kutu adam

“bakmakta” sevgi vardır, “bakılmakta” ise nefret. insan bakılmanın sancısına dayanabilmek için sırıtır. fakat hiç kimse sürekli “bakan” olarak kalamaz. “bakılan” kendisine bakmakta olana dönüp bakarsa, “bakan” “bakılanın tarafına geçmiş olur. kobo abe. arka sayfada japon edebiyatının en sıradışı yazarlarından biri olarak tanımlanmış. o kadar hakim değiliz, dolayısıyla yorum yapamayacağız. ayrıca görülmek ve görülme arzusundan bahsetmiş.

MOD 135 – 20190702

hey minik kuş, hey minik kuş.zaman döner peşinde pervanehey minik kuşzaman peşinde döner, pervanehikaye; zaman (yürüdüm, yürürüm) bir daha bakma, bana bakmayanıma gelip de, beni aldatmazaman yavaşça akıp geçiyor üstümüzdenhepsi böyle yavaştan olup bitiyorbana yardımcı olunmuyorperakande bir dünya hey koca dünyahey utanmaz dünyahey benim minik dünyamhey üstüme basan dünyaho bu dünyaho şu dünyaho kaçan dünyahobu

Sen, Ben ve İstanbul

Bağımsız Sanat ve Kültür Festivali şehrin kötü çocuklarına Açılış: 11 Eylül 2019 Kargart Kadıköy, İstanbul Şiir Dinletisi / Serbest Doğaçlama / Spoken Word Berlin Underground meets Istanbul Underground MIRON ZOWNIR vs ALTAY ÖKTEM Sumru Ağıryürüyen x Orçun Baştürk Razorgirrrl: Ezgi Mutlu Miron Zownir: 1953 Karlsruhe doğumlu. Fotoğrafçı, film yapımcısı, yazar ve bodyguard. 1976 yılında Berlin’e

(G)izi Yarasında

Ekşiyen yüzünü güneşe dönse belki bahar gelecekti. Kemiklerinin kendinden büyük olmasını ve küfesinde insan yükü Taşımasını saymazsak, ona çocuk denebilirdi, Gözleri yeşile çalan, her şeyin yarımını nasip bilmiş güzel Ali’m. Yana yakıla geçen günlerin acısını bir fanusa hapsetti ve ateşe verdi. Alazlanan alevde demlenen öfkesini saldı bir okul çıkışına Çantalarda kapağı kırışmış kitaplar, içinde öyküler,

Muhafazakâr Kisve

Önce önümüze bir fikir koyalım ve onu eğip bükerek yolumuzu bulmaya çalışalım: Muhafazakârlığın geçmişe yönelik olduğu, geçmişin ve geleneğin değerlerini muhafaza etmek olduğu fikrini bir kenara bırakarak, aslında tam da şu anın ütopyası olarak değerlendirilebilecek bir bakış tarzı olduğunu bu meseleden çok canları yanmış bir kuşak olan Frankfurt Ekolü ve çevresi yeterince temellendirdiler. Özellikle de

saat üç

aynı masanın etrafındabirbirine bağlı zihinleryavaş adımlı bir rüzgarkapılar açılıyor– ıslak, ahşap döşemeağır bir tütün, akasyalarsaat neredeyse üç var.göz gözü zor görüyor; dünya, biraz, dönüyor.kuzeyde ve güneyde, peyderpeykapılar açılıyor– sert sandalyeler, eskiucuz bir kadın parfümü, haklı terbacaklar bacakların üstündeellerde kulplar, usulca, tartışmadalar.dünya, biraz, dönüyor (mu?) çekil!kapılar açılıyor– bir çift koyu mavi gözbakımsız, becerikli eller, ağır bir