Ay: Ağustos 2020

biraz ara

sıradaki normali yaşarken, bu garip zamanlarda, her ne kadar uzak kalmaya çalışsak da boğmaya devam eden gündemde, olumsuzdan beslenen, sıradaki linç için kendini parçalayan kitleden uzak durmaya çalışmaya çalışırken yaşadığımız yorgunlukta, etilen’in ticari bir işletme olduğunu düşünenlere açıklama çabalarında, verilen çabanın ve emeğin sorgusuz sualsiz eleştirilip yerin dibine gömülmesinde, daha fazla takipçiye ulaşmama gayretinde, inanılan değerleri yaşamaya çalışırken yanında kimsenin olmadığını farketmende, üretmekten kaçınanlarda, ürettiğini paylaşmayanlarda, sakladığının değerli olduğunu düşünenlerde, etilen’in çağın biraz gerisinde kaldığını farketmende, daha farklı ne yapılabilir diye düşüncelerde, ya da artık yapmaya gerek var mı soru işaretlerinde, güneş batarken, sıcaklar hala bir şekilde devam ederken, uzun zamandır teknolojiden uzak kalamanın bilinciyle, belki daha yeni fikirlerle, belki de daha uzun sessizliklerde, oralarda bir yerlerde güzel bir insanın bu yazıyı okuduğu bilincinde, biraz gülümseyerek, daha ziyade rahatlayarak, ama azıcık umutlanarak, bu yazıyı saatlerce devam ettirebileceğinin farkındalığında, bir noktada durma gerekliliğinde, ara vermenin anlam ve öneminde, müsadenizle, bir süre, yokuz. kendinize dikkat edin. olur mu?

Kara prens

Akıntıya kürek çekmekten, deniz görmeyen semtlerden, televizyondan, gazeteden, beraber ve solo türkülerden, yağmurlu günlerde üstüne su basınca arasından su fışkırtan kırık parke taşlarından, sıkıntılı havalardan, çizik plaklardan, bozuk pikaplardan, davetsiz misafirlerden, camın ötesindeki göklere uzanan beton yığınlarından, telefon beklemekten, aşık olmaktan, sigara dumanından, güzel kitapların bitmesinden, pis kokan insanlardan, kalabalık otobüslerden, başkasına ait gazeteyi süzen gözlerden ve pastel boya takımında kullanılmayan tek renk olmaktan nefret ediyorum.

Iris Murdoch

televizyon

Duvardan duvara halı kaplı bir odada, halının altındaki döşemeyi hiç görmezsiniz: Döşemenin malzemesi sorulsa ne diyeceğinizi bilemezsiniz, ama biri tutup size bunu sorana kadar zaten döşemeyi de dert etmezsiniz. İki milyarı aşkın televizyon ekranının hiçbir zaman kararmadığı yerde, görülen dünya, “televizyondan görüldüğü haliyle” dünyadır. Televizyonda gördüklerinizin yalan mı doğru mu olduğunu sormanın pek de faydası yoktur. Televizyon varlığıyla dünyayı daha iyi bir yer mi yoksa daha kötü bir yer mi yaptı diye sormanın da pek faydası yoktur. Öyle ya, bu konuda hükme varmak için nirengi noktanız ne olacak? “Televizyonsuz bir dünya”, hayal gücünü saymazsak, nerede mevcut ki, televizyonun gelişinin iyileştirip iyileştirmediğine karar verelim? Bizzat seyircisi olmadan kendi cenazenizi hayal edemezsiniz; bakışınızın töreni güzelleştirip güzelleştirmediği sorusunun bir anlamı yoktur. Bir “fotoğraf fırsatını” yakalamak dışında dünyayı görselleştirmek, onu görselleştiren bir televizyonun olmadığı bir dünyayı düşünmek gitgide zorlaşıyor. Dünya kendini kaydedilebilir görüntüler silsilesi olarak sunuyor göze; görüntü olarak kaydedilmeye müsait olmayan hiçbir şey gerçekte onun parçası değil artık. Tatilciler kayıt cihazlarını kuşanıyorlar: Ancak videoya kaydettikleri maceraları eve döndüklerinde televizyon ekranından izleyince emin oluyorlar o tatili gerçekten yaşadıklarından.

Zygmunt Bauman

Possible Fish Killers

Does anyone have an aquarium at home?
Well, is there anyone who eats his fish in his aquarium when he is hungry? What separates an aquarium fish from the fish in the sea?
We love all of them animals..!
Long live free animals..!

Evde akvaryumu olan var mı?
Peki acıktığında akvaryumundaki balıklarını yiyen var mı?
Akvaryum balıklarını denizdeki balıklardan ayıran nedir?
Tüm hayvanları seviyoruz ..!
Yaşasın özgür hayvanlar ..!

sınır bilimi

gürültüyü kestim
sözü kovdum
artık insan değilim
ne olduğumu anlamıyorsun
sonrası kayboluş, helikopter ve bir daha bulunamayış

biliyor musun?
kavramlar bizi kullanıyor kavramlar canlı
kara delikle ilgili notlar alıyorum
yalnız şiirde duyabiliyorum
sonrası kayboluş, helikopter ve bir daha bulunamayış

gündelik dilde konuşmayalı yıllar oluyor
bir sınır bilimi beni icra ediyor
karanlık maddeyle ilgili notlar alıyorum
garipten hurifiye geçiyorum
sonrası kayboluş, helikopter ve bir daha bulunamayış

Roman Karavadi

bunları yapabilirsen

Güne kafeinsiz başlayabilirseniz,
Her zaman neşeli olup ağrıları ve acıları görmezden gelebilirseniz,
İddialara karşı çıkabilir ve insanları problemlerinle sıkmamayı başarabilirseniz,
Her gün aynı yemeği yiyebilir ve bunun için minnettar olabilirseniz,
Sevdiğiniz kişiye karşı, size zaman ayıramadıklarında bile anlayışlı olabiliyorsanız,
Ters giden her şey sizin suçunuz olmasa bile, sevdiğiniz biri tarafından yapılan suçlamaları kulak ardı edebiliyorsanız,
Eleştirilere sakince göğüs gerebiliyorsanız,
Fakir ve zengin arkadaşlarınızla aynı şekilde iletişim kurabiliyorsanız,
Yalan ve aldatma olmadan yapabiliyorsanız,
İlaçlar olmadan stresle başa çıkabiliyorsanız,
Alkol olmadan rahatlayabiliyorsanız,
Uyku hapını almadan uyuyabiliyorsanız,
Renk, din, cinsel yönelim veya politikaya karşı hiçbir önyargınız olmadığını dürüstçe söyleyebilirseniz,
köpeğinizin seviyesine ulaştığınız anlamına gelir.

Winston Churchill