Ahtapot ile Papağan

Anısı onarılamaz ve eğerli.
Delilik güzele düşmeyince; nihai, yarasız sönmeyince.


Dalgalardan dalgalara düşeceğim.
Deniz kıyısının yuvalarını seyredeceksin.
Sesin olmayacak.
Renkleri boğacaksın.
Dalgakıranlarına vuracağım.
Öylece duracaksın.
Hatlarda canlanacaksın.
Yere dökülmüş bir meysin; sürünen sarhoşluğum sek ile sek oynuyor.
Gözlerimi kovacaksın, derin ve yalnız bir içlenişin hayalini kuracaksın.
Ne ışık ne karanlık ne de gölgesin.
Emek tarifleri öğren.
Aynanın odasını kurgula, aynını mutlu et.
Kekeleyen evinin zehrini arındır; ne de olsa çitler hisseden kameralar düşünebilen canlardan korur seni. 
Zihnimde yürüdün, büyülendim.
Tenimi yürüttün, büyülendim.
Hislerimi öldürmeyi denedin, büyülendim.
Fırtınadan boşluğa düştüm, kes beni.
Kuyunun ateşindeyim, kes beni.
Kül değilsin, kes beni.
Doğuramadığım, hiç doğurmayacağım bir isimsin.
Söbeliyor, geveze etraf, bizi.
Hatırlarsın, kaldırım taşından, kumaştan, satılık bir renk tonundan, etiketten; kendini.
Akıllı evinde, rüzgar naraları olacak imdadın, dalga ninnileri olacak imdadın.
Etine bürünmüş; teknolojiyle, bilişimle; zehir zıkkım aygıtlarla uluyan damarları kesmelisin.
Rastlamayacağız birbirimize; sen organize, ben beter avare..  
Gölge zincirler sille.
Geçip gitti en büyük sessizlik. 
Demir bağlantılar ölüm tarttı.
Endişe hissetmeyeceğim şemsiyeler, aç.
Durmadan külden bu sirk; kul olsan nafile.
Kedilerin sessizliğinde cenneti seyret heceleyen.
Dalgaların dili, asla bilmedin.
Kıyıya yaslanma hali.
İz bırakma isteği ağaca.
Ahrazdır harf yangınları, kalp doğuran bir kalp gibi.
Taşıtlar melankoli.
Taşıtlar vurulacak; dil ile, hafıza ile, ilik ile.
Oyuncaklardan uzak suların tepesine çıkmış, bir fırlamanın ayak ucunda.
Aynası kirli, belleği çürümeye yüz tutmuş, bir aylağın baş ucunda.
Değil, değil.
Canlanan bir orman fotoğrafına neden gittin. 
Sessizlik bozan bir yemine neden girdim.
Gün ışığı gömmeli, gece gözü eşmeliyim.
Kanamadan sayıklayan, kan atarak hıçkıran, sözler duymalıyım.
Hareket halinde olanlar, yaşatanlar, ölenler, öldürenler de var.
Etkileşenler, patlamaya hazır olanlar.
Her an göçmeye hazır olanlar da var.
Boşluk içinde; gün eşinin ve kendinin etrafında dönen rüyalar.
Soluk alanlar.
Aşk kondu, kanını ve aynasını dürtün.
Mutlak yargılar kemiği dünün.
Hayaletler eksik parçalara gebe.
Avunuyorum yırtılmayacak kapkara bir bayrağın diliyle.
Gel.
Tut.
Yırtayım ağları derinde dolaşayım. 
Kan, döksün gizi.
Gel.
Mat et bu orduyu.
Devir olandan olana olanı.
Herkesi içledin, kendini vurdun hücrende, ölmedin.
Herkesi gömdüm, kendimi vurdum arafta, ölmedim.
Herkesi sardın, kendini vurdun sınırda, ölmedin. 
Herkese sordum, kendimi vurdum suskuda, ölmedim. 
Herkesi çağırdın, kendimi vurdun çoğunlukta, ölmedin. 
Boş bir yüz vardı kollarımda, kanatlı aşkla taşıdım.
Ellerim, kayıp yankının yankısı; ellerim yitik bir hoşçakal bayrağı.
Zihnim altüst edilmiş bir kışla; evet bazen öldürürsün ve asla ölmezsin.
Yolcular var ağaçlarda bizden gizlenen.
Anonslar var kalbimde.
Dilin dilime erdiğinde, güneşin izi lal oluyor.  
Gözlerindeki evimi arıyorum.
Kavanoza sığdırdığım okyanusu evde bıraktım.
Maskeler şakıdı.
Avuçlarım siren.  
Kırık pusulalar gömüyorum.
Ürperti dinmedi ve gürül gürül taradı ecelini.
Karıncaların kalp atışına vurgun ışıklar dondu.
Halatlarda  sessizlik.
Sallanan kafalar.
Ve her martı yeni bir ada.
Dil ağır bir tartı.
Uzunca turnalar umudu sardı.
Defler boğdu sıfatları.
Çılgınlık meme ucunu emiyor dünyanın. 
Konuşuyor bir yağmur merdiveni uçtan uça; toprak ile sema arasında.
Erimek istiyorum yağmadığın duvarlarda.
Dudağın ne anlatıyor. 
Evden uzaklaşmak ne kadar sürer. 
Ayırmadan ilikleri içiyorlar.
Ayrılamıyorum, terk edemiyorsun.
Beni asabilir misin.
Sarhoş kırmızı, boğulmak gibi; inilti bayraklarını biriktirebilirim.
Monitörüm ve klavyem, kralım; tüm dedektör kafaları; sanal kafaları kıralım.
İki güzel kulacımız vardı; biri havaya, biri toprağa; dindiren sularda.
Bu yeni bir katar mı.
İnan ki mühürlü labirentin ağzı.
Boşa atılan, boşa alınan; tüm vitesler ıslık çalıyor.
Gidemiyorum vakti gelmemiş taşlardan.
Alışıyorum sıyrılıp baldırandan.
Susmadan çözebilir miyim.
Durmadan çözebilir miyim. 
Sancaklar asıldı nefesimiz kesildi.
Damarları yoklandı gelecek yağmurun.
Işık çeteleri besliyor nefes almayan serkeşleri.
Yok yok.
Varla hırpalananlar da var.
Merhem dolu bir dudaksın korku dolu bir sabahtan.
İyi arkadaşlar ürer köpek öldüren şaraptan.
Bu yalnızlık gözlerimi söksün kayalara çarpmadan.
Herkes biraz terk eder.


Başım da düşmeli kalbin de.
Dönmeli gözlerim en firari zihnine. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir