Ay: Şubat 2019

bir tür toprak işgali

Milyonlarca ev, milyonlarca evsizlere…

İşgalin durumunu şöyle çizeyim. İçinden nehir geçen, nehri can damarı olan şehirlerin içinde,  her saati birbirinden farklı, tahmin edilemez sokakların dibinde, başıboş arsaların, arsalarımızın üzerinde, bağrımızı yakan üretim ve inşanın sesini sesini duyuyorum, duyuyoruz. Bulunduğumuz bu şehirlerde işgal durumu hiç bir zaman böyle olmamıştı ve en son işgal, topun tüfeğin sokaklarımızı, bağrımızı yakarcasına yıktığında yaşamıştık. Şimdi silah üretir gibi taşın, kazmanın, çekicin ve çivinin sesini duyuyorum. Hiç tükenmeyecekmiş hiç yorulmayacakmış gibi üretiliyorlar.

Milyonlarca eve, milyonlarca evsizlere…

Evleri şehirlerimizin tam içine bir gecede yaptılar, bundan elli küsür yıl önce, göç eden insanın aynı göç ihtiyacı ile gerçekleştirdiler. Şehrin üstüne çökecek sisin habercisi idiler. Ellerini bilmeden dumanın içine soktular, parkalarını is ile silip is ile yıkadılar. Dahasını arkalarında getirdiler. Bir gecede yapılan yapılara geri döndüler. Gecekondular,  favelalar, barriolar.  Aynı anlamdaki bu isimler gerçek yansımaları gibi bir anda türediler. Yavaş yavaş, birbiri üstüne binerek, ovaları, vadileri,yamaçları aşarak tırmandılar tırmandılar ve birikmeye başladılar. Biriktikçe yeni insanlara şehrin üzerinde gezmekte olan dumanın altında bir yuva inşa ettiler. Sokak duvarları tente kaplama, kaldırımları duvar tuğlasından döşenmiş, yolları gelip gitmekte olan arabalar ile açılmış. Dünyanın artıklarından oluşmaya çalışan yeni bir dünya. Şu anda da yeniden oluşuyor, kendisine yeni yerler bulup genişliyor, şiştikçe şişiyor. Yeniden bir yamacın tepesine doğru yerleşmeye başlıyor, eskinin gözlem kulesi gibi şehri seyrediyor. Şehir de yeni yerler arıyor.

Bu milyonlarcası yerler: evsizleşecek olan evsizlere…

>1700 klasik arcade oyunu

arcade bildiğiniz gibi oyun salonlarında oynanan oyun türlerine ve bunların oynandığı salon makinelerine verilen ad. bildiğiniz jetonlu makine işte (halkımız genelde street fighter oynardı). kendilerinin yerini gelişmiş oyun konsolları ve bilgisayarlar alana kadar oldukça iş görmüşlerdi. bu makinelerle oyun oynamaya şansına erişmiş nesle de selam olsun.

bir de bizim pek sevdiğimiz internet archive var bunun yanında. bilmiyorsanız kullanın ve bilmiyorsanız bir şekilde kullandırtın.

konumuz ise bu ikisinin birleşimi. yani internet arcade. ekip bir güzellik yapıp 1970-1990 yılları arasından 1700’den fazla oyunu sanal alemde sunmuş. klavyeniz ile oynayabiliyorsunuz. jetonunuz sınırsız. iyi eğlenceler.

internet arcade

The Eternal Navigation

the eternal navigation yani sonsuz yolculuk diyebiliriz sanırım. albümün arkasında leigh toro var. kendisi ilham kaynağı olarak 2016’nın perseid meteor yağmuru sırasında, ingiltere’nin norveç’e bakan kuzey denizi kıyılarında konumlanmış northumberland bölgesi gezisinde yaptığı alan kaydını baz almış.

bu arada perseid gök taşı yağmuru, en bilinen gök taşı yağmurlarından biri. 1992 yılında Dünya’nın yakınlarından geçen swift-tuttle kuyruklu yıldızından arda kalan kalıntılardan oluşuyor. ne biçim isim derseniz kendisini keşfeden astronomların isimleri. ilk olarak 1862 yılında keşfedilen swift-tuttle’ın bir sonraki ziyareti 2126 yılının 14 ağustos’unda olacakmış. dünyaya pek yakın geçtiği için çarpma riski olan gökcisimlerinden. bizden sonraki nesilin problemi.

biz konumuza döndüğümüzde, mümkünse gece, mümkünse kulaklık ile dinleyip gözünüzü kapattığınızda göreceksiniz switf-tuttle’ı. el sallamayı ihmal etmeyin. iyi yolculuklar.

Bauhaus Kuruluş Manifestosu

Tüm yaratıcı etkinliğin nihai hedefi yapıdır! Yapıyı süslemek bir zamanlar güzel sanatların en soylu ödevi, güzel sanatlar büyük yapı sanatının ayrılmaz bir bileşeni idi. Bugün bunlar kendi kendine yeten bir tuhaflıktalar ve ancak tekrar bütün işçilerin birbiriyle bilinçli bir işbirliğine girmesi ve beraberce çalışmasıyla kurtarılabilirler. Mimarlar, ressamlar ve heykeltıraşlar yapının çok uzuvlu biçimini bütünü ve parçaları içinde yeniden tanımayı ve kavramayı öğrenmeliler ki yapıtlarını, salon sanatıyla kaybetmiş oldukları mimari tinle yeniden doldurabilsinler.

Eski sanat okulları bu birliği yaratma becerisini gösteremedi, hem nasıl yapacaklardı ki, çünkü sanat öğretilebilir değildir. Atölyelere yeniden açılmak zorundalar. Bu, sadece çizen ve resim yapan, desen çizimcisi ve süslemecilerden oluşan dünya, nihayetinde yeniden yapı dünyasına dönüşmeli. Eğer, içinde yaratıcı etkinliğin aşkını hisseden genç bir insan bir zamanlar olduğu gibi bir elişi öğrenmenin yolunu yeniden tutarsa, üretken olmayan “sanatçı” gelecekte bir daha kusurlu ürünler vermeye lanetlenmiş olmayacak çünkü becerisi, mükemmelliğe erişebileceği zanaatının içinde korunacak.

Mimarlar, heykeltıraşlar, ressamlar, hepimiz elişine geri dönmeliyiz! Çünkü “meslek olarak sanat” diye bir şey yoktur. Sanatçıyla zanaatçı arasında bir öz farkı yoktur. Sanatçı zanaatçının yükselmişidir. Merhametli gök kubbe, iradesini aşan nadir ilham anlarında elindeki emekten bilinçsizce sanat canlandırabilir ama emeksel yeterliliğin temeli tüm sanatçılar için vazgeçilmezdir. Yaratıcı tasarımın özgün kaynağı buradadır.

Öyleyse, zanaatçılar ile sanatçılar arasına kibirli bir duvar dikmeye niyetli gaspçı sınıfsal ayrımlar olmaksızın yeni bir zanaatçılar birliği kuralım! Yaklaşan yeni bir inancın kristalleşen simgesi olan, her şeyin –mimari, plastik ve resmin– biçiminin içinde bütünleşeceği, milyonlarca zanaatçının ellerinden bir gün göğe yükselecek olan geleceğin yeni yapısını hep beraber arzulayalım, tasavvur edelim, yaratalım.

Walter Gropius

Nisan 1919

Monokrom

Sislerin ardından gelen güneş
5 günlük hava tahminlerinde görünmezken
Bildiğimi düşündüğüm bilinmezler
13. gecenin kâbusu.
(Medet ya Spinoza!)
Parçalı bulutlu günlerin
Evsizlere verdiği huzursuzluk
Rehin almış yüreğimi.
Kapılar 5 numara hipermetrop
duvarlar kör cephe.
Söz cımbızla bağdaşmış
Oysa yüreğin ısısı, katıdan sıvıya çevirmez mi
Tüm soyutgilleri?
Karanlık yangınlar sar(ar)mış
Susmuş dilleri.
Fasit dairelerde kaybolmadan
İzin ver ellerimin arasında
Isıtayım yüreğini.
Çünkü
Beklerken kaçırdığımız
Tüm duraklar
bir filme konu şimdi.

.

En sevdiklerimize (!)
Soslu bahaneler sunduğumuz
Bugünler dün olmaya çok yakın.
Çamaşır tellerinde günü birlik
İpe gidiyor dünler.
Pişmanlığın ve keşkelerin lekeleri
çıkmıyor yakamızdan.
Bir ellerin temiz kalmış,
Bir ellerim…
Dokun ki temizlensin
İç cebimde biriktirdiğim hüzün.
Şiirler okunsun diye yazılır
Ama bu ellerine kavuşmak için
Bahanem olsun.

OTOMATIZME AGIT-8 – I NEED SOME ATMOSPHERE

Biraz atmosfer’e ihtiyacım var

Sadece

Biraz

Atmosfer.

Zihninin en karanlık tarafına yuva yaptığın benzedrin kuşu

Ve deli hücrelerinden kaçan psikoz tanrılarin tekinsiz ıslıkları.

Babanlı ıslak rüyalarında rastladığın sofokles mezarına ağladığın zaman,

Granit kan laboratuvarlarında inşa edilen yeni insanlık için şarkı söyleyeceksin.

Bir psikanalistin zihin odalarında kırmızı kadifeye sarılıp sanat ve arzu için pişmanlık duyacaksın.

Güçsüz geçen her gecenin sabahında, güçlü olarak uyandığın o igrenç paradoks

Saat 23/40

İyi bir fikir peşinden koşarken, hayvan mezarlığında ellerini kaybedeceksin.

İyi bir fikir peşinde koşarken, paslı metallerden oluşan bir toplum mezarlığında bacaklarını kaybedeceksin.

İyi bir fikir peşinde koşarken, genetik mühendislerinin formaldehit gaz odalarinda gözlerini kaybedeceksin.

İyi bir fikir peşinde koşarken, endüstri kusan gri şehirlerde ruhunu kaybedeceksin.

İyi bir fikir peşinde koşarken, epileptik müzik dunyasinda kulaklarını kaybedeceksin.

İyi bir fikir pesinde koşarken,

Ayakların takılacak

Ve

Depresan kokulu bir akıl hastanesinde,

Zihnini kaybedeceksin.

Bunların

Hepsi

İyi bir fikir peşinden koşarken

Olacak.

Son nefesini vermek üzere iken;

Tanrı sana göründüğünde,

Söyleyecek hiçbir şeyin kalmayacak.

.

.

.

Benzedrin kuşu senin icin ağlamayacak.