Menü Kapat

Yazar: fenolftalein (sayfa 1 / 2)

-E Bilmek

Yaktığım son sigaranın vişne kokusu odamda
Yan yana dizilmiş aynalar.
Bu gece dehşetli istekliyim,
Dikkat et pijamanın yırtıldığı yerden öpebilirim.
Yeşilinde kaybolan şehirlerden
Yeşili kaybolan şehirlere transfer olduğumdan beri
Yüksek binaları sevdim.
En azından bir ağaçmışçasına
Gökyüzüne uzanmak istedim.
Bu gece dikkat et
m2 sini bilmediğim bir odada
Oksijensizlikten ölebilirim.
Görmediklerimle hayatta kaldığım gerçeği
Körlüğe olan özlemimi arttırıyor.
Alaturka bir türkü dinlerken
Termik santrali henüz olmayangillerden
İçeriye köy kokusu doluyor.
Anlatımı da bozuyorum
Anlaşılmayı beklerken.
Havada oksijende çözünmüş gerginlik kokusu.
Dikkat et modern zamanlarda
Tek yeşili mezarlıklar kalan bir şehirde
Ölebilirim!
Nefes al,ver, al , ver …
Alma, verme, sus, öl…
İçime attıklarım damarlarımda kan
Niyetine dolaşırken
Havadaki yüzde 21 oksijenin
Faydasını görmeden
Ama yine de tükürüğümde boğulmadan
Ve boşalırcasına kötü niyetlerinizin üstüne
Son nefesime dahi acımadan
Ama bu kez susmadan
Tanımadığım yüzlerden örülmüş bir taş yığınında
Ölebilirim!

Kara Basma Kürt Olur

Cümlede tek başına anlamı olmayan bir kelime gibi varlığım
Ondan sebep her sabah armağan edilişim
Günde bir öğün aç karnına andlar içişim
Yalnızlığımın suçlusu çoğul eki almamama sebep dil bilgisi
Ana dilim bile olmayan bir dilde
Yazım yanlışlarına savaş açıp
Çocuğumun adını Şahap koymak için
Nedenler arıyorum
Bibexşîn Daye…*

*: Affet Anne…

(F)Az Değişimi

Suyu düşünüyorum,
Düşünürken sıvılaşan beynimi,
Çarpım tablosu bileşenlerini,
Ve unutamadığım küçük
Ünlü uyumunu.
Penceremden içeri uzanacakmışçasına
Yakın
Ve aslında bir o kadar uzak olan
Bulutları,
Yağmurun bugün yağma olasılığını
Ve havadaki nemi,
Yağmurla toprağa karışan
Zararlı atıkları,
Tokken karnı guruldayan insanları
Ve açken kalbi göğüs kafesine sığmayanları,
Sokaktaki çıplak ayaklı çocukları,
Denize kıyısı olan kasabalardaki
Martıları
Ve onların göç yollarını.
Sonra yeniden suyu, maviyi, denizi…
Eskimeye yüz tutmuş bilmem kaçıncı yeniyi,
Düşünmeye değenleri ve değmeyenleri,
Düşünüyorum.
Zihnim metrobüs gibi
İterek oturanlar
Ve son durağa kadar gitmeye ısrarlı olanlar.
Bir de mentollü mendillerle burnunu,
Aynalı camları olan gözlüklerle gözlerini
Kapayanlar
Var.
Gitsinler istiyorum,
Evlerine, dağlarına, yurtlarına
Sokaklara…
Beynimin boğumlarında mevzilenip
Tutuştukları bu sonuçsuz kavga
Bitsin…
Gitsinler istiyorum,
Gitsin.
Dağılsınlar !
Az sonra boşalacak bulut gibi
Dağılsınlar.
Ve annemi düşünüyorum,
Onun bana anlattığı masallardaki gibi
Bir varmış bir yokmuş takip mesafesini
Korusunlar hayatımdakiler diye
Devletin tüm resmi makamlarına
Dilekçeler yazıyorum.
Gitsinler istiyorum,
Gitsin.
Ya da beynim direkt
Süblimleşsin.

Hepi Topu

Terli sırtına havlu koymak istemiştim sadece ben
Kömür sobasının borusunda ısıttığım.
Sonrası kestanelerden bir tabak belki.
Çizmeyi unutup da yüzüme patlayanlar ziyan
Ziyan kapı aralığından kaçan ısı
Musluktan damlayan su
Yorulmadan çenenden göğüs kafesine inen ter
Ziyan bunlar.
Sepetteki bir çürük elmanın tüm sepeti çürüttüğü
Müfredattan kaldırılmıştı ben ilk okula giderken.
Çalışmadığım yerden sorular sorma der gibi bakanlar ordusunun
İlk parmak kaldıranı olmak için yarışmıyor muyuz?
Kalan sağlar da bizim değil, kim olduğu belli olmayan onlar sahibi
Kim bu “Onlar “?
Belki sadece bir işaret zamiri,
Belki biraz sen, ben, olamayan biz.
Yükleme sorduğum tüm sorular cevapsızsa bu dil bilgisinin günahı
Benim değil.
Ezberden sordum hep, bütün sorular ezberdendi.
Cevabı ne olsa doğru olan cinsten.
Sen hiç cevaptan önemli soruları olan bir sınav gördün mü?
Ben gördüm, baksan iki adım ötendeydi bakmasan Himalayalar.
Satrançta bir sonraki hamlede oyun dışı kalacak taşlara
Yakılan ağıtları öğrettiler mi okulda ?
Ya da haksızlığa karşı hangi tonda bağıracağını hayat bilgisi dersinde?
Annenin sırtına koyduğu havlu Bursa’dan mıydı?
Kestaneler Artvin’den
Ben ışığı yanan karşı pencereden.
Terli sırtına havlu koymak istemiştim sadece ben
Ya da baş ucuna bir sürahi su
Hepsi bu.

yeterdi

Korkarak götürüyorum kaşığı ağzıma,
Üflesem çorba soğuyacak,
Üflemesemi düşünmedim.
Düşünenler düşünmeyenlere
Söylesin.
Buzluktan çıkan yoğurdu bile
En derin nefesimle üfürürken ben
Şifacı hocalar misali.
Etrafa yayılan beyaz lekelerin
Muhatabı tezgahtaki sarı ve kokulu bez.
Sırtımı yaslayarak uyuduğum bir gece
Hayale dahi konu olamayacak kadar
Uzakta bir şehrin adı şimdi.
Tüm uçuşlar iptal.
Uyurken duyduğum korkunun
Beni gece (04:07) uyandırması kadar
Korkunç otuz saniyelik videolar izliyorum
Mayozla çoğalan gecelerde.
“Yanlış anlaşılmaya müsait dizelerin
Tek sorumlusu gece seferleri olmayan
Şehir hatlarıdır.”
Bir intihar mektubu için düşündüğüm
İlk satırlar bunlar.
Vapurla Eminönü’ne gelirken
Çok hüzünlü dalışlarım var benim
Bulduğum tek canlının sen olduğu.
Senin kendinden dahi haberi olmayan
Bakışların Diyarbakır şehirlerarası otobüs terminalinde
Yüksek derece yıkanıp çekmiş
Bir kıyafet dolusu bavul uğruna rehin.
Tuvalet kullanmayı bilmeyen
Üniversite öğrencilerinin ülkesi burası.
Unuttun mu?
O yüzden sevmeyişim ezelden beri
Gözlükle tuvalete gitmeyi.
Kafayı bulmadan söylediklerimizin
Garanti belgesi pantolonumuzun arka
Cebinde kalıpta
Makinede yıkanmış sanki.
Sırf bu yüzden daha çok içmeli.
Gündüzleri hey şey silik.
Geceden kalan terden kirli saçların hatırası.
Yine de her şeyi unuttuğunda şunu hatırla!
Devir bizim için “yeterdi” devri.
Bu kadarının fazlalığından ağrıyanın
Kemiklerimiz olması için
Olmadığını bildiğimiz tanrılara dua edişleri,
Hatırla!
Yemeklerden sonra günde üç kez
Ve lütfen tok karnına (Açken gaz yapıyor).
Tekrarla!
Devir şimdi “Yeterdi” devri.

DÜŞ

Düştü düşecek!
Damla, art arda,
Ses miydi önce görüntü mü?
Tek yanlışı odağı ayarlayamamak olan ömrümün,
Merkezi belirsiz.
-Eşek çağıralım da ayağını bassın diyor
Sakallının biri
-Sakalını keselim diyor “öteki”
Malum ön yargılar sokağında
Kaygı duruşlarında geçiyor hayat
İstanbul’un yedi tepesinden
Üçünü traşlıyor da
Senin sakal ne alaka diyor
T cetvelli “arkadaş”
Arkadaş da demeyelim ama
İdeoloji karmaşası yaşayan yurdumda
Yanlış anlaşılmaya müsait
Seyrek bıyığını sıvazlıyor
Uzunun bir,
Ülke badem yağı olmuş sanki
Sür babam sür!
Düştü düşecek!
Göndere çekilmiş garibanın fanilası
Beyazı kire gözyaşı kine karışmış,
Arka mahallede.
İl olabilmek için gerekli cumhuriyet meydanı bomboş.
Ciklete fal yazar misali kader
Çek babam çek!
Maratonda ikinciyi geçen kaçıncı oluyordu
Diye düşünmeye devam.
Oysa dirsek teması yürüyüşler
Ormanlarda düzenlenmeli
Mesela metrobüse binme eğitimini
Hamam böcekleri (Blattodea) vermeli
Omuz kası (Delteoid) istemsiz gelişen kadınlar
Kadınlar tır sürmeli.
Sokakta nara atılan 70 li yıllar
Geri gelmeli
Düşler gelmeli!
Tökezlemeden düşmeden
Taştı taşacak!
Damla, art arda
Ardı kesilmemeli!

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.