andreas_1

andreas nitschke. aynı dili kullanmasakta, aynı dilden konuşabildiğimiz o güzel insanlardan biri. almanyada doğmuş, büyümüş. bizim anlatmamıza gerek kalmadan kendisini işlerinde fazlasıyla ifade etmiş. anlayamayanlar için de yine kıyağımızı geçtik, biz sorduk – o kolaj yapmaya devam etti. önce kolajlara bakın, sonra okuyun.

andreas nitschke

kimdir?
ikiye bölünmüş

neden?
kolajlarıın basit sadeleği beni büyülüyor. çocukken yaptığımız şeyler (ilk kez elimize makası aldığımız dönem) çizim yapmayı ve boyamayı geçtikten sonra, kağıtları kesmek ve ardından uhu ile kestiğimiz parçaları birleştirmekti.

yıkım ve inşa arasında oldukça temel bir yaratıcı süreç.

bir sanatçı olarak, içimdeki bu çocuğu saklamak, naif ve radikal bir yöntem ile bulduğum farklı parçaları bir araya getirip yeni bakış açıları yaratarak yansıtmak istiyorum.

kolaj uygulaması çok kolay ve hemen uygulanabilir bir üretim metodu olarak kalıyor (eğer – benim gibi – makas ve uhu kullanarak çalışıyorsanız) çok hızlı bir şekilde üretiliyor olmalarına rağmen – dijitalleştirilmiş, kompleks ve teknoloji, makineler ve ekranlar ile dolu mükemmel dünyanın karşısında mütevazi bir karşı duruş olarak yer alıyor.

teknolojinin minimalizmi basit görünüyor fakat bence kolajların minimalizmi daha etkili – popüler kültür ikonlarını ve şablonlarını kaygısız, yaramaz ve meraklı bir biçimde yıkıyor.

düşlerde ne var?
aydınlık ve karanlık arasında bir düşünceler dünyası.
ya da david bowie üzerinden anlatmak gerekirse: “ben kral olacağım, ve sen de kraliçe. sadece bir günlüğüne kahraman olabiliriz.”

ne yapmalı?
her şeye bakmalı! “Peeping Tom” gibi. kendi kendine uyguladığın sansür olmadan! bu seni acıtsa bile.

ilham verenler?
punk’ın basit girişimci tavrı. ön bilgin olmadan, herhangi bir vasfın olmadan ve herhangi bir yeteneğin olmadan sadece mevcut olan şeyle üretmek.

tekno müziğin sampling’i ve mix’i, hiçbir zaman durmayan ve müzik yaparken setleriyle devrim yapan DJ’lerin mash-up kültürü.
enstrümanlar? … kimin enstrümana ihtiyacı var?

kolajlarımda çalıştığım gibi: dergilerde ve kitaplarda bulduğum her şeyi kategorize ediyorum ve ardından bunlardan yeni bir içerik ve anlam yaratıyorum, yeni ile karıştıyorum ve fotoğraf çekmeme gerek kalmadan fotoğraflardan oluşan kendi küçük dünyamı yaratıyorum.

ne okumalı?
kitapları! her gün!

ne dinlemeli?
bebeklerin sesini

ne izlemeli?
çirkin olanı!
“çirkin olan güzeldir, ve güzel olan çirkin (Shakespeare, “Macbeth”)

bize ne sorarsın?
bu hayvan kafasının üstüne gelince neden aydınlanıyor? bana neden böyle bakıyor?
<etilen>sizi aydınlatmak için / bu sorunun cevabını en iyi sen biliyorsun</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
kırmızı mı siyah mı?
kırmızı

andreas_5

who?

entzwei

why?

Mich fasziniert das Elementare und dabei insbesondere die Einfachheit von Collagen. Das was wir als Kind (wenn man uns zum ersten Mal mit viel Zuspruch und Abwägen eine Schere überantwortet) tun nachdem wir die Phase des Zeichnens und Malens durchlaufen haben, ist, Papier zu zerschneiden und die Schnipsel wieder zusammen zu kleben.

Ein ganz elementarer kreativer Prozeß zwischen Dekonstruktion und Konstruktion.

Als Künstler möchte ich mir diese kindlich-naive, unmittelbare und doch gleichsam so radikale Herangehensweise bewahren indem ich unterschiedliche vorgefundene Fragmente zusammen füge und für mich neu interpretiere.

Collagen bleiben in ihrer Herstellungsweise (arbeitet man wie ich analog mit Schere und Klebstoff) sehr nachvollziehbar und einfach und können so – obwohl sie zumeist doch sehr schnell entstehen – ganz unprätentiös ein Gegenentwurf gegenüber der uns umgebenden digitalisierten, komplexen und perfekten Welt voller Technik, Maschinen oder Bildschirmen sein.

Ihr Minimalismus scheint simpel aber ich denke, daß Collagen gerade deswegen umso wirkungsvoller sind. Sie unterlaufen die gängigen medialen Rezeptionen und Muster auf eine sehr leichtfüßige, ungezogene und eigenartige Weise.

what do you have in your daydreams?

Ein Kopfkino zwischen Licht und Dunkelheit.

Oder um es mit David Bowie zu sagen: “I will be king and you will be queen. We can be heroes just for one day”

what should we do?

Immer Hingucken! Sich immer alles anschauen! Ohne Schere im Kopf auch das ansehen, was weh tut.

Those who inspire you?

Diese “Einfach-drauf-los!”-Attitude des Punk. Sich das aneignen und nutzbar machen was da ist, ohne Vorkenntnisse, ohne Erlerntes und ohne Fertigkeiten.

Das Samplen und Mixen des Techno, die Mash-Up-Kultur der DJs, die vor nichts halt macht und mit gecoverten Sound-Schnipseln das Musikmachen revolutioniert hat.
Instrumente…? Wer braucht noch Instrumente?

Genauso arbeite ich in meinen Collagen: ich verleibe mir all das ein, was ich in Magazinen und Bildbänden vorfinde, segmentiere es, klassifiziere es und setze es dann um in neue Zusammenhänge und Bedeutungs-Ebenen, mixe es neu, schaffe mir meine eigene Welt aus Fotos ohne selbst fotografieren zu müssen.

what should we read?

Bücher! Jeden Tag!

what should we listen?

Kindermund

what should we watch?

Das Häßliche!

“Schön ist häßlich, häßlich schön” (Shakespeare, “Macbeth”)

what do you ask to us?

Warum strahlt dieser Tierkopf auf eurer Seite? Warum guckt er mich so an?

<etilen>can you please ask yourself a question and answer it?</etilen>

rot oder schwarz?
rot