Havadaki ağır kasvet kokusunun, sudaki acılığın fazla olduğu günlerde.. O günlere ait tezatlıklarla ilgili.. Kavramların karmaşası.. Kimi zaman uçup giden kuşun kanadında zannettiğin özgürlük, gökyüzünde kuşun giderek soluklaşması gibi yok oluyor belleğinde, kimi zaman bi otobüs bileti olarak çıkıyor karşına binlerce belirsizliğin arasında tüm ihtişamıyla özgürlük. Her türlü kavrama yeni anlamlar yüklemeye devam ederken, daha doğrusu yalpalarken sen, hızla geçiyorlar yanından, yalnızca önlerine bakarak. İyi – kötü, doğru – yanlış gibi hayatın temeli olan tezatlıklar arasındaki çizgi belirginliğini yitirdikçe hataya gidiyorsun, yorulmadan, defalarca, pişmanlıklar, keşkeler, eğerle başlayan sonu üç nokta cümleler. Gelişirken olaylar her hayatına giren kişi kendi rüzgarını savuruyor yüzüne, farklı bir yön veriyor hayatına, kendinden bir iz bırakarak çıkıyor, sen kendinde en ufak bir müdahale gücü bulamazken. Kahrediyorsun kendini. bazıları için aşk, sevgi; günlük ve maddiyatsal birimlere indirgenmişken şu dönemde, giden sevgili, eş, dost için. çoğu zaman kaybetme korkusunun ruhuna kurduğu saltanattır bu, belkide gücün; sahip olduklarına eş değer olduğunu sanmanın şu güne kadar dayatılmış oluşunun zihninde asılı kalışı. Ve son olarak, klasik.. Hayat devam ederken, farkına varamayacak kadar sarhoşta olsan, geçmişte yaşadıklarını, yaşatmaya çalışırken veya gelecekte yaşacaklarını beklerken bugün hala avuçlarının içinde..