Menü Kapat

Yazar: deryaboz (sayfa 1 / 4)

Kırık Zaman Masalı

Kırık zamanlardı,
Kum saati yorgun düşmüş,
Akrep yelkovana küsmüş.
Gece yarıları öksüz…
Yokluk eksiklikle karışmış.
Sokaktan insan sesleri.
Pastahanelerin önlerinde muhallebi kuyrukları.
Sabah saat beş.
Sığmıyor içime,
Öfkem kaygım ve tüm endişelerim…
Duvarları tırnaklarla çizilmiş,
Kan revan içinde
Bir oda içerim.
Duvarda isli bir ayna.
Çoğalalım istiyorum sevgili !
İçerimdeki o oda yıkılsın !
Bir olmayalım, çoğalalım!

Yollar hep gider benden.
Dünya da yuvarlak değil,
Bir tepsi gibi.
Kara delikler pusuda,
Gidersen düşersin,
Belli olmayan bir zamana.
Kırık zamanlardı…
Evren toz bulutundan doğduğunda,
Annem çamaşır suyu döktüğü
için bulutlar vardı.
Bulutlar temizdi, gökyüzü kirliydi.
Su başlarında kadınlar.
Döve döve temizlenen çamaşırlar sırada.
Saat 12’yi vurmaya niyetli.
Maksat küsler barışsın,
Akrebin zehri aksın,
Kirliyle beyaz karışsın.
Çoğalalım istiyorum sevgili !
İçerimdeki o oda yıkılsın !
Bir olmayalım, çoğalalım!

Kırık zamanlardı
Bir orman, bir ağaç, bir ben vardı.
Toprak kabul etmez olmuş
Hiçbir canlıyı.
Toprak ağaca,
Ağaç dalına,
Dal yaprağına küsmüş.
Bir tufan kopsa
Bütün küsler el ele.
O gün,
O saatte,
O saniye…
Çoğalalım istiyorum sevgili
İçerimdeki o oda yıkılsın
Bir olmayalım, çoğalalım!

Sınırın Bitki Örtüsü

Arjin’e…

Karanfili koklayıp suya bıraktı.
Kokusu yayıldı bahar gelmemiş dağlara.
Ve köşesinden bir darbe aldı
Odanın ortasında bir anıt gibi duran
Ayna.
Yüzün hafızamda bir çocukluk
Fotoğrafı kadar masum.
Yüzün hafızamda, hatıramda…

Sırtını rüzgara yasladığından beri
4 kış geçti Tatvan’da.
4 Kere yumdum gözümü.
Kış çok çetin,
Donma olur mu?
Kardelen ol aç
Munzurlarda,
Nergis ol Zagros’da,
Vicdan taşı, umut taşı Nemrutlara!
Yüzün hafızamda bir çocukluk
Fotoğrafı kadar masum.
Yüzün hafızamda, hatıramda…

Karanfil koklayıp da
Ölümü çağırma gece gece
Çocuk!
Köşe başlarını tutmuş
Akrepler kirpiler.
Nuh’un gemisi su alıyor.
Bir yılan bağırıyor:
Denize düşmeden de sarılabilirim.
Bir karış toprak bulsam
İlk dileğim ölmek.
Kapat gözlerini diyor annem,
Sonra bir dalga düşle gerçeği ayırıyor.
Ve tüm bayraklar yanıyor.
Geriye bir tek alevin rengi,
bir tek kanın rengi,
bir kırmızı çizgi kalıyor.

Sınırlara basma çocuk,
Bahar gelmeden vururlar!
Yüzün hafızamda bir çocukluk
Fotoğrafı kadar masum.
Yüzün hafızamda, hatıramda…

Yarın Yok

Yarın bir gündü.
Ayakkabılarım yürüyordu.
Sağa dön dedim,
Döndü.
Parmağım gözündeydi,
Gözü kördü.
Soğuktu.
Ankara’ydı.
Hava efsunluydu.
Ben aldanmaz sandım,
O aldandı.
Ve ben aptal değildim.
Belki çiçek pasajında
Unutulmuş
Bir demet lale olabilirdim.
O da değildim
Neydim?
.
.
.
Sokaktaki herkes
Onun sıcaklığını taşıyor diye
Hepsine iliştim.
Soğuktu
Ankara’ydı.
Eve götürüp seviştim.
Bazısı kadın
Bazısı erkek.
Gözlerimi gözlerine diktim
Hayatımla olan münasebetini
Kıskandıracak derecede
İyi seviştim.
İsterdim,
Ama aptal değildim.
Kimdim?
.
.
.
Ellerinin kokusu…
(Hatırla(!) avuçlarını öperdim)
Kollarının havada salınışı
Ve yürürken ki
Küçük, seri adımların.
Yarın bir gündü.
Ayakkabılarım yürüyordu.
Bedenim yoktu.
Ottu,
Candı.
Sola dön dedim
Döndü.
Bahardı,
Soğuktu,
Ankara’ydı.
Neredeydim ?
.
.
.
Uyumuş mudur?
Gölgesi yüzünün yastığının üzerinde.
Nefes alışını bir mucize
Seyreder gibi seyrettiğim günler
Kendi dinimi kurmuştum.
Kitabı boş bir defter.
İçinde hep sen geçen dualar
Uydurmuştum.
Ellerim tam kalbinin üzerinde
Uyumuştum.
İlk tanıştığımız gün
Sana güneşi doğurmuştum.
Yarın bir gündü.
Ayakkabılarım yürüyordu.
Bedenim yoktu.
Ottu,
Candı.
Soldu.
Sokağına vardım.
Dur dedim,
Durdu.
Bahardı
Soğuktu.
İstanbul’du.
Yarın bir gündü ve
Artık
Yarın yoktu.

BİLMEDİĞİMİZDEN

O’na…
O'(n)larımıza…

Dalında kurumuş çiçekler gibiydik.
Dokundu bir çift el
Düşmedik.
Bilmediğimizden…

Bir keresinde bir şiirde
Seviştiğimi sanmıştım.
Duvarları yoktu.
Bacası tütüyordu.
Omuzlarım anlamını bilmediği sıfatlarla
Nitelenen bir ad olmuş.
Kasım kasım.
Parmak uçlarımda bir karıncalanma.
Aşırı doz özgüven aldığım günlerin
Sarılışları

Methiyeler size çay içmeye geldiği gündü.
Mahkemeler, davalar.
Yatağının üstünde kenarı tırtıklı bir defterin sayfası.
Beyazlar olmadığı kadar beyaz(!)
Siyahlar olmadığı kadar siyah(!)
Bir de benim unuttuğum gözlüklerim…
Henüz unutulmuşların çoğalmadığı günlerdi
Ayın tam yirmi altısıydı.
Saat akşamüzeri altı.
Yol ile bitişik penceren,
Bir merdivenle paralel uzanıyordu.
İnsanlar nefes nefese dışarda,
Biz nefes nefese içerde…

Ocağın üstünde çay
24 dk kaynadığında
Daha güzel olurdu.
(Kutlu Olsun!)
Mutfakta çayın yanına soğuk espriler ikram ederdin,
Gözlerine gözlerine gülerdim…
Penceresi açık olurdu odanın.
Üstümüzde yazdan kalma bir şilte.
Üşümezdik,
Anadan üryan,
Üşümezdik,
Bilmediğimizden…

Devam

Turnusol

 Yere düşen her şey kirlenir.
Az toz, az toprak.
Ve benim gezegenimde
Kötü adamların ellerine hiç bulaşmamış
Çocuk kanları,
Anne kanları,
Evlat kanları…
Kan hep yerde kalmış,
Ter hep yerde.
Bir çocuk doğmuş,
Adı Barış.
Bir çocuk ölmüş,
Adı Barış.
Her adımda şerbet misali
İçilen andlar,
Tadı çiğnemeden yuttuğum
Yemekler gibi olmalı.
Sonra annem yatağa yollardı.
Marş Marş!
Zoraki uykularda
Çocukluk rüyaları, kabuslar…

..

..

Yere düşen her şey kirlenir.
Alırsın öpersin ekmeği,
Üç kere.
Koyarsın yüksek bir yere.
Ekmek bile kirlenir.
Vururlar kuytu bir köşede,
On beşinde…
Ekmek düşer kirlenir.
Az toz, az toprak
Çocuk kanı, anne kanı, evlat kanı,
Senin kanın, benim gözyaşım…
Uzana kalırsın.
Tembellik değil mecburiyetten.
Ve kaşların martı olup
Havalanır.
Savaşın olmadığı mevsimlere
Göçüyor şimdi kuşlar.
Bir de kan kokusu taşıyor artık
Kıble ve keşişleme.
Gidenler mutlu (?) herhalde
Kalanlar…

..
Devam

Duyguların Termodinamiği : 0.Yasa

Anlamını bilmediğim çok şey var,
Bilinmeyenler ülkesinden yola çıkmış .
Her kavram biraz “şey” değil midir?
Mesela ayrılıklar neden hep kötü havalarda gerçekleşir?
Açıklasın birileri.
Peki var mı cevabı doktorların
Hasret insanın hangi organında birikir
ve ağırlaşır bedeni.
İçip içip birbirimizi arayacağımız
Yaşı geçmişiz gibi ayrılıklar
Kapımıza dayanmış.
Bir de alkol çok zamlanmış
O günlerden bu yana.
Güneş görmeyen odamda
Saksılarda yarattığım
Yalancı bahara inat
Mevsim baharda güz gibi.
Bir filmi yarısında açmışım.
Başı benden habersiz
Sonu benle biten.
Eve hırsız girmiş ama
İşemeye mecalim yokmuş sanki.
Ben kapıyı çalıyorum.
Evde de kimse yok gibi.
Ölüler var yaralılar ağır.
Ve kan grubu
Canına yandığımın sıfır rh negatifi.
Kan akıyor.
Kan akıyor, bacaklarımın arası Dicle.
Kaderleri bir.
Ve senden kalanlar,
Ol(a)mayan çocuklarımız
İsimleri belli.
(Baran belki barkın belki arin ya da arjin !)
Hava soğuk
Benim mantığım beni ısıtmıyor
Ya seninki?
………………………..
Bütün bu başıma gelenler
O kadar lirik ölemiyorum diye.
Ah bir ölsem şarap içerken
Tavandan sarkan bir iple.
Ah
Bir
Ölsem.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.