Çamurdan kaplıyım

Doğduğum ve büyüdüğüm andan itibaren tarihim yazılmaya başlandı. Attığım ilk adım, beğenmediğim her yemek, bacaklarımdaki her yara izi kayda geçsin. Yaptığım ilk hata, bu hatanın acısını çekişim, acemilikle söylenen içi boş havalı sözler de kayda geçsin. Beş yaşım, on yaşım, yirmi yaşım ve dönüm noktalarım. Sürekli yaptığım hatalarım, Her biri benim üzerimi sıvadığım çamur topaklarım.

PENGUEN KALABALIĞI

Beyaz yakalı siyah ceketli kalabalık, penguen kalabalığı, sessiz bir kalabalıktır. Yaşamakta olduğumuz günlük amaçlarımızın ilerisine doğru ses getirici  adım atmadığımız bu günlerde sessizliği en çok kalabalıklarda duyumsuyorum. Hem kulağım ile hem de gözlerimle. Neden ellerim ile değil dersem bu sorunun cevabını makineleşmiş üretime yüklediğim suçta bulurum. Kulağıma ve gözlerime gelince ise kulaklarımın işittiği hızlı bir

QR KOD OLMAK

Sanallık üremektedir. Dünyada kırk yaşına gelmiş sanal bir insan yoktur. Sanal çocuklarımız vardır. Sanal çocuk olmak: Dünya’da, daha kendini var etmeden kendi ikincini yaratıp onunla zaman geçirmektir. Sanalını yaratmak için önce kendine ait olan şeyleri tüketmelisin ve tüketirken zevk almalısın. Hedonist olgun bir insan gibi zevk alarak yapılmalı. Bir diğer anlamda sosyal kişiliğini, davranışlarını ve

Kırlangıç yerine kamera

Kırlangıçların yerine geçip insanlığı izleyen kameralara bakarken insanlığın ölüşünü izledim. Balkonların saçaklarında kırlangıçlar bir mevsimde gelir bir mevsimde giderler. Yerlerinde olmadıkları zaman saçak altlarını kameralar doldurur. Saçak altlarındaki  dükkanları bu kameralar izler. Mevsimi geldiğinde bu kameraların direkt olarak iletişimi  kırlangıçlardır. Dolaylı olarak ise insan ahlakıdır. Bu tek gözlü olan, insan zamparası kamera insanın eylem ve edimlerini

Seyyarlık tanıdıklık

Sokaklarda seyyar satıcılardan çok seyyar toplayıcılar gördüm. Bir dakika durup betimleyelim. Şehir parkının içinde bir elinde ahşap tezgahı diğer elinde hasır bir sepet taşıyarak ağır aksak yürüyen insanlar gezer. Bu sırada sahip oldukları birbirinden farklı malları sergilerler. Durgun ağaç dalları arasında öten kuşların sesine seyyar satıcıların sesi de eklenir. Geri kalan herkes yaya halinde şehir

Mekanlara vurur durur dalgalar

Dalgaların nereden başladığını göremem, aynı hayatımıza giren insanlar gibidirler. Nereden çıkıp gelirler! Hayatımıza hissettirmeden çarpar dururlar kendilerini… Her insan bir dalgadır bazen. Dalgaların çatlattığı meyhane girişindeki iki ahşap basamak insanların izlerini taşır. Üstüne basan insanlara bakıp ayak izlerinden tanımaya çalışır insanları. Kaç tane dalga vurur mekanlara bilemem.  Her bir dalga zemini ezerek iz bırakır. Bu