Kanarak Ormanın Gözleri Kapanıyor

… .. . k a n a ra kbu hep eksik bir sürgün. paçasız ve yakasız. ağaçların arasından dalgaların kalbine ; bir suskuyu oluşturamıyorsun. bir suskuyu konuşturamıyorsun. güneşin dediğinden yoksun. güneşin deliliğinden yeksin. bayrakların yoksul şarkısı içinde varlık kemiren gölge kahraman gece açıyor. gördün. direklerini boyamayacaktın ve mahalleleri boğmayacaktın. denizle konuşmayacaktın ve saçların hiç uçuşmayacaktı.

Hastalıklı Bedenden Kadın Bedenine: Tüberküloz

Susan Sontag, “Metafor Olarak Hastalık” adlı kitabında tüberkülozun 18.yy’ın ortalarında romantik çağrışımlar edindiğini belirtiyor. Hayal kırıklığının enkazı olarak da nitelendirilen bu hastalık, daima lirik bir ölümle eş tutuluyordu. Özellikle kanser gibi insan bedenine saldıran bir şekilde değil de insanı içten içe tüketen bir hastalık şeklinde tasavvur ediliyordu. Kanser şiire konu olmazken, tüberküloz şairane görülüyordu. Bergman’ın

birth pangs

saçma bir toplumda yaşıyoruz çünkü hala bu şeylerin illüzyonu altındayız… bir sonraki şey beni hedefime ulaştıracak… bir sonraki şey beni hedefime ulaştıracak… ve sonunda, umarım yeterince şeye sahip olduğunuzda farkına varacaksınız ki bir sonraki şey sizi hedefinize ulaştırmayacak. “birth pangs” yani doğum sancıları. eliot rausch’un işi, nowness aracılığıyla elimize ulaşmış. marjinalleştirilmiş toplumlarımdaki adaletsizliği gözümüze vurmak

murat beşer – yoldan çıkmış simalar

elinizdeki kitap, “ben yazmazsam hiç kimsenin yazmayacağı şey ne olabilir?” diye kendi kendime sorduğum sorunun yanıtı olarak şekillenmeye başladı. işte ondan sonradır ki, bir günden diğerine ıkına sıkına geçen, özgürlüğüne ölümüne düşkün, bilinçli ya da bilinçsiz boyun eğmeyen, hizaya girmeyen, toplumun kendisine biçtiği karikatür rolü kabul etmeyen portreler düştü aklıma bir bir. şaşaaya, sınıf atlamaya,

poetry scores – BLIND CAT BLACK

blind cat black. umarım tahmin edebileceğiniz gibi “bakışsız bir kedi kara”. yani ece ayhan. daha önce zafer yalçıpınar’ın güzelliğini paylaşmıştık. şimdi biraz daha uzaklara gidelim. 2006 yılının bir üretimi, murat nemet-nejat aracılık yapmış. chris king ise poetry scores adı altında 28 parçalık bir toplama yapmış. detayları ve ayrıntıları merak edenler poetry score üzerinden devam edebilir.

genç olmanın kahrı üzerine

“Galiba büyüyordum, belki de büyümüştüm. Bir çocuk olmaktan neydi hatırımda kalan? Bazen bunu tuhaf bir ıslaklıkla hatırlatan şeyler var, gözlerimin, burnumun, ellerimin, ayaklarımın yürürken ve koşarken, bir yere oturmuş sallarken altıma toplarkenki halleri ile birikmiş anıları var. Bir zamanlar çocuk olduğumu onu zamanını ve kokusunu biliyorum. Neler duyduğumu hatırlıyorum. Ezilmiş incir ve ısınmış ot kokusu