hepimiz tehlikedeyiz

Bu röportaj Pasolini’nin öldürülmesinden birkaç saat önce 8 Kasım 1975 Cumartesi günü 16.00 – 18:00 saatleri arasında yapılmıştır. Röportajın başlığının kendisi tarafından saptandığını belirtmek isterim. Görüşmenin sonunda, geçmişte de olduğu gibi, ayrıldığımız görüş noktaları belirdi ve ben ona röportaja bir isim verip vermek istemediğini sordum. Biraz düşündü ve önemli olmadığını söyledi; konuyu değiştirdi. Daha sonra

Gibiler Ülkesinde Gibi

…o uçabilirdinamitsiz,ateşsiz,külsüz,rüzgarsız,dalgasız.topraktan ayrılmadan bizden uzaklaşabilir,ağaçlar,yayılan,suskun,açık ağaçlar gibi.o uçabilir.suyu terk eden, buharlaşmadan yükselen,testereyle kesilmiş, yükselen yapraklar,suyu terk eden.orman uçabilir,dinamitsiz,ateşsizve külsüz,rüzgarsızve dalgasızca.hepimizi terk edebilir testereyle kesilmiş kalbimden.testereyle kesilmişbir yaprak gibi,suyu terk edebilir,orman terk edebilir.orman uçabilir,yayılan,açık,suskun ağaçlarıyla,bizi terk edebilir.o uçabilir,bizi terk edebilir.kalbimden,kesik kesik,konuşmaz sesiyle,evrenintüm yansımalarınıteneffüs etmeden,her şeyisanabanainsanaitebilir.  kılını bile kıpırdatmadan, tüylerini diken diken edebilir.hem de suyla,ateşle, korkuyla ve seviyle,o uçabilir,kesik

altyazı fasikül

Altyazı Fasikül: Özgür Sinema 17 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’nin en uzun ömürlü sinema dergilerinden Altyazı’nın, sinemada ifade özgürlüğü alanının genişlemesine katkı sağlamak için hayat verdiği hem basılı hem de çevrimiçi bir yayın. Altyazı Sinema Dergisi ile birlikte ücretsiz olarak dağıtılan Fasikül’ü, aynı zamanda sinema etkinliklerinin düzenlendiği birçok mekânda da bulabileceksiniz. Fasikül’ün web sitesinden ise, basılı

kitap nedir?

“Kitap”, eski Yunancada “byblos” nedir? Söylemek gerekirse kitap, ille de Gutenberg’in icadına ve onun tarihsel yayılmaz sürecine doğrudan başvurmasak bile, modern çağın bir olgusudur. Gılgameş destanı da, Hesiodos’un “İşler ve Günler”i de kitap değildi. Ne de Rigveda, Upanişadlar kitaptılar. Eflatun da Aristoteles de “kitap” yazmadı. Kutsal metinler ise salt “kutsal” olmalarından, yani Tanrı kelamını temsil

İnadına Bilim

Alfred Wegener. 1904 yılında Berlin Üniversitesi’nden gökbilim dalında doktorluk ünvanını kazandı. Bununla birlikte genellikle jeofizik ile ilgilendi. 1912 yılında The Origins of Continents and Oceans (Kıtaların ve Okyanusların Kökeni) isimli makalesini yayınladı. 1915 yılında ise Kıtasal Sürüklenme kuramını ortaya attı ve olanlar işte o zaman oldu. Bu teoriye göre, tüm kıtalar başlangıçta tek bir kara parçasıydı. Bu büyük

modern mitler

dolayısıyla, aksine yönelik iddiasına karşın, güneş hiç de özel değildir. milyarlarcasından sadece biri, ortalama bir yıldız olarak, samanyolu’nun dış kolunda kendisini harcamaktadır. güneş, tam 2 ışık yılı uzaklıktaki cisimleri çeker ancak kendisi sadece tek bir galaksinin merkezinden 26.000 ışık yılı uzaklıktadır. homo sapiens türünün diğerlerinin üzerinde bu kadar baskın bir şekilde galip gelmesinin en büyük