5 posta

Ah !!! Evet amaç… Amaç, amaç… Çok felsefi ve ulvi bir amacım yok esasında. Düşündüm de hayatımızda önemli bir yer kaplayan cinselliğe benim istediğim tarzda yaklaşan bir yayın yok. Acaba ben yapabilir miyim diye kolları sıvadım. Yani kendim ve benim gibilerin kullanmak isteyeceği bir yayın yaratma idealinin peşinden gittim. Sokaktaki adama yönelik değil bu blog. Onların zaten Haydar Dümen’i veya günlük gazetlerin ekleri var. Pornocu veya 31 cilere göre de bir yer değil burası. Amaç oysa envai çeşit başka site var. Bir bak etrafına işte, anlatması zor. Cevabını aradığın sorular arasında “bisiklete binersem evlenebilir miyim” veya “baldızımdan hoşlanıyorum” varsa doğru yere gelmediğinden emin olabilirsin. Ben bu blogda başka konuları ele alacağım. Bir bakıma buna Seks 2.0 diyebiliriz. Fetiş, Bondaj, Erotik sanat konularım olacak. Bu konuları ansiklopediden bilgi verir gibi işlemek yerine kendi tecrübelerimden, arkadaşlarımdan ve okuyuculardan gelecek katılımlarla tekrar okuyucuya bu bilgileri geri vererek işlemeye çalışacağım. Sözün kısası baldızından hoşlananlar, bisiklete binip endişe edenler, anal sekse şüphe ile bakanlar Haydar Dümen e ve Güzin ablaya devam.

Bondaj, gagging, S&M, sex & rock’n roll benim işim. Şubem yoktur…

Fenasi K.

fenasi abimiz yazmaya devam ediyor. en son stasi 2.0 yazısını okurken, olaya sinirlenip dur dile getireyim diyecekken sayın fenasi k.’nin yeterince dillediğini gördüm.

5 posta.

10 yanıt: “ 5 posta ”
  1. alıntıladığın söylem çok klasik bir yapıbozumcu bireyci anarşist söylemdir. iyi kötü bir foucaultcu eleştridir. klasik solculardan duyamazsın. ya doğru duymamışsın. ya da blogunda da belirttiğin gibi konuyla pek de yakından ilgili olmadığın için; klasik müzikle ilgilenmeyen birine her klasik müzik bestesinin aynı gelmesi gibi sana da “sistem”, “baskı” gibi lafları duyduğun her eleştri “klasik sol” gibi geliyordur. fakat beethoven, mozart değildir.

    klasik sol söylemciler iktidar mekanizmalarının yeniden düzenlenmesiyle uğraşırlar, onların yokedilmesi gibi bir amaçları yoktur ve yapıbozumculardan, bireyci anarşistlerden özellikle nefret ederler. feminist hareket de %99 örgütlü eylem biçimini savunur ki, bireyci anarşizm ve yapıbozumcular bunun tam karşısındadırlar. feminist edebiyatta tek tük olsa da yeni bir dil söylemi vardır ama genel olarak feminizm, örgütlü olarak hakların alınması, eşitlenmesi yolunda bir harekettir. feminist hareketin feminist edebiyatla pek bir el sıkışmışlığı yoktur.

    benim farklı bir dilden kastım ise hemen kafana göre algılayıp hazır cevabını yapıştırdığın gibi “akademik” “ciddi” özellikle “gri ve sıkıcı” bir dil değil. ki bana sorarsan senin dilin oldukça banal ve sıkıcı. toplum tarafından ayıp kabul edilmiş kavramlarla hokkabazlık yapman dilini bayağılıktan kurtarmıyor. bu özellikle farklı olmaya çalışan insanlarda görülen, şoke ederek, patavatsızlık yaparak orjinal görünme çabasına benziyor. dilin esprili gibni görünme sebebi ise, ilkokulda fen bilgisi dersinde “safra kesesi” diyince neye gülüyorsak o.

    benim bahsettiğim farklı dil’i ise ursula le guin’in, feral faun’un yazılarında görebilirsin. ayrımı görememen normal, çünkü senin habersiz olman dışında, türkiyede de fazla dillendirilmiş düşünceler değiller bunlar.

    benim rahatsızlığımın nereden geldiğine de tek paragraf yazıdan ulaşma. bütün yazın boyunca yaptığın gibi hataya düşersin. öncelikle özgürlükten bahseden her türlü solcuyla kavga edip duruyorum her türlü platformda. liberal dediğin boku çıkmış bir kavram. çeşitli özgürlük mücadelelerinde bulunanlar da, sırtını rahata yaslayan her türlü işadamı da liberal olduğunu söylüyor. bu tür soldan dönme liberallere “liboş” denmesinin sebebi ise; liberal düşüncenin yanlış olması değil; bu adamların sadece mücadelenin herhangi bir biçiminden sıyrılıp, kendi ayrıcalıklarını kullanarak keyiflerine bakmak için liberal düşünceyi kılıf olarak kullanmaları. bir yandan da içki masasında hala bir şekilde mücadelenin içindeymiş gibi bunun muhabbetini yapmalarıdır. kusura bakma ama senin blogunda “bireyin topluma ve devlete karşı mutlak otonomu” konusunda pek birşey göremiyorum. ilk cinsel ilişkide deep troat yapmış olmanın, bunu isimsiz olarak teşhir etmenin, bu cinsel yasaklamalar arasında “yolunu bulma” yöntemlerinin otonomiyle pek bir alakası yok. bunlar geyik muhabbeti. kullandığın dil de zaten erkeklerin kendi aralarında, kadınların kendi aralarında konuşurken zaten rahatlıkla kullandıkları bir dil. bunu isimsiz olarak yaparsan hepsi bir arada kullanabilir. yapma etme demiyorum. fakat bunu bi zahmet “birey devlet toplum otonom” diye özetlemeye kalkma. o zaman işte liboş sıfatını tam hakedersin. ha yine olası bir cevaba karşılık liboş lafını kullanan herkes de klasik solcu değildir. seni eleştirenin klasik solcu ya da feminist olması, ya da sadece “klasik” olması da eleştrinin yersiz olduğu anlamına gelmez. can yücel’in dediği gibi “bizde göte göt derler.” eleştri yaparken orjinal olma gerekliliği nereden çıktı ki?

    fakat fazla uzadı. seninle ya da blogunla ilgili daha fazla konuşmak istemiyorum. daha da önemlisi seninle herhangi birşey tartışmak istemiyorum, “blog’un başarısından ne kastettiğini” ya da “liberal düşüncenin anlamını” uzatabiliriz ama biryere varcağını sanmıyorum. zaten linki etilen’de olmasaydı “5posta” isimli bir bloga da dönüp bakmazdım. sadece bana yapıştırmaya çalıştığın etiketlere cevap vermeye çalıştım, zorunlu olarak biraz dışına çıkıp sana da sataştım tabi. cevap verip vermemek sana kalmış. al sana başka bir challenge; bu yorumumdan sonra eğer hala kendini anlatman gerektiğini düşünüyorsan, cevabını bana etiket yapıştırmadan, bana sataşmadan vermeye çalış. çünkü karşındakinin söylemine değil kişiliğine saldırmak uyduruk bir taktiktir. öteki türlüsünü yapabilirsen cevap yazmayacağıma da söz veriyorum.

  2. Etilenzine,

    marxist feminist yerine radikal sol feminizm diyebilir misin benim yerime. Bir düzeltme geçersen sevinirim. bu düzeltme yorumunu da yayınlama o durumda tabii.

  3. Dominant-pasif olayını benim söylemek istediğim şekliye ya ben tam anlatamadım, ya da sen anlamadın. Neyse, orası çok önemli değil. Zaten Etilen’deki yazıda yapılan alıntıda da dediği gibi 5posta herkese göre değil. Bunu küçümseme veya alay olarak söylediğimi zannetme. Öyle bir amacım yok.

    Şu Rus’u siktim, bunun ağzına verdim ve Fenasi Kerim diye ele aldığın ayrıntıların amacı, nasıl diyeyim de tam olarak anlatayım…. Bir nevi ”challenge” olarak alabilirsin. Şöyle ki;

    Liberalizm, cinsel özgürlük, internetin sansürden arındırılması gibi konular tabii ki çok daha egzantrik, entelektüel bir rumuz ile ele alınabilirdi. Mesela Gregor Samsa, Anais ve hatta Buggleyeyes seçilebilirdi. Dil olarak da daha ağdalı bir dil seçilebilirdi. Ki bu tarz yayınlar az olsa da var. Sırf ülkede değil, enternasyonel olarak da. Bu klişeye meydan okumak için bilinçli olarak seçilmiş bir tarz benimki.

    – Fenasi Kerim gibi, tıpkı senin dediğin şekliyle kıro ve avam bir isim, üstelik de anonim ve uydurma.. Yüzlerce, hatta binlerce diğer blogcu arasında nasıl ciddiye alınacak?

    – Blogun yazıldığı dil ”politically correct” olmadan nasıl okuyucuda bir saygı ve güven uyandırılacak?

    Bunların hepsi birer challenge, meydan okuma… Tabii genel olarak okuyucunun 2 yıl ve 350 blogpost sonrası verdiği pozitif güç ile kendimden çok emin konuşuyorum ki, bu meydan okumada beklediğimden daha fazla başarılı oldu blog.

    Herkes beğenmeli diye birşey yok. Hele de senin ve başka yorumcuların dediği gibi bu derece rahatsız edici bir tonu varken blogun, bunu beklemiyorum. Ancak seksist, kıro, avam olarak bir eleştiri gelseydi bu kadar zahmet edip cevaplamazdım.

    Benim kızdığım nokta;

    ”ne kadar özgürlük yanlısı görünse de, maço ve ataerkil sistemin dilini, söylemlerini kullanıyo. oradan da aslında ne olduğunu ele veriyo?”

    Bunu şiddetle reddediyorum. Özgürlük yanlısı görünmek diye birşey sözkonusu değil… Şu çok ama çok önenmli bir ayrıntı ki, blogun anateması ”Bireyin topluma ve devlete karşı mutlak otonomu” dur. Bunu sıkıcı ve gri bir dille işlemektense, daha değişik bir tarzda işlemeyi seçtim.

    Aksini, yüzeysel ve korkarım ki marxist feministce bir yaklaşımla iddia etmek hem bana, hem de okuyuculara saygısızlık.

    Not: Eğer kendin marxist feminist değilsen, bunu başka bir yerden alıp yazdın yorumuna

    ”sisteme içkin olan baskı mekanizmaları belli merkezlerde değil toplumun her katmanında, dil aracılığıyla varlık bulurlar. bu dili kullanırsan da baskı mekanizmalarını devam ettirirsin. anlatabildim mi?”

    Bu enternasyonel bir söylem. Yüzlerce defa duydum. Sıkça extreme feministlerden, klasik sol söylemcilerden…

    Problem Fenasi Kerim veya Rus karılarının ağzına verilmesi değil. Problem, özgürlük lafını sol düşünceli değil, liberal düşünceli bir insanın ağzına alması. Rahatsızlığının oradan geldiğine eminim.

    Yorumlarımla ve yorumlarınla kendimi açıklama fırsatı bulduğum için mutluyum. Etilenzin’e de teşekkürler.

    Buradaki zaman zaman sert olan, ama yine de terbiye kurallarını aşmayan bu tartışmayı yeterli görmeyenler bana mail ile ulaşabilir. Blogda iletişim bölümünde var. Her maile teker teker cevap veriyorum. Etilenzine’de söyleyeceğimi söyledim…

  4. “…bir başka okuyucu beni suçlamıştı” demenden 5posta’nın fenasi olduğunu çıkarıyorum. kendinden 3. şahıs olarak bahseden mustafa sandal hastalığına mı yakalandın yoksa ben mi karıştırıyorum?

    “seks ayıp birşey olduğu için her yönüyle konuşulmamalı” diyen yok zaten. düşünme tembeli her erkek yoğunu ortamda “şu rusu siktim bunun ağzına verdim” diyen, “fenasi kerim” gibi uyduruk esprilere gülen insan sayısısızdır. konuşmasınlar mı? konuşsunlar napayım. ben de dinlemem. sizin blogu da bir daha ziyaret etmem. olur biter.

    “cinsellikte dominant olma tercihin” bana cinselliğin yaşanmasında belirlenmiş kalıplar içerisinde düşündüğünü (dominant-pasif örneği) işaret ediyor. yani ironi yapmak için önce dışına çıkabilmen gerekir. diğer verdiğin linki de okudum, çıkabildiğini düşünmüyorum. okur-yazar mürekkep yalamış kadın okuyucuların çok olması da birşey değiştirmez.

    sisteme içkin olan baskı mekanizmaları belli merkezlerde değil toplumun her katmanında, dil aracılığıyla varlık bulurlar. bu dili kullanırsan da baskı mekanizmalarını devam ettirirsin. anlatabildim mi? kimseyi aile terbiyesine davet etmiyorum. herhalde aldığın eleştriler %99 ahlakçı veya feminist yönde olduğundan hazır cevabını yapıştırmışsın. ahlakçı ya da feminist bir bakış açısından değil, illa isim konacaksa yapıbozumcu ve anarşist denebilecek bir bakış açısından konuşuyorum.

  5. Denyoluk, maçoluk, ataerkil gibi yorumlar arasında ny.batteri’nin ”ironi” si bence daha yakın konsepte… Yine de okuyan, anladığı şekliyle özümsemekte serbest…

    Eğer buggleyeyes ilk defa girip çıktıysa bloga, yazarın cinsellikteki ”dominant” olma tercihinin bloga yanısması ağızda maço ve ataerkil tadı bırakmış olabilir.

    Yazarı ekonomi doktorantı olan okuduğum bir yabancı blog var. Ekonomi ve toplum üzerie yazdığı yazıların yanında haftada bir iki defa çıplak erkek resmi koyuyor bloguna. Yazarı homoseksüel olan bu blog bilmiyorum dilinden ”ataerkil” veya ”maço”laflarını düşürmeyen okurlar tarafından nasıl algılanırdı.

    Seks ayıp veya günah değil. Politika ve sanatın yanında her yönüyle konuşulabilmeli. Her yönüyle derken, günlük gazetelerin pazar ekleri zaten genel geçer seks konularını işliyor. Daha çok anne-babamızın anlayacağı şekilde.

    Bizim nesile uygun bir yayın yapma amacındayım. Eğer bana sorarsanız, ki sormanı isterim Buggleyeyes, ülkenin herhalde en feminist blogu olarak gösteririm 5 Posta’yı.

    Kendi fikrimin ötesinde okuyucu ve yorumcuların yarısından fazlasının kadın olmasından da bu sonuca varıyorum. Fazla uzatmadan… Bir başka okuyucu beni şoven, denyo, maçoluk ile suçlamıştı yorumlarda. Ben cevaba yetişmeden başka bir kadın okur cevap vermiş kendisine. Buraya bir alıntı yapayım. Şu postanın altında rastlayabilirsiniz bu yorum ayrıca:

    http://5posta.com/huzuru-balinalarin-seslerinde-bulanlar/

    ”Buraya yazan hatunlar kafayı dal, taşşak, yarrak ve erkekle bozmuş, dünyadan bihaber, ağzı açık 18lik ergenler değil. Kendimi hariç tutarak söylüyorum, çok sağlam, kafası çalışan, entellektüel birikimi son derece yüksek hatunlar takılıyor buraya. Ben de neresinden baksan biraz mürekkep yalamış sayılırım işte. Senin kadar olmasa da mistisizmi de tasavvufu ve tasavvufun farklı yorumlarını da ucundan köşesinden bilirim. Yeri gelirse paylaşırım bilgimi yukarıda yaptığım gibi ve fakat canım isterse nasıl adam istediğimi de nasıl penis istediğimi de yazarım buraya. Bunu yazmak bizi senden aşağıda, senden derinliksiz, senden bayağı kılmaz ama. Hadi kılsın diyelim. Diyelim ki bizim işimiz gücümüz taşşak, yarrak, kafamız basmıyor başka şeye. O zaman da şöyle sormak istiyorum: So what? Sana böyle bir yorum yapma hakkını verir mi bu durum? ”

  6. bana ironi yapıyormuş gibi geliyor. söylediği bir çok şeye katılmak mümkün olmasa da okutuyor kendini valla.

  7. o zaman şöyle bi açıklama parçalayayım;

    ne kadar özgürlük yanlısı görünse de, maço ve ataerkil sistemin dilini, söylemlerini kullanıyo. oradan da aslında ne olduğunu ele veriyo…

    nasıl oldu?

  8. bu adamın yazısı beni anlamadığım bir biçimde rahatsız etti… maço gibi, şoven gibi bi denyoluk mu var yoksa yobazlık bende mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir