Göçler Yüz Yıllar Önce Bitti

(I)Isırdığı elmayı avuçladı ÂzemEvirip çevirmeden yani pek de oralı olmadanHani nimete de küfredercesine değil deBıraktı tabağın ortası sayılamayacak bir noktasınaGüneşin erken karşılandığı sabahların Müjdesini veren hanımelleri kokusunuCivara yaya dursun Yola revan olmak için sebepler geçmişin Ve geleceğin eşelenmesiyle kendini gösterdiBaşının yerinin avuçlarının arası olduğunu geç kavrayan ÂzemÖzlediği şeylerin duygusuyla yetinip Ne olduklarını unuttuğunu fark edeliSadece

Önce Kadınlar ve Çocuklar Sonra Biz

Koşan çocuklar çizebilirdim yolcuların acelesi olmasa. Göründü ve kayboldu aydınlık. . . Kuşetli vagonlarda şehirler(in) arasına sığdırdığım yalnızlığımı Bölüştürdüğüm yabancılar kadar uzun bakabilseydin bana En kötü ihtimalle bir türkü tüttürürdük. Seni bana saran yaralarımı kanatmadan. İsterdim ki tüm yaralarımı gör, su dök, toprağa göm. . . Zamanı öldürüp beni asmasınlar diye Yan yatırdım tüm kum

Suda Ay İzi

Yalnızı öptüm son harfinden, kimsesizi.Sana uzanamadım. .. Çuvallar dolusu siyahlar toplamıştım.Hepsini yangından sağ çıkan bir ağacın dalına astım.Ardım, kuşağım belimdeki.Önüm, usuma sıkışmış hayallerim.Kafesler dolusu mahlûkatı serbest bıraktım.Kalbim, cenderedeki ufak bir su birikintisi. .. Kül tozuyor, ellerim(iz) kirli.Külleri bir ateşe atıp gözümü bozkırlara diktim.Bir cümlede yan yana gelmese isimlerimiz,Bir kovuğa gizlediğim açıkçası 100 yıllar gizleyebileceğimSenliğim, kaçışı

Konuşmamız Lazım

Değilimiz alınmış, Tepe taklak dün, bugün.Üstümüzde sayılardan bir Gök.Han damları, Konuşan duvarlarda isimler.Yüzü, sağ yanağındaki beni öptüğüm günlerin donukluğunda, uykulu.Saman sarısı bir sonbahar sabahı.Bakir karanlığı bozan bir kale önümde duruyordu..Dedim ki ona-Tuttuğun hiçbir şey düşmez, sarıl.Dedi ki bana-Noktalar birleşince bir doğru ediyordu, yaptığın hatalardan korkma…Sesler gidilmeyecek kadaruzaklardan geliyordu,görülmeyecek kadarUzaklardan.Melek meşeleri ürkütmüş ormanı,dalları, budakları.Yorulmasak, yol enine

(G)izi Yarasında

Ekşiyen yüzünü güneşe dönse belki bahar gelecekti. Kemiklerinin kendinden büyük olmasını ve küfesinde insan yükü Taşımasını saymazsak, ona çocuk denebilirdi, Gözleri yeşile çalan, her şeyin yarımını nasip bilmiş güzel Ali’m. Yana yakıla geçen günlerin acısını bir fanusa hapsetti ve ateşe verdi. Alazlanan alevde demlenen öfkesini saldı bir okul çıkışına Çantalarda kapağı kırışmış kitaplar, içinde öyküler,

Temmuz’un ortası eksi 1

Bahar temizliği, gözyaşlarımla halıları siliyorum.Odamdaki kokunu sökmek için ceplerimdeUnuttuğum peçeteleri kullanıp çöpe atıyorum.Duraklara yaslanmış insanlar, insanları geçen duraklar…Atların üstüne kurulmuş panayırlarSokaklarda dans edenlerin üzerinden geçiyor.Eski dostlar, eski aşklar, eski sokaklar…Reseptörlere meydan okuyarak hissetmiyorum, acımıyorumSadece yürüyorum, görüyorum, duyuyorum.Sırana oturdum, üstünde adının üçüncü harfi “K”azılıama eminim sıra senin.(Sıra kimin?)Kim bilir belki de senin kapattığın kapıları açıyorum.Hasretimi saklamam