Eskiden “neşe” vardı, şimdi “€œkeyifle”€ idare ediyoruz.

Küçük şeylerden mutlu olmak diye bir şey çıkmış. İlk duyduğumda sanmıştım ki bu küçük şeyler baharın gelmesi, köpekle güreşmek, muhabbetin uzayıp güneşin doğduğunu farketmen falan. Ama o değilmiş. Küçük şeyler ayakkabı, çanta falanmış. Büyük şeyler de araba, lcd televizyon vs. Eskiden neşe vardı. Nereye gitti bilmiyorum. Varolduğunu biliyorum, bir şarkı bestelediğinde, ya da tam senin

okumaya devam

İlhan Selçuk yazılarıyla suç işlemiş (!)

Böyle yazıyor Cumhuriyet gastesinin manşeti. Sonunda da paranteziçindeünlem var. Olayın absürdlüğünü , saçmalığını vurgulamak, zorlama olduğunu göstermek adına. Bir yazarın yazıları suç olarak önüne sürülmüş. Cumhuriyet gazetesine göre bu ülkede yazılarıyla suç işlemek, düşünce suçu absürd bir durummuş. Namlu başkasına dönükken tabancaya laf etmiyorsan sana döndüğünde de severek göğsüne dayayabilecek misin?

okumaya devam

Ona buna karşı barışarock’a gidiyoruz (!)

Nükleer santrallere karşı, kokakolaya karşı, zalimin zulmüne ve daha herbişeyine karşı Barışarock‘a gidiyoruz, döner ekmek yiyip bira içiyoruz. Daha ne yapalım? Burada herkes gönüllüdür arkadaşlar. Bütün müzik grupları ve çöp toplayıcılar. Sadece güvenlik elemanları, yemek ve içki standları, ses ve ışık sistemi kiralayanlar ve çalışanları, otobüs şöförleri hariç buradaki herkes gönüllüdür. Tamamen gönüllü ve sponsorsuz

okumaya devam

bok çuvalları nasıl hisseder kendimden biliyorum

En bencil, en acımasız olduğum; hırsızlık yapmaktan, yalan söylemekten hak yemekten hiç çekinmediğim zamanlar, kendimi bok çuvalı gibi, hayatımı bomboş ve anlamsız hissettiğim zamanlardır. Bu kadar adam bu kadar bencil davranabildiğine göre, genel hissiyat bok çuvalı sanırım. Hayır uyuşturucuları da denedim. Hal böyleyken müzik bile dinlenmiyor. Bu adamların nasıl bir uyuşturucuları var böyle? Devlet mi

okumaya devam

mustafa balbay tutuklandı

balbay’ı tutuklamışlar, telefonunu dinlemişler. ART’de ankara rüzgarı denilen programda çölaşanla bunları konuşuyorlar. konuşulanların hepsi aklımda değil. ama genel olarak birkaç tavır aklıma takıldı. birincisi; balbay darbe girişimi şüphesiyle sorgulanıyor. emekli generallerle, bitakım yazar çizer üniversite hocası takımıyla yaptığı konuşmaları darbecilikle suçlamışlar. böyle bir sorgulamadan bekleneceği gibi savcının soruları oldukça abukmuş. fakat esas abuk olan çölaşan’la

okumaya devam