SAYIKLAMA

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim Gevşemiş ve kokmuş uygarlıklardaki o hazan bilgeliği… Cehennemin içinden ayrı çemberler oluşturarak, alevlerin şiddetindeki ıstıraplara hiyerarşi getirmek istercesine… Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim Tanrının sınırlarına teslim olmamak için, kendi içimdeki sonsuz monologların kılık değiştirmiş cinnetlerine kurban olmamak adına… Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim Çünkü dünyanın ömrü beni çileden çıkartır, YA

a victim of society – entertainment war I

her kim ki öfkesini olduğu gibi gösterir kalben dostumdur. sıklıkla kullandığım bir cümle. zira içine atmak, ses çıkarmamak, haksız olanın konuşmasına izin vermek bizi bir şekilde geriye götüren ve bu mide bulandırıcı düzenin ortaya çıkmasını sağlayan. karşımızda komşudan ege denizi tarafımızda komşumuzdan bir grup güzel insan var. gruplarının ismine “a victim of society” diyorlar, yani

Hayat Cebren Akıyor, Sinekler ve Örümcekler

Spinoza, Negri’nin ifade ettiği gibi çağının bir anomalisi. Zorluklarla dolu, kısa bir yaşamı olmuş, aforoz edilmiş, hoşgörüsüzlüğün ne olduğunu anlatabilmek için, bir saldırıda hançerle yırtılan paltosunu hep yanında taşımış. Yaşamı çeşitli kaynaklardan okunabilir ama onu anlamak için şu anekdotu bilmek gerek. Biyografisinin yazarı düşünür Tschirnhaus anlatıyor: “Spinoza’yı bir gün örümcek ağlarına sinekler atıp, nasıl hayatları

Gösteri Ekonomisine Karşı Kargaşa Projesi

KARGAŞA PROJESİ, BİR NUMARALI GÖREV: Şeyleri topluluğun, ailenin, ideolojinin ve diğer insanların gözleriyle görmeye son vermek. KARGAŞA PROJESİ, İKİ NUMARALI GÖREV: Kaybedenlerin kazanacağı bir oyun yaratmak. KARGAŞA PROJESİ, ÜÇ NUMARALI GÖREV: Söylenmemiş şeylerin söylenenlerden daha önemli olduğu saldırıları sürekli kılmak. KARGAŞA PROJESİ, DÖRT NUMARALI GÖREV: Dolaysız deneyimlerin rehberliğinde bireyi, bilinçaltını ve rüyaları cephane haline getirmek.

Çalmadı Saat

Mezat masaları uzun olur,Tüm varlığı ortalığa serilmişlerin yüzlerindeki utanç masadakiKırmızı örtüde toplanmış.Örtü az utangaç az kederli, bir de vazgeçmiş ve nakışları hatıralarNakışları tren rayı, nakışları bir yere gitmeyen yollar.Yanılgılar.Teller, dikenler.Saman kokusu yayılmış ortalığa, ilaç kokusu,Tek başınalığın o tasviri zor kokusu ve on sekizinde bir kızın kozalak memeleri,Çam nefesi, yeşil gözleri arasındaki zıtlık hüzünlerimizi yüklen-miş gibi…

MOD 130 – 20190528

Abbas Kiyarüstemi, Theodoros Angelopulos, Andrey Tarkovski, Fred Kelemen ve Bela Tarr gibi yönetmenler yorumlayıcı zamanın peşindeki yap-bozcular olarak anılabilirler. Kiyarüstemi’nin otomobilinden dünyaya atılan bakış, otomobilin içindeki diyaloglar ve uzun peyzaj sekansları, Angelepoulos’un yavaş akan ve fotoğraf benzeri sahneleri ve Tarkovsky’in insanı âdeta dışa bakarken bir iç bakışa da zorlayan ritmi bahse konu yorumlayıcı zamansallığa örnek