Giriş notu: Bu bir “Amerika’yı şirketler yönetiyor hajum!” yazısı değildir.

Büyüyen ve değişen ekonomi elbette bir şeyleri değiştirecektir ve değiştirmiştir de. Bu değişim insanın sosyal yaşamından tutun, yeme şekillerine, devlet politikalarından iklime vesaireye kadar dayanır. İnsanoğlu yüzyıllarca mal alıp satmış, pazarlar ve hammadde için rekabet etmiştir. Fakat 19. ve 20. yüzyıllarda bu durum çok daha sert bir hal almıştır. Artık ticaret sayesinde zengin olmak “Tanrı’ya yakınlık” derecesini belirler duruma gelmiştir.

20. Yüzyılda “şirket çıkarları” artık “ulusal çıkarlarla” eş değer kabul edilmeye başlanmıştır. Nitekim Birleşik Devletler ve Britanya bu savı destekler nitelikte birçok iş yapmışlardır. Artık bilinen dünyada bu saklanması zor bir gerçek; her ne kadar bazı çevreler bu konular için “komplo teorisi” terimini kullansalar da bunlar rüştünü ispatlamış kalemler tarafından da dile getirilmekte.

Aslında bir yönden bakılırsa devletlerin ve şirketlerin enerji gibi sektörler için elini pis işlere bulaştırması mantıklı duruyor ama bunu bir de “meyve sektörü” açısından ele alırsak durum garipleşiyor. Bir meyve şirketi neden elini kirletme gereği duyar? Kapitalist bir mantıkla tek bir cevabı var: “kârını devam ettirmek.”

Bahsini yukarıda geçirdiğim şirket ülkemizde “çikita muzları”yla tanınan hatta adına şarkılar yazılan “Doyle Food” şirketi. Şirket kötü şöhretinden olacak birçok defa isim değiştirmiş bir dönem adı “Chiquita Brands International” olduğu için ülkemizde bu şekilde tanınmıştır. Ama biz burada onun adının “United Fruit Company” olduğu dönemle ilgileneceğiz.

Devam