerçeği
Körlüğe olan özlemimi arttırıyor.
Alaturka bir türkü dinlerken
Termik santrali henüz olmayangillerden
İçeriye köy kokusu doluyor.
Anlatımı da bozuyorum
Anlaşılmayı beklerken.
Havada oksijende çözünmüş gerginlik kokusu.
Dikkat et modern zamanlarda
Tek yeşili mezarlıklar kalan bir şehirde
Ölebilirim!
Nefes al,ver, al , ver …
Alma, verme, sus, öl…
İçime attıklarım damarlarımda kan
Niyetine dolaşırken
Havadaki yüzde 21 oksijenin
Faydasını görmeden
Ama yine de tükürüğümde boğulmadan
Ve boşalırcasına kötü niyetlerinizin üstüne
Son nefesime dahi acımadan
Ama bu kez susmadan
Tanımadığım yüzlerden örülmüş bir taş yığınında
Ölebilirim!

Kara Basma Kürt Olur

Cümlede tek başına anlamı olmayan bir kelime gibi varlığım
Ondan sebep her sabah armağan edilişim
Günde bir öğün aç karnına andlar içişim
Yalnızlığımın suçlusu çoğul eki almamama sebep dil bilgisi
Ana dilim bile olmayan bir dilde
Yazım yanlışlarına savaş açıp
Çocuğumun adını Şahap koymak için
Nedenler arıyorum
Bibexşîn Daye…*

*: Affet Anne…

(F)Az Değişimi

Suyu düşünüyorum,
Düşünürken sıvılaşan beynimi,
Çarpım tablosu bileşenlerini,
Ve unutamadığım küçük
Ünlü uyumunu.
Penceremden içeri uzanacakmışçasına
Yakın
Ve aslında bir o kadar uzak olan
Bulutları,
Yağmurun bugün yağma olasılığını
Ve havadaki nemi,
Yağmurla toprağa karışan
Zararlı atıkları,
Tokken karnı guruldayan insanları
Ve açken kalbi göğüs kafesine sığmayanları,
Sokaktaki çıplak ayaklı çocukları,
Denize kıyısı olan kasabalardaki
Martıları
Ve onların göç yollarını.
Sonra yeniden suyu, maviyi, denizi…
Eskimeye yüz tutmuş bilmem kaçıncı yeniyi,
Düşünmeye değenleri ve değmeyenleri,
Düşünüyorum.
Zihnim metrobüs gibi
İterek oturanlar
Ve son durağa kadar gitmeye ısrarlı olanlar.
Bir de mentollü mendillerle burnunu,
Aynalı camları olan gözlüklerle gözlerini
Kapayanlar
Var.
Gitsinler istiyorum,
Evlerine, dağlarına, yurtlarına
Sokaklara…
Beynimin boğumlarında mevzilenip
Tutuştukları bu sonuçsuz kavga
Bitsin…
Gitsinler istiyorum,
Gitsin.
Dağılsınlar !
Az sonra boşalacak bulut gibi
Dağılsınlar.
Ve annemi düşünüyorum,
Onun bana anlattığı masallardaki gibi
Bir varmış bir yokmuş takip mesafesini
Korusunlar hayatımdakiler diye
Devletin tüm resmi makamlarına
Dilekçeler yazıyorum.
Gitsinler istiyorum,
Gitsin.
Ya da beynim direkt
Süblimleşsin.

Hepi Topu

Terli sırtına havlu koymak istemiştim sadece ben
Kömür sobasının borusunda ısıttığım.
Sonrası kestanelerden bir tabak belki.
Çizmeyi unutup da yüzüme patlayanlar ziyan
Ziyan kapı aralığından kaçan ısı
Musluktan damlayan su
Yorulmadan çenenden göğüs kafesine inen ter
Ziyan bunlar.
Sepetteki bir çürük elmanın tüm sepeti çürüttüğü
Müfredattan kaldırılmıştı ben ilk okula giderken.
Çalışmadığım yerden sorular sorma der gibi bakanlar ordusunun
İlk parmak kaldıranı olmak için yarışmıyor muyuz?
Kalan sağlar da bizim değil, kim olduğu belli olmayan onlar sahibi
Kim bu “Onlar “?
Belki sadece bir işaret zamiri,
Belki biraz sen, ben, olamayan biz.
Yükleme sorduğum tüm sorular cevapsızsa bu dil bilgisinin günahı
Benim değil.
Ezberden sordum hep, bütün sorular ezberdendi.
Cevabı ne olsa doğru olan cinsten.
Sen hiç cevaptan önemli soruları olan bir sınav gördün mü?
Ben gördüm, baksan iki adım ötendeydi bakmasan Himalayalar.
Satrançta bir sonraki hamlede oyun dışı kalacak taşlara
Yakılan ağıtları öğrettiler mi okulda ?
Ya da haksızlığa karşı hangi tonda bağıracağını hayat bilgisi dersinde?
Annenin sırtına koyduğu havlu Bursa’dan mıydı?
Kestaneler Artvin’den
Ben ışığı yanan karşı pencereden.
Terli sırtına havlu koymak istemiştim sadece ben
Ya da baş ucuna bir sürahi su
Hepsi bu.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.