koparken durduğun yeşil geçitte
yüzün asılı saçlarından sonra
anlamlanamaz hiçbir kare öyle
hiçbir kare saatleri silmez zamandan
ölümlülerin en güzeli bir tel kumral
en yüklüsü iki göz

dönüyoruz başa  dönemiyoruz başa…
anda takılı bir an
gelip oturduğumu hatırla yanına
beklediğimi
sessizliği

sessizliğin ellerimde beklediğini
suslu, kırık gidişlerin
duman duman kayboluşların
küflü bir sesim sadece
ardında yüzünün hep arkasında
göğsüme dağılmayan kahvenin tonunda
aksak ritminde harflerin
düğümlü içim

bira şişesinde kağıt
söylüyor
bul beni !
kaybolduğun puslu sokakta
söz birikintilerine basmadan geçiyor
sonunu izlemeden bitiyor filmim
filmim,
artık gösterilmiyor

Adonis,
ölümlüler güzeli, hep küçülüyor söylemelerim
dillerim esir, niyetlerim tutuk
uzağım, pek uzak
kış bastırdı şimdi
o yeşilin altına indin,
aldın yazı da