Menü Kapat

Yazar: arkadaki kemanci

Belana koşar adım

Saat akşam 7 civarı, evde yatıyorum. 6 aydır işsizim cebimde beş kuruş kalmadı, içimde tüm dağları aşacak bir sıkıntı bütün hayalleri yıkacak bir umutsuzluk.. Annem yemek hazırlıyor, peder haberleri izliyor, ben ise yatıyorum içimde bahsettiğim sıkıntılar ve umutsuzluklarla.. Bir telefon geldi Salim abiden. Salim abi aile dostumuz, kalendar bir adam, dedi iş var geceleri taksiye çıkar mısın? Düşünmedim fazla, yaparım abi dedim. Yarın akşam 8’de Kartal Köprüsü’nde ol dedi. Evdekilere söyledim, sevindiler ben de sevinmiştim başıboş dolaşmaktan iyidir üç beş bir şeyler girer cebime en azından… Ertesi akşam geldi, traş oldum, kareli lacivert gömleğimi giydim, bir şeyler atıştırıp çıktım. Tam 8’de buluştuk Salim abiyle, kısa bir konuşma yaptı yüzümü kara çıkartma dedi sabah 7’de alacağım taksiyi senden hasılatı fifty fifty bölüşürüz. O gece İstanbul’un Anadolu Yakası benimdi… Maltepe, Kartal, Kadıköy, Pendik yolcu al, yolcu indir, sonra tekrar yolcu al, para al, para üstü ver, sigara iç, sigara bitince at… Gece bitmişti bile. İyiydim, bana iyi olmak yaramasa bile iyiydim. Umutsuzluk değildi artık içimdeki sıkıntı da yoktu belki bir çocuğum olacak kadar mesut bile olabilirdim, ama bana bela lazımdı, iyi olmak bana yaramıyordu… Sabah buluştuk Salim abiyle verdim taksiyi aldım paranın yarısını, eve gittim annem kahvaltı hazırlıyordu peder mutluydu annem de kahvaltı hazırlamasına rağmen mutluydu herhalde sonuçta oğlu çalışıyordu artık eli ekmek tutuyordu.. Hem yan komşu Hamide’nin yeğeni Esra da büyümüştü oğlu biraz daha düzenini kursun evlilik işini de aradan çıkartacaktı, artık torun sevme yaşı gelmişti… Ertesi akşam Salim abiden taksiyi aldım yine, Salim abiyle beraber işletiyorduk arabayı, taksinin sahibini ise hiç görmedim. Böyle bir iki gün daha devam etti, rutine bağlamaya başladım artık. Ama dedim ya iyilik bana yaramaz illa başımı belaya sokmam lazım, yoksa yaşayamıyorum. Üçüncü günün sonunda aldım hasılatı elime kumar oynamaya gittim. Eskiden müdavimi olduğum o koduğumunun yerine gittim, oturdum boş bir masaya. Tanımadığım bir adam geldi oturdu masaya, kendime söz vermiştim bir iki oyun oynayıp kalkacaktım ama öyle olmadı kaybettikçe kaybettim sonunda tüm hasılatı koydum ortaya, hayatım mahvolacak ya onu da kaybettim, tüm para gitmişti, ne diyecektim Salim abiye, ne diyecektim ha? Saat gece 5 civarıydı bir köprüaltından geçerken altı tane keş gördüm hemen plan canlandı kafamda gittim laf attım onlara 4 tanesi bir güzel dövdü beni sonra biraz daha ıssız bir yere gittim yerden sert bir taş alıp arabanın ön camına vurdum, gasp edilmiştim… Sonra polisi ve Salim abiyi aradım, karakola gittim ifade verdim tinerciler beni gasp etti dedim günün hasılatı da onlarda, sonra taksinin sahibi geldi kim olsa beğenirsiniz? Beni o gün kumarda nakavt eden adam taksinin sahibiymiş meğer. Belaya koşar adım gitmişiz yalın ayak.

cılız

kim baş edebilir ki bu sıcaklarla, sıcak ve karanlık rüyalarla… istediğin kadar soyun sonunun gelecek olması seni daha da bunaltıyor. üstelik tanrı emekliliğe ayrılmış ve senin davana bakacak kimse yok.

ya ruhumun bedenimden kopmaması için gereken özel karışımı bulabilseydim. neyse buna hiç gerek yok ben cenazemde iki insan birbirine aşık olsun istiyorum.

bulutların ardını görebilmek güzel olsa gerek ne de olsa dünyayı arkanda bırakıyorsun… kendimi bazen intihardan iliklerine kadar korkan ancak etrafındakileri bakın burdan atlarım (bulutlardan) diye tehdit eden cılız insan gibi hissediyorum.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.