Andre Kertesz: Okumaya Dair

Kertesz’in On Reading (Okumaya Dair) adlı kitabında yer alan altmış fotoğrafın her biri, belirli bir portre ile yarıda kesilmiş. bizim hiçbir zaman bilemeyeceğimiz, belirli bir hikayeden oluşur. Bereket versin, imgelerin hiçbirini sözcüklerle tarif etmek mümkün değildir. Görünümlerin kendi dili vardır.

Yine de, kitabın sayfalarını çevirirken ve birbirini izleyen imgelere bakarken daha önce hiç farkına varmadığım ve tasvir edebileceğimi sandığım bir şey öğrendim.

Bir gazete ya da kitap okurken genellikle onu ellerimizle tutarız. Bu arada okuduğumuz şey ister bir haber, ister şiir ya da felsefi bir metin olsun dikkatimizi ve hayal gücümüzün bir bölümünü kapıp başka bir yere götürür.

Kitap okuyan çocuk soluk soluğa yeni bir maceraya atılır; yaşlı adam hatıralara dalar. Ama her ikisi de bir yolculuğa çıkmıştır.

TEHLİKE ya da ÇIKIŞ gibi basit bir sözcüğü okumak bile bir yerden hareket etmeyi ima eder: O anda bir tehlike sezer ya da çıkış işaretini izlediğimizi hayal ederiz.

Sözcükler cümlelere dönüşüp, cümleler sayfaları doldurup da sayfalar bir hikaye anlatmaya başlayınca yerinden hareket bir seyahate çevrilir; sayfalar bir taşıt, bir tür ulaşım aracı olur. Buna rağmen okurken sayfaları elimizde sabit bir şekilde tutmaya devam ederiz. Dolayısıyla seyahatle elimizi tutuşumuz arasında bir gerilim meydana gelir. İnsanlar uçmayı başarmazdan çok önce bu seyahat tıpkı uçmak gibiydi. Homeros’u ilk okuyanlar Troya’ya uçmuştu.

Kertesz de art arda sıraladığı fotoğraflarıyla şimdi bize bunu hatırlatıyor. Okurların ellerinde tuttukları sayfalarla havalandıklarını ya da biraz önce havadan yere indiklerini görüyoruz.

Missile sözcüğünün çifte anlamı (hem füze hem de mektup) açığa çıkarıyor bu durumu. Kitaptaki altmış fotoğraftan, yaklaşık on ikisinin iniş pistlerini andıran balkonlarda, binaların çatılarında okuyan insanları göstermesi tesadüf değil.

Maamafih, aynı şey dört direkli karyolasında okuyan yaşlı kadın, bir banka uzanmış vestiyer görevlisi ya da bekleme odasındaki -sadece dizlerini gördüğümüz- çocuklar için de geçerli.

Hepsi de, sanki yerle anlık bir temasları varmış ya da yer çekimine karşı geliyormuş, hatta belki de bunu başarmışçasına tutuyorlar sayfaları.

Okuma ediminin uçuculuğu!

Kendimiz okurken de bunu hissederiz. Daha önce farkına varmayıp Kertesz’in resimlerinden öğrendiğim, bu uçuculuğun okumakta olan bir kimsenin hareketlerinde ve bedeninde gözlenebileceği. Bu iç görüden dolayı, bir kez daha Macar fotoğrafçıya minnet borcumuz var.

John Berger / 1996 / Bir Fotoğrafı Anlamak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir