arzunun bir başka yüzü

Kollarında bir ada buldum,
gözlerinde bir ülke,
zincirleyen kollarında, yalancı gözlerinde.
Kır yık del geç öte yakaya.
Jim Morrison

Arzu. EROTİK ARZU. Erotik nitelemesinin cinsel’den daha uygun olduğunu düşünüyorum, o kadar indirgemeci değil zira. Arzu karşılıklı (iki kişi arasında) olunca, şehvet hatta libido kavramları geçerliğim yitirir; çünkü her ikisi de tanımları gereği tekildir, ikili değil.

Böylesi bir arzunun gücü en başta biyolojik üreme ihtiyacından doğar. Arzu aynı zamanda düşlenen hazlara bir çağrı, bir umuttur. Erotik arzu olarak başlayan şey, çok geçmeden elde etme ve sahip olma tutkusuna dönüşür. Arzunun toplumsal içeriğinde gerçekten de sahiplenmek vardır; bu nedenle denetlenmeyen arzu tiyatroda hep çatışma ve trajedinin eşiğindedir.

Arzunun potansiyel gücü tüm kültürlerin ortak kabulüdür. Belki de bu, arzu edildiğini fark etmenin insana her türlü tehlikeden muaf olduğuna dair benzersiz bir duygu vermesindendir; bu duygu ikiyle çarpıldığında ise göze alınamayacak risk yoktur.

Arzu erken uyanır ve uzun bir zaman devam eder. Sözgelimi beş ile seksen arasında her yaşta kendini gösterir. Yaşa bağlı olarak arzunun öncelikleri farklı olabilir. Lâkin bu öncelikler asla standart ya da birbirinin eşi değildir. Her arzu pek çok teklif ve beklenti içerir ve nihayet, erotik tesadüfler kadar arzular da çeşitlilik gösterir.

Gene de ortak bileşenleri vardır ve sanırım benim arzunun bir başka yüzü dediğim şey, önem derecesi ve tanınabilirliği farklı olsa da, her arzuda mevcuttur. Tüketim toplumlarında bu bileşen -çoğu zaman merkezi bir rol oynadığı- rock müzik dışında nadiren açığa vurulur.

Hep olacak ıstırap
Hayatm içinden su gibi akacak
Elinin üstüne koyuyorum elimi
O limon ağaçlı çardakta.
Nick Cave

Arzu karşılıklı olduğunda, dünyanın gidişini belirleyen tüm öteki anlaşmalara meydan okuyan ya da direnen iki kişilik bir sözleşmedir. İki kişinin komplosudur.

Yeryüzünün ıstırabını geçici olarak erteleme fırsatı sunmaktır ötekine. Mutluluk değil (!), sadece ıstıraba karşı son derece hassas olan bedeni fiziksel bakımdan bir süreliğine korumaktan ibarettir.

Her arzuda şefkat olduğu kadar iştah da vardır; göreli oranları ne olursa olsun bu ikisi bağlıdır birbirine. Gönül yarası, olmazsa olmazıdır arzunun.

Eğer yeryüzünde hiç yara almamış birileri bulunsaydı, onların arzuyu tatmadan yaşadıkları söylenebilirdi.

Komplo, masuniyet adma birlikte bir mekân, bir locus yaratmaktır; ister istemez geçici olan bu masuniyet inşam bekleyen dinmek bilmez acılara karşıdır.

İnsan bedeni cesaret, zarafet, işve, vakar ve daha başka sayısız hassaya sahiptir; lâkin aynı zamanda -hiçbir hayvanın olmadığı gibi- yaradılıştan trajik bir konumdadır. (Hiçbir hayvanın olmadığı gibi çıplaktır.) Arzu, arzulanan kişinin trajik konumuna karşı onu korumak ister içtenlikle; dahası, bunu başarabileceğine inanır. Kaderidir bu onun.

Arzuda doğal olarak diğerkâmlık yoktur. Koruma isteği, masuniyet sağlama çabası kendini tüm benliğiyle -fiziksel ve hayali- vakfetmekten geçer. Baştan itibaren iki kişiye şamildir ve eğer masuniyet sağlanabilirse bu her ikisini de kapsar.

Masuniyetin kısa süreli olması kaçınılmazdır, gene de çok şey vaat eder. Masuniyet, sürenin kısalığını, bu kısa sürenin yarattığı tehdide bağlı acılan fesheder.

Dışardan bakıldığında arzu küçük bir parantezdir; onu yaşayanlar içinse aşkınlık. Bununla birlikte her iki durumda da, öncesinde ve sonrasında, gündelik hayat olağan akışını sürdürür.

Arzu, masuniyet vaadinde bulunur. Oysa, mevcut doğal düzenden masun olmak, gözden yok olmakla birdir. Ve arzu, en esrik ânında, tam da bunu teklif eder: Yok olalım.

Med-cezir kabanrken
Herkes kendi hesabmdayken
Gölgemin boşluğuna
Taşırım senin taneciklerini.
Rüzgâr onlan alıp götürecek
Silip süpürecek her şeyi
Rüzgâr bizi alıp götürecek.
Noir Désir

Sevgililerin ortadan yok olması bir atlatma, bir kaçış sayılamaz; bir başka âleme, bereket ve zenginlik âlemine geçiştir. Zenginlik genellikle biriktirme olarak algılanır. Arzu, bir armağan olduğunda diretir: sessizliğin zenginliği, her şeyin huzur içinde olduğu bir karanlık. Nedense kadim bir rüya, (bir kurbanın hayatının bağışlandığı) Altın Post efsanesi geliyor aklıma. Simgesel olarak hem masumiyeti hem de bilgeliği temsil ediyor. Gizlendiği yere serilmiş, lüle lüle, ellenmemiş, kusursuz, hiç kimse tarafından çiğnenmemiş.

Bir kez paylaşıldıktan ve yaşandıktan sonra artık koruyucu özelliği kalmayan masuniyet asla unutulmaz; yok oluşlar ise görünen ve aşikâr olandan çok daha gerçek ve kesin gelir kişiye.

Ta uzaktan canavar düdüklerinin sesi geliyor. Korkma, kollarımdayken
bir şeycikler olmaz sana.

John Berger, Haziran 2002

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir