Diktatörler çift yaratılır

görsel tanıdık gelecektir mutlaka ama siz yaşam öyküsüne de bir göz atın. başlığın anlamı asıl o zaman ortaya çıkacak. Alfredo Stroessner Matiauda; 1954 ve 1989 yılları arasında Paraguay’ı yöneten askeri diktatör. Latin Amerika’da 20. yüzyılın en uzun süren diktatörlüğünü kurmuştur. Stroessner, bir Alman göçmenin oğluydu. İspanyol kökenli zengin bir Paraguaylı ailede büyüdü. 1929 yılında Paraguay ordusuna

biraz da biz yiyelim

ahlaksızlığın, adaletsizliğin, yoksulluğun ve en önemlisi “saçmalıkların” ülkesine hoş geldiniz. ortalama veya üstün  zekaya sahip bir insanın bile anlam veremeyeceği şeyler yaşanıyor ülkede. şaka yapıyorum tabii ki herkes ne olup bittiğinin farkında sadece nereden bakacaklarını bilmiyorlar. kimi taraf olmaktan, kimisi yanlış tarafta olmaktan korkuyor. bir yanda sur, cizre, idil vs… bir yanda cerattepe, bir yanda

Çölde san.at

Meksika’nın çöllerinde bir sanatçı. Kendisine sanatçı denmesini sevmeyen bir sanatçı, sanat kavramının da üstüne çıkmış ve yaptıklarıyla büyük bir miras bırakmış Ra Paulette. Son 25 yılını toplumdan uzak bir şekilde, bir mağarada köpek dostu ile geçirmiş Ra Paulette, zamanını duvar oyarak geçirmiş. Ortaya çıkan sonuç ise tam anlamıyla bir şaheser. Kendisine mağara oymayla ilgili bir

o kafa bu kafa değil

geçenlerde radikal gazetesinde, Kim bu Osmanlı Ocakları? başlıklı bir haber okuyorum. son süreçte hdp’ye, gazetelere yönelik saldırılarda isimleri çokça duyuldu. logolarından da belli olacağı gibi akp tabanlı ve rte aşığı bir kurum statüsünde kendileri. 24 ağustosta, nokta dergisi bu kurumun başkanıyla bir röportaj gerçekleştirmiş. haberin içeriğide bu röportajdan oluşuyor zaten. merak işte, okuyorum. siyasi bir yapıdan

iyi ki varsın gezi

yaşadığımız, okuduğumuz, izlediğimiz kadarıyla biliyoruz ki; gezi direnişi, ülke tarihinin tartışılmaz dönüm noktalarından biri oldu. cesaret, dayanışma, çeşitlilik, mizah, bedel, acı…insana ve hayata dair ne varsa hepsinin bir arada var olduğu ve var ettiği bir süreçten geçtik, geçiyoruz. ne kaybettiklerimizi yaşatmaktan vazgeçtik ne de miras bıraktıkları mücadelelerinden. çok fazla yazıldı çizildi, amatöründen profosyoneline herkes elinden

gavur imam isyanı

etilenin sosyetik dostlarına merhaba demek için gavur imam başlangıcı hiç fena olmaz diye düşünüyorum. bandista dinleyenler bilir gavur imam isyanını. eğlenceli bir şarkıdır ama ritmin neşesi aslında bir ağıta aittir. ben buna bandista temposu diyorum. politik eğlence topluluğu gibi adamlar. neyse gelelim hikayeye; Göz bebeklerim titriyordu.Perdelerin arasından süzülen gün ışığı, odadaki tozu selamlayarak yerdeki İran