Aramızda kalsın…

Psikolog demek Matrixteki Ajan Smith olmak demektir. Smith’in işi “sistemden çıkanları sisteme geri sokmak” idi. Kibarca “sokmak” diyebiliriz, gerçekçi olarak da “tekrar bastırmak” olabilir pekala. Psikolog tüm o şirin gülümsemesinin altında, aslında başka bir şeydir ve sizi “normal” kalıbına döndürmeye uğraşır. Bu durumda, düşünen adamın aklına tomarla soru gelebilir, en birincisi de “normal nedir” olacaktır.

Arada bir lanet ediyorum “kazandığım” güne; 2. tercihimdi zaten, bir altı da Kamu Yönetimiydi. Ve şu anda bunları yazacağımı bilseydim daha en baştan yazmayı düşünmezdim bile.

19 yanıt: “ Aramızda kalsın… ”
  1. @ koymak bir hitap biçimi, kişiadı(‘na) tarzı. Ayrıca belediye şimdilik iyi, ne de olsa garanti. Bu atmosferde garanti iş iyi iş, ne yazık.
    Dediğin gibi, susmam gerektiğini fark ettiğim için susacağım, işi gerçekten bilen varken konuşmam abes olur.

    Bilgim hep dolaylıydı, insanlar vızıldardı “ay yok taktı bize” ya da “lanet karı” ya da “gıcık herif” şeklinde, detaya bir kere indim; o da felsefeye giriş dersindeydi ve kadın resmen bizi toptan bırakmaya niyetlenmişti. Hem aldığımız notlar berbattı – bildiğin berbat -, hem de kadının bizim hakkımızda yaptığı haşin yorumlar kaygılandırıcıydı. Neyse ki en iyimiz B1 şeklinde, diğerleri de arkada katar olarak geçti de bu da bir anı oldu.

  2. e girilecek yer var girilmeyecek yer var. sen hacettepe felsefe mezununa bölümünü anlatmaya çalışırsan o tartışmadan zorunlu olarak girdiğin gibi çıkman gerekir.

    ama bu bambaşka bir konu. özellikle edebiyat fakültesinde, kütüphaneden kendi başınıza öğrenemeyeceğiniz hiçbirşey olmadığını iddia ederim, çok fena iddia ederim. hatta kütüphaneden kendi başınıza kendinize birşeyler katma çabanız bölümde öğretilenlerin biraz fazla üzerine çıkmanıza sebep olacaktır. sonra da sınavlarda hocaların fazla hakim olmadığı şeyler yazıp dersten kalmanıza sebep olabilir. şöyle diyeyim; memleketteki herhangi bir felsefe bölümü için macit gökberk’in felsefe tarihi, sosyoloji bölümleri için ise wikipedia yeterlidir. iddiamın arkasında dururum, yaşanmış gerçeklere dayanıyorum.

    ayrıca adımın başına koyduğun @ ne? kenar süsü ise çok inceliklisin sana teşekkür ediyorum, büyükşehir belediyesine selamlar edip en kısa zamanda oradan kurtulmanı diliyorum.

  3. mai; hacettepe felsefede kimmiş ciddi olan? dediğin iki bölümden de pek çok ders aldım (birini bitirdim)
    bütün dönem boyunca “akıl tutulması” kitabını alıp derste kelimesi kelimesine okuyup başka hiçbirşey söylemeyen kurtuluş dinçer mi?
    çocuğunun sorduğu sorulardan ilginç şeyler çıkarmaya çalışan milliyet köşe yazarı derinliğindeki kuçuradinin süs köpeği harun tepe mi?
    esas kuçuradi hatibi abdullah kaygı mı?
    yoksa bütün ders boyunca ikişer kere tekrarlayarak yavaş yavaş söyledikleri bir A4’ü doldurmayacak bunak ismail demirdöven mi?

    sosyolojide kim varmış? gerizekalıların isimlerini bile hatırlamıyorum.

    odtüye bakarsan durum daha beter. felsefenin başında ahmet inam var… bekir coşkuna denk yazılar yazıyor.

    felsefeyi dört senede bitiremeyen ya hakiki gerizekalıdır(onlar da en fazla 6 senede bitiriyorlar ya) ya boşvermiştir bitirmek umrunda değildir ya da hocalara rağmen burnunun dikine gitmeye çalışıyordur. hocaların her dediğini not alıp sınavda da onu kağıda geçiren bütün hatipler, bütün akıl fakirleri 4 senede rahat rahat bitirdiler. ha ayrıca zor olması da birşey kattığı anlamına gelmez. kuran hatmetmek de oldukça zor bir iştir mesela. ama gel gör ki zor değil.

    üniversteye yeni girenler yök’ü tam anlamıyla anlayamazlar. çünkü şu an belli bir müdahalesi yok. yök kurulduğu zaman üniverstede aklı çalışan herkesi oradan çıkardı, ondan sonra da onların yerine yenilerinin giremeyeceği bir sistem yaratıldı. körler ve sağırların birbirlerini ağırladığı güzel bir ortam oldu üniverste.

    bela: sosyolojiyi boşver, felsefe daha kolay. öss puanın cebinde kalsın.

  4. @ bela: ben istanbul büyükşehir belediyesine bağlı çalışıyorum ve bizim müdürlükte 20ye yakın sosyolog ve psikolog var tüm istanbul çapına dağılmış. Biz sözleşmeliyiz, işsiz kalma diye de birşey yüzkızartıcı suçun olmazsa olmaz. Ki burası sadece ibb. Başka belediyelerde de iş bulabiliyor sosyologlar. Neticede hem halka bizden daha yakın bir imaj çiziyorlar, hem de planlama – koşturma konusunda daha duyarlılar.

    Aslında felsefe ile de birşeyler yapılabilir, mesela akademisyen olunur. Mesela edebi bir oluşuma katılınır. Mesela sahip olduğun başka para getirecek özellikler desteklenir..bir sürü şey vardır daha aklıma gelmeyen.

  5. @ buggle: şu an sınava hazırlanırken aklımdan geçen iki bölümü en başta yazmışsın felsefe ve sosyoloji… zaten hangisini okusam bi işe yaramayacak bari okurken istediğim konularda biraz daha gelişme şansım olsun diye istiyorum bunları da… haa birde ülkemizde sosyolog felan olduğunu iddia edip hiçbir kalıba sığmayacak laflar edenler var, belki birazda onlarla uğraşırım diye .)

    @ mai: sana gerçekten geçmiş olsun… umarım zevk alabilirsin biraz da olsa .)

  6. @ buggle: dediklerin tamamen girdiğin okula göre değişir ki bizim Hacettepe’de bile; mesela sosyoloji ve felsefe ciddiydi ve zordu. Özellikle felsefeyi 4 yılda bitirmek mucize gibiydi.

    Ama nedir, gider en ücra bir köşede herhangi bir bölüm okumaya razıysa kişi, işi çok kolay o zaman.

    Bir de, o diplomayı yattığı yerden kazandırmak hem illegal, hem de sağlam bağlantılar ve kiraya vermek içni güvenilir kurumlar gerektirir. Yoksa atıyorum “sevgi ve aşk böcekleri özel eğitim ve rehab. merkezi”ne verdin diyelim diplomayı, çalışanlar eskaza bir çocuğa zarar verirse öyle bir kaçar ki içine, çıkaramazsın yatarak alacağın üç kuruş parayla.

    @bela: olan olmuş, giren girmiş. üstüne bir de 3 yılı işte 7 yıl geçmiş. Kaçacak yer yok, zevk almak lazım yine de. :)

  7. devam ediyorum;

    antropoloji
    etnoloji
    ingilizceniz varsa ingiliz/amerkan dili ve edebiyatı

    bunların herhangi birinde okuyan kişi, bir diğerinde okuyan kişiden ne fazla ne eksik birşey öğrenmiş olur. fakat tutturursan psikoloji diploması durduğu yerden para ediyormuş. kolpadan yaşamak isteyenler kasabilir.

  8. akıl hastalarının iç dünyası isimli kitaptaki ilk bölüm… o akıl hastası kadının psikologlar, hemşireler ve hasta bakıcılar hakkındaki düşünceleri… böyle canlı birşey okumadım. konuyla alakası hala sorguluyorum…

  9. psikoloji bilim olma çabasında bir disiplindir. o yüzden de diğer bilimler gibi verileri işlemeye çalışır. ve bütün bilimler gibi de nesnesini karşısına almak ve genellemek zorundadır. psikoloğun amacı insanı tanımak da olabilir. ama zaten o zaman buna uygun araç psikoloji olamaz. çünkü disiplinin gereklilikleri insanı tanımayı değil, insanı kategorize etmeyi gerektirir. insanı tanımak için uygun araçlar edebiyat ve felsefe olabilir. ama onları da okulda okursan orada bokunun çıkarıldığını görürsün. çünkü bunlar müfredatlı bir eğitimle, sistemli bir biçimde işlenebilecek nesneler değildirler. haa yine de erkekler özellikle askerlik için, kızlar belki anne babayı memnun etmek için üniversteye girmeye çabalamaya devam edeceklerdir. benim size tavsiyem; girmeyin demiyorum. fakat bölümden, hocalardan birşey beklemeyin. bölüm konusunda pek inatçı olmayın. çünkü hiçbirinde size birşey katmıyorlar. ne olursa olsun bir bölüm yazıp (hatta özellikle kolay bir bölüm yazıp) kampüs ve üniverste hayatının tadını çıkarın.

    kasmadan okutacak, bahçede istediğin kadar boş zaman bırakacak kolay bölüm önerileri;
    halk bilimi
    sosyoloji
    felsefe (her alandan öğrenci alıyordu)

    böylece fazla öss puanınız da cebinizde kalsın.

  10. şu an öss’ye girmeme çok kısa bir süre var… neyse ki senin anlattıklarını biraz daha önce farkedebildim, çevremde birçok kişi psikoloji okumam için ısrar ediyor, ben de bu psikolojinin ne olduğunu az çok biliyordum ama millete anlatmakta biraz zorlanıyordum… verdiğin örnek çok iyi oldu, teşekkürler…

    bu arada senin için de üzüldüm, ama bir tavsiye olarak bitirme tezini anti-psikolojiyle alakalı bir konuda verip ilginç birşey yapabilirsin .)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir