Ay: Kasım 2020

37 hikaye

1919 yılında Wycliff Aber Hill – Ten Million Photoplay Plots (on milyon hareketli görsel teması) adlı eserinde, aslında sadece 37 hikaye olabileceğini ve karşımıza bunların çeşitli kombinasyonları üzerinden ürünler sunulduğunu söylemiş. katılmayan var mı?

MUTLU DURUMLAR

  • Kurtarmak
  • Kayıp sevdiklerine ulaşmak
  • Tanrının mucizesi

ACINASI DURUMLAR

  • Yalvarmak
  • Aşkın engelleri
  • Eşitsizler arasındaki rekabet
  • Akrabalar arasındaki rekabet
  • Bir gizem

İLHAM VEREN DURUMLAR

  • Düşmana aşık olmak
  • Bir ideal için kendini feda etmek
  • Bir akraba/arkadaş için kendini feda etmek

KRİMİNAL BİR NİYET OLMADAN OLUŞMUŞ FELAKET DURUMLARI

  • Bir hırsa sahip olmak
  • Ölümcül düşüncesizlik
  • Uğraşı
  • İsyan
  • Akrabalar arasındaki düşmanlık
  • Elde etmek için gerekli çaba
  • Cüretkar çaba
  • İntikam
  • Akrabaların akrabalara karşı intikamı
  • Yanlış kıskançlık
  • Gönülsüz kriminal aşk

KRİMİNAL NİYETLE OLUŞMUŞ FELAKET DURUMLARI

  • Tanrıya karşı mücadele
  • Kaçırma
  • Bir tutku için her şeyden vazgeçme
  • Zina
  • Katille zina
  • Kriminal aşk

KURBANIN KONTROLÜ DIŞINDA GELİŞEN TRAJİK DURUMLAR

  • Sevilen birinin kaybı
  • Kurban olmak
  • Felaket
  • Masum olan şüpheli
  • Sevdiklerini kurban etme yükümlülüğü
  • Sevilen kişinin onursuz davranışını öğrenmek
  • Zihinsel dengesizlik
  • Kabul etmeden önce bir arkadaş ya da akrabayı öldürmek
  • Vicdan azabı

ayna

bir gülüş gördü, güldü
uyandı, adımı sokaktı
tayyare kaçtı
ve renk etmedi çiçek

mırıldanırdı
masasında solmuş bir rakı şişesi, izmarit açmış kül tabağı
gözleri ufku yorar izlerken denizi

mırıldanırdı
kürek çekmek ya da kürek çekmek
deniz uslu ama deli
var mı gitmek yok gerisi

sıfatlara kanmadı, adsızları sayıkladı
kapatınca gözlerini, karanlığı tanıdı
bir ölüş gördü, öldü

Bugs Bunny

Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in eserlerinde devrimci ve skandal yaratıcı ne varsa bunların küçük bir gri tavşan tarafından –dünya çapındaki ikinci büyük emperyalist katliamın arifesinde– istisnai biçimde simgeleştirilmesi tesadüf değil. İsmi, çelişkinin diyalektik çözümlerinden birini cisimleştiriyor: Bugs (ünlü bir gangsterin takma adı); Bunny (neredeyse sevecenliğin eşanlamlısı).

Bir ölçüde Br’er Rabbit’in kentli torunu olan ve ataları arasında Lewis Carroll’ın eksantrik Beyaz Tavşanı ile psikotik Mart Tavşanı bulunan Bugs Bunny, ücretli köleliğe kararlı biçimde karşı çıkar. Bir orman kenarında mütevazı biçimde hayatını sürdürür ve nerede yaşadığı yalnızca adının yazılı olduğu bir posta kutusundan belli olur. Yalnız sıkı bir tembellik pratiğinin yol açabileceği muhteşem maceraların yanı sıra Bugs Bunny’nin başlıca yeteneği, Elmer Fudd adlı kişinin bahçesinden havuç çalmaya ve daha genel olarak, olabilecek her türlü şekilde, mütemadiyen soru sorarak onu sinir etmeye dayanır.

Dünyanın en ünlü tavşanının dehasını, Elmer’i tanımadan takdir etmek mümkün değildir. Konuşma zorluğu olan bu kel, donuk, çekingen ve çabuk sinirlenen küçük burjuvanın başlıca faaliyeti özel mülkiyetini korumaktır. Elmer, belirli bir modern tipolojinin muazzam biçimde cisme kavuşmuş halidir: Übü Baba’nın yeğeni veya torunu sayılabilecek küçük bürokrat, vasat otoriter kişi. Eğer iki dünya savaşı arası dönemde Übü’ler (Mussolini, Hitler, Stalin)  hâkim olduysa, son otuz yıl süresince sefaletimizi yönetmiş olanlar Elmer’lerdir. Beyaz Saray’da Elmer’ler ve hep daha fazla Elmer; Komünist denilen partilerin merkez komitelerinde Elmer’ler; tüm Papa’lar birer Elmer’dir; tüm çok-satan roman yazarları birer Elmer’dir; bir zamanlar anti-Elmer olan Louis Aragon ve Salvador Dali ise tüm Elmer’lerin en rezilleri haline gelmiştir. Tüm bunlarla neredeyse tek başına cebelleşen Bugs Bunny boyun eğmez bir kararlılığın sembolü haline geliyor.

Bunny/Elmer koreografisi, sınıf mücadelesinin belirli bir tarihsel ânının yansımasıysa da (dünyanın dört bir yanındaki işçilerin taleplerinden bazılarını kazanır kazanmaz topraklarındaki deliklerine tekrar hapsedildiği bir sınıflar “simetrisi” dönemi), bu dramanın mitsel içeriği, ifade edildiği formun baştan beri taşıdığı sınırlılığı aşıyor. Bugs Bunny gibi bir karakterin tarih sahnesinde zuhur etmesi, Elmer’lerin bir gün yenileceğinin, dünyadaki tüm havuçların bir gün bizim olacağının ispatıdır.

O gün gelene kadar, çocuklarımızı yetiştirmek için, dört tavşan ayağı üzerinde topyekûn devrimin uğuru olarak yükselen bu cüretkâr yaratıktan daha iyi bir örnek kimin aklına gelebilir ki? Statükoya methiye düzenlerin her birinin karşısında son sözü Bugs Bunny söyler: “Bunun eğlenceli olduğunu düşünmeyin, çünkü eğlenceli değildi”.

Franklin Rosemont

british museum

pandeminin ilk aşamasının getirdiği ve muhtelemen bildiğiniz ama gözden kaçıranların olabileceği güzelliklerden. british museum 2 milyon kayıt üzerinden 4.5 milyon objeyi açık erişime açmış. fazlasıyla kolay bir şekilde arama yapıp kendinizi kaybedebilirsiniz. lafı uzatmaya gerek yok;

british museum online collection

444

444, bir çağrı notu gönderdiğim -kendim dahil !- 30 davetlinin 25’inden gelen olumlu yanıtla yola koyuldu ve gerçekleşti. Neden çıkış noktasına kitabın açılış sayfasında yeralan fotoğrafı seçtiğimi soranlar oldu, okurlardan da merak edenler çıkabilir : 2020 ilkyazı herkes için bir kader-kısmet kuyusunu açmıştı – dibindeki aynaya bakanlar farklı imgeler görecekti.

EB

enis batur vakti zamanında fanzin olarak yapmak istediğimiz, yapmaya başlayıp sonrasında üşendiğimiz bir fikri, sel geceyarısı kitapları üzerinden gerçekleştirmiş. bunun tabii ki üşengeçliği belirtmek dışında bir anlamı yok. pandemi sonrası, kuşları, kafesi ve beyaz tavşanı ile bir ayvalık sokağında çekilmiş bir kader-kısmetçinin fotoğraf üzerine 444 kelimelik metinler var karşımızda, aşağıdaki kadronun yazdığı. fazlasıyla samimi, fazlasıyla yeterli. tek bir gecede okuduk. umarım siz de öyle yaparsınız.

Şavkar Altınel – Emre Ayvaz – Enis Batur – Yiğit Bener – Çağlayan Çevik – Oğuz Demiralp – Armağan Ekici – Gültekin Emre – Tuncer Erdem – İsmail Ertürk – İpek Göldeli – İzzet Göldeli – Murat Gülsoy – Tarık Günersel – Nilüfer Güngörmüş – Nilüfer Kuyaş – Murat Menteş – Sevin Okyay – Nihat Özdal – Ali Özgür Özkarcı – Levent Şentürk – Fatma Tülin – Orçun Türkay – Ertuğ Uçar – Doğan Yarıcı

444
kolektif
düzenleyen: enis batur
sel yayıncılık
2020, 108 sayfa

çapalı karşı

Kollarında eski balık dövmeleri
teodor kasap perhiz ahali içmez
ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı
ve geniş muhlis sabahattin’den
ayşe opereti ne güzel bir hiç

Üç yıllar var ki minyatürlere mahkûm
teodor’un o eski balık dövmeleri
ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş
ve korkunç taş gülmekler muhlis’te
gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış
çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe
atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

İşte o biçim gecelerde kucaklamış
getirir enflasyon arkadaşlarını
kova abdülhamit akşam gazeteleri
dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.

ece ayhan