Ay: Nisan 2019

4. TEBLİĞ: Dünyanın Sonu

ANARŞİST ONTOLOJİ İŞTİRAKİ resmen “Dünyanın Sonu”ndan bunaldığını beyan ediyor. 1945’ten bu yana kanonik türevi bizleri Karşılıklı Muhakkak İmha korkusuyla sindirmekte ve süper kahraman politikacılarımız (ölümcül Yeşil Kriptonit’le baş edebilecek yegâne kişiler) karşısında ağlayıp sızlanan köleliğimiz için kullanılageldi. Yeryüzündeki tüm yaşamı yok edebilecek bir yol icat etmiş olmamızın anlamı ne? Pek bir şey değil. Bunu kendi bireysel ölümlerimizi müşahede etmekten kaçabilmek için düşledik. Iskartaya çıkarılmış bir ölümsüzlüğün ikiz görüntüsü işlevi görecek bir simge yarattık. Çatlak diktatörler gibi kendimizle beraber her şeyi Abis’in derinliklerine götürme fikrine bayılıyoruz.

Kıyamet’in gayrı-resmi versiyonu, Son’a ve de Sağ Kalanların (ya da Vahyin 144.000 Seçilmiş kişisinin) İkilik histerisi sefahatlerinde, baştan çıkarıcı şeytanla sonsuz nihai yüzleşmelerde, kendilerini tatmin edecekleri Felaket sonrası bir İrem bağına duyulan şehvet dolu bir özlem içeriyor.

Rene Guenon’un hayaletini gördük, kadavramsı ve başında bir fesle (Mumya’daki Ardis Bey rolündeki Boris Karloff gibi) Kültür ve Kozmos’un ölümü için yüksek sesle vızıldayan karasinek şarkıları çalan bir No Wave Endüstriyel-Noise Rock cenaze grubunun başında: patetik nihilistlerin elitist fetişizmi, “cinsellik- sonrası” entellerinin öz-tiksintileri.

Her hoparlörden yayılan bu kasvetli baladlar, Konsensüs dünyasındaki her okul kitabı ve televizyondan paranoyak beyin dalgaları gibi hücum eden Gelişim ve Gelecek hakkındaki yalanlar ve beylik sözlerin ikiz görüntüsünden başka ne ki? Modern Binyılcıların ölüm içgüdüsü, Tüketici ve İşçi Cennetleri’nin sahte sıhhatinden cerahat gibi akıyor.

Tarihi beyninin iki yarım küresiyle de okuyabilen herkes bilir ki an be an bir dünya sona ermektedir – zamanın dalgaları artlarında yalnızca zaten ölmekte ve yaprak dökümünde olan kusurlu bir hafızanın, kapanıp taşlaşmış bir geçmişin işi bitik kuru anılarını bırakır. Ve an be an bir dünya doğmaktadır – bedenleri hissizleşmiş felsefecilerin ve bilim adamlarının bahane üretip durmalarına rağmen – tüm olanaksızlıkların onarıldığı, pişmanlık ve önsezinin halihazırdaki tek bir holografik psikometrik jestte yokluğa gömüldüğü bir şimdide.

Evrenin “normatif” geçmişi ya da geleceğin ısıl-ölümünün bizim için anlamı en fazla Gayri Safi Milli Hasıla ya da Devlet’in ortadan kalkması kadar olabilir. Tüm İdeal geçmişler, henüz gerçekleşmemiş olan tüm gelecekler sadece tamamen canlı mevcudiyetimizin farkındalığını engeller.

Kimi tarikatlar dünyanın (ya da “bir” dünyanın) zaten sona ermiş olduğuna inanıyor. Yehova Şahitleri için bu 1914’te gerçekleşti (evet dostlar, şu anda Vahiy Kitabı’nda yaşıyoruz). Kimi şarkiyatçı gizemcilere göre bu, 1962’deki Gezegenlerin Büyük Kesişimi esnasında gerçekleşti. Fiore’li Joachim Üçüncü Çağı, Baba’nın ve Oğul’un Çağlarının yerini alan Kutsal Ruh’un Çağı’nı ilan etmişti. Alamut’tan II. Hasan, Büyük Diriliş’i (Kıyamet), ahirin zahir oluşunu, yeryüzü cennetini ilan etmişti. Kafir zaman Orta Çağ’ın sonlarında sona erdi. O zamandan beri meleklere özgü zamanda yaşıyoruz –pek çoğumuz bundan haberdar değil, o kadar.

Daha radikal bir Vahdetçi duruş alacak olursak: Zaman aslında hiç başlamadı. Kaos asla ölmedi. İmparatorluk asla kurulmadı. Ne şimdi ne de hiçbir zaman geçmişin köleleri ya da geleceğin teminatı olmadık. Dünya’nın Sonu’nu emrivaki olarak gerçekleşmiş ilan etmeyi öneriyoruz; tam tarihi mühim değil. 1650 yılında Ranterlar Binyılın kendi nefsine, kendi merkeziyetine ve tanrısallığına uyanan her bir ruha şimdi geldiğini biliyorlardı. “Neşelen, hemcinsim,” diye selamlaşırlardı. “Her şey bizim!”

Başka türlü bir Dünya’nın Sonu’nun zerresini dahi istemem. Bir oğlan sokakta bana gülümser. Kara bir karga pembe bir manolya ağacında oturur, orgon bir lahzada şehrin üstünde birikip boşalırken gaklar… yaz başlar. Aşığınız olabilirim… ama Binyılınıza tüküreyim.

HAKİM BEY / T.A.Z. GEÇİCİ OTONOM BÖLGE, ONTOLOJİK ANARŞİ, ŞİİRSEL TERÖRİZM

pasaportların gücü adına

kanada merkezli bir şirket düzenli olarak küresel pasaport gücü raporu hazırlıyor ve bunu da oldukça başarılı bir formatta sunuyor. genelde ülkenin kendi gerçeğini yaratma medyasında türk pasaportu 37. sırada, çok güçlüyüz şeklinde haber olan durumun aslında değerlendirme sınıfı olarak 37 olduğu ve ülkenin önünde 90 ülke olduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor. an itibariyle vize istemeyen 116 ülkeyi de görebiliyorsunuz. kalan anlamlı verileri keşfetmek size kalmış.

passport index

aşkın suçları

Dünya edebiyatında ihtilâl yaratan ünlü sadist Marquis de Sade (Marki dö Sad) ın 3 ciltlik şaheseri «Les Crimes de L’Amour» dan seçilmiş üç nuveli tam olarak Türk okurlarına sunmakla mutluyuz.

AŞKIN SUÇLARI, kadın ve erkek arasında toplum kurallarının yasak saydığı türden, erotik birleşmelerin heyecanlı hattâ korkunç trajedisini açıklamaktadır.

AŞKIN SUÇLARI, tekrar tekrar okunarak ruhsal hayatın derinliklerinde kımıldayan cinsel içgüdülerin insan karakteri üzerindeki etkileri anlaşılacak bu veriler ve bulguların ışığında kendimizi daha iyi, daha doğru tanımaya yardımcı olacaktır.

Bütün büyük yazarlar ve sanatçılar Marquis de Sade’ın eserlerini başuçlarından ayıramamışlardır. Beaudelaire, Lautréamont, Nietche, Puşkin, Dostoyevski, Apollinaire, Kafka bunlardan sadece birkaçıdır.

download . pdf – marquis de sade, aşkun suçları

ağaçları kesmeyin

Düş bir yaş dalından düşerse
Nereye düşer hiç düşündünüz mü?
Yerde bir iz kalmayacak mı izdüşüm?
Düşen yaş dalından düşünce
Gözlerinizdedir pınarı
Bir yaş bir daldan düşünce
Kökündedir yaşı
Bir yaş düşer bir daldan
Hepimizin ölen arkadaşı
Ve çok eskilere dair bir düşünce

can yücel


zamanın sonuna yolculuk

içinde yaşadığımız dönemde değer verilen ya da ne kadar önemli olduğu düşünülen konuların aslında bu gezegende herhangi bir öneminin olmadığını çoğu zaman dikkate almıyoruz. evet belki insan ömrüne kıyaslandığında diğer görüş daha ağır basabilir ama kanımca unutulmaması ve odaklanılması gereken bu kadar kısa süre içerisinde insanlık tarihinde vermiş olduğumuz tahribat. rakamlarla konuşuyor olacaksak;

dünya 4.6 milyar yaşında. bunu 40 yıla ölçekleyecek olursak, insanlar bu dünyada 4 saattir yaşıyor. endüstri devrimi 1 dakika önce başladı ve o dakika içerisinde biz dünyadaki yağmur ormanlarının %50’sinden fazlasını yok ettik.

birazdan izlemenizi tavsiye ettiğimiz bu harika video ise bu anlattıklarımızın harika bir görsel özeti. hafızalarınızda yer edinmesi ve gerçekten önemli olan şeylere vakit ayırmanız dileğiyle.

Bütünüyle Kuşkudayız

Kilisenin kör karanlığında cadı avı ile başlayan bir süreç, günümüzde klinik psikolojik uygulamalarla devam ediyor Szasz gibi anti-psikiyatrlara göre. Bu çokça tartışmalı konuyu deşmek değil niyetim ancak engizisyon ile karşılaştırılan uygulamaların çok geçmişte kaldığı günümüzde dahi akıl hastalıkları ile toplumların ilişkisi hala primal düzeyde. İşte bu ahval ve şerait içinde hayat bulmuş ve kült mertebesine erişmiş bir dergi/fanzin kırmasından söz etmek lazım. Şizofrengi.

1992 ile 1998 yılları arasında elinden geldiğince çıkan bir dergi. “Bütünüyle kuşkudayız” mottosu ile zaman zaman akademik; çoğu zaman kontrolsüz bir düşünce akışı formatında hazırlanmış. Uygarlık ve delilik arasındaki tüm etkileşimleri ve çatışmaları bünyesinde barındırmakta. Bu bağlamda paylaşmak ve anlamak önemli. Zira dergi, konuya biraz olsun ilgi duyanlar için muazzam bir yol haritası aynı zamanda.

Diğer yandan “frenginin doğurduğu ve hastalıklı genlerini aktardığı” iddia edilen klinik psikiyatrik uygulamalar, en modern toplumlarca bile bir utanç nesnesi iken bu derginin bir şekilde kendi kitlesine ulaşması, sahiplenilmesi ve unutulmaması toplumun konuya yaklaşımına dair umut teşkil ediyor.

İlk 13 sayısı bu linkin arkasında.

Umut yok

yalnızca sürgit

mücadele var

bu bizim umudumuz.

Deliliğin dili işte bu

cümleyle başlar.

David COOPER / Language of Madness