Aralarda boş sayfalar bırakmadan
Kullanmayalı bir defteri
Ve temiz bir mendil üstünde
Tırnakları kökünden kesilmiş ellerimi
Kimseye göstermediğimden beri
Sokaklardan silah sesi duyulmayan
Kaç gün geçti? (Kim bilir?)
Sarıp sarıp dinlediğim
Polis telsizi efektli kasetteki sesin
Eskimedi.
Sen banyoda yankılanan şarkılarımsın
Şimdi. (De-ne-me bir ki)
Mesanemi sıkıştıran ağırlığın sebebi
Uğrun uğrun devirdiğim şişeler.
Yardımcım neden sonuç cümleleri
Ve dar günümde yetişen
Bağlaçlar, eylemsiler…
Yoksa nasıl gelir gözlerinin çukurundan
Geçen cümlelerimin sonu?
Sonra bir de noktaya gelmeden
Coğrafya bilgisi olmadan da
Kendine güvenen ani gitme isteği. (Ne olacak?)
Ruhumun ağırlığına kalsa (Kalmıyor)
Oysa
Sevişmek ve bir bardak su içmek
Terazide aynı hizada.
Yani yaşlanmışım gibi.
Yani ağırdan.
Yuvasını sırtında taşıyacak kadar
Güvensiz. (Kucağını yuvam yapamayışım bundan.)
Ve ağırdan,cesaretsiz.
Yani kaplumbağa misali.
Yani defterler arasında kurutulmuş bir
Papatyaya rastlama ihtimalim yok gibi.
Galapagos sendromuna yakalanmış
Metropol insanına
Dönüşümüm,
Gregor Samsa kadar olmasa da,
Çocukluğumdan çok uzakta.
Buradan bakınca herkes birbirine benziyor.
Kal orada ki (Kalma)
Kimselere benzeme.
Çünkü çocukluğumsun sen.