ansı

kızma anne, seni kırmak istemedim, bu kırılan
sadece omuriliğim (zaten) ayakta kalmayı sevmedim hiç…
kendi içinde yolculuklar ederken jilet kanatlarını hep kendi ruhuna çırpan kelebek düşü müyüm; yoksa keskini hep kendine kapanan bir sustalı mıyım, susup duran ve kanayan?
zaman ne, yer ne? bu uçuşan insancıklar ve gündeliklikler neden?
burası neresi yaaa? kimsiniz hepiniz? kim koydu beni buraya? ben kendimi vitrinin üstüne, çocukların ulaşamayacakları bir yere koymamış mıydım?
peki bu kan kimin kanı???

düşüyorum, beni tut, tut beni…

1 yanıt: “ ansı ”
  1. alınmazsan bir yorum yapacağım.
    bence iyi bir giriş yapmışsın. okuyasım geldi.
    sonrasında sorularla ilerlemen iyi değil bence.
    yani sorularla ilerlemek hep kolaydır ve ilgi çekmez. yazıyı biraz hafif kılıyo. azıcık içip o ölüm duygusunu biraz daha düşünüp aklına gelen her şeyi yazıp sonra okuyarak düzenlesen daha iyi bir yazı çıkar.
    güzel girişini boşa harcama derim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir