Menü Kapat

Ay: Nisan 2018 (sayfa 1 / 5)

handmade ocean

handmade ocean yani bildiğiniz gibi el yapımı okyanus.  sürekli tonların uzadığı, kısa bir an için sesle yükselip kaybolan. floresan yosunlarla dolu okyanusa sallanan bir el gibi. boşluk ve ardından boşluğun içine yol alan parlak bir yol gibi. müziğin yaratıcısı rhucle sesin küçük parçalarını bölüyor ve onları harika bir forma dönüştüyor. synthesizer suyun döngüsüyle birlikte, sakin ve huzurlu bir biçimde döngüye giriyor. notalar ise zihninizi gezintiye ve merak etmeye davet ediyor. mümkünse gece, mümkünse kulaklık ile ve lütfen kıymetini bilerek dinliyorsunuz.

kaya ulusay – zamansız

“yaşadıkları hayatın aslında hiçbir nabız belirtisi göstermeden sürüp gittiğini farkettiklerinde her şey çok geç olacak,” diye düşündü barbaros. ofiste çalışanları göz ucuyla izlerken, “sistemin içinde, sisteme karşı ama sistemden kopamayan bir zavallıyım ben,” dedi kendi kendine. yanlışı gören ama haykıramayan bir korkaktı belki de.

etilen’i tam zamanlı bir proje/iş gibi olduğu gerçeğini düşünen insanlar bizi şaşırtıyor olsa da dönem dönem karşımıza çıkıyor. fakat aksine etilen günlük hayatın koşuşturmacası dışında kalan zaman diliminde yaşamını sürdürüyor gibi bir durum söz konusu. dolayısıyla ne kadar zorlayıcı olduğunu sanıyorum ancak benzer şeyleri tecrübe edenlerin anlayabileceğini düşünüyoruz. bu uzun girişin sebebi elimizdeki kitabın da yine benzer bir şekilde oluşmuş olması. kaya ulusay’ın ilk kitabı zamansız. kendisi özel sektörde çalışıyor.

kitabı bu sınırlamalar ile değerlendirdiğimizde ve ilk kitap olduğunu düşündüğümüzde şans tanımanız gerektiğini düşünüyoruz. biraz fazla depresif ve karamsar gelebilir ama yazarın kendi ağzından sorguladığı konunun “akıp giden zamanda “biz” diye tanımladığımız aslında gerçekten biz miyiz; yoksa belli rollere atanmış, farklı hayatlar yaşadığını düşünen ama benzer sıkıntılarla boğuşan aynı kişiler miyiz?”  olmasının kitap boyunca yeterince soru sorduğunu ve düşündürdüğünü söyleyebiliriz. ayrıca tek oturuşta okunabilecek bir akıcılıkta olduğunu da belirtmek isteriz. kendinizi yalnız hissetmemeniz de bazen güç verebiliriz. umudunuzu kaybetmeyin.

zamansız
kaya ulusay
eks libris yayıncılık
2018, 183 sayfa

Fikirler Fikri

Plato, diyalektik yoluyla, düşünme ruhunun, varolanın sonsuz prototipleri olan “fikirler” e geri döndüğüne inanır. Plato’nun öğretilerine göre, fikir dünyası, bağımsız olarak, şeylerin dünyasından ve insan düşüncelerinden bağımsız olarak var olur. Onların varlığı sonsuz barıştır. Fikir dünyası, duyusal dünyadan ayrı olarak, uzayabilen özel bir alan içinde. Platon’un fikirler fikri, her zaman değişmez olan ortak kavramlar fikrinden başka bir şey değildir; ama onlar, bağımsız varlıkların, gerçek varlıkların, nesnelerden ayrı olduklarını düşünüyorlar. Bunlar insani düşünceler değildir ve bunlar bile bir ilahın düşünceleri değildir; Bunlar, özellikle şeylerin dünyasının nesnelerinden var olan gerçek nesnelerdir; Bunlar, duygularla değil, yalnızca düşünce tarafından bilinen, onlardan ayrı olarak var olan duyusal nesnelerin maddeleridir; Onlar mantıklı nesnelerin prototipleridir. Onların sayısı sonsuzdur.

Plato’ya göre, her bir nesne sınıfı özel bir düşünceye karşılık gelir ve birçok ayrı konuda özdeş olan bir şeyin tahsisi yoluyla yapılabilecek bütün kavramlar, fikir dünyasıdır. Fikir dünyasına, yalnızca kendisine ait olan, yalnızca öznenin kendine özgü özelliklerine girmeyin. Bir fikir değil, yalnızca başka bir konudaki hiçbir şeyle özdeş olmayan şeydir; Bireysel bir konuda anlama, küçük ve sürekli olarak değiştirilebilen fikir dünyasına yabancıdır.

Var olan ve nihai düşünmenin en yüksek ilkesi, şimdiki gibi, mutlak, Platon (“Devlet” tezi’nde) “iyi fikir” olarak belirtilir; Görünür güneşte olduğu gibi görünmez bir fikir dünyasında; tüm varlığın ve tüm bilginin kaynağıdır. Yunan atasözünde “iyilik fikri” ifadesinin belirsizliği söz konusudur. Bununla birlikte, bu terimin Platon’un Tanrı kavramına ya da “iyilik fikrine” manevi bir varlık olan makul, ancak gereklilik yasalarından tamamen arınmış olmamasına dair ilahi ilkesi olduğuna eşdeğer bir şüphe yoktur.

Diyalektik çalışmasının konusu, gerçekten var olan, fikir dünyasıdır. Fiziğin konusu şeylerin dünyasıdır: duyusal varlık, ortaya çıkma ve değişim dünyası. Bu duyusal varlık, yalnızca gerçeklerin varlığını tasvir eden ana hatları olan bir gölge, sadece fikirlerin dünyasının hayaletidir. Nesnelerin dünyasının duygusal nesneleri, fikirlerin tam bir göstergesi olamaz; Bu fikir yalnızca belli belirsiz bir biçimde yansıtılır; duyusal tezahürlerinde, şeylerin dünyasının birçok nesnesine bölünür ve özü, maddenin örtüleri tarafından kapalıdır. Platon’un diyaloglarından biri olan Timaeus’un, tüm duyusal olayların ortak bir alt tabakası olduğu, tüm duyusal nesnelerin oluşturulduğu ve kurucu kısımlarının yeniden ayrıştığı; Sonsuz değişim döngüsünde olan şeylerin dünyasının bu genel malzemesi, fikirlerden ve duyusal olaylardan özel bir şeydir.

Nesnelerin dünyasındaki tüm maddi nesneler, yalnızca bu ortak, biçimsiz alt katmanın tezahür biçimleridir, görünmez, belirli niteliklere sahip değildir, ancak tüm şekilleri alabilirler. O, “boşluk”, ortaya çıkan her şeyin bir odasıdır, fakat kendisi, başlangıcı, sonsuzdur. Platon’un felsefesinin araştırmacıları, şeylerin dünyasının bu alt tabakasının tam olarak nasıl anlaşılması gerektiğine dair görüşlerinde farklıdır. Bazıları, Platon’un onu, evrenin ortaya çıkışından önce var olan, düzensiz bir şekilde endişelendiren ve düzensiz harekete, duyusal dünyanın tüm unsurlarının belirsiz biçimlerine ve niteliklerine karışan sonsuz bir madde olarak hayal ettiğini; diğerlerine göre, bu şeylerin tüm dünyasının ortak alt alanı uzamdır. Araştırmacılar ve Platon’un duyusal temsiller hakkında ne düşündüğü sorusu, sorunu düzensiz bir şekilde çözmektedir. Bazılarının görüşüne göre, bu temsilleri öznel düşünceler, şeylerin duyusal dünyası olarak gördü, yalnızca belirsiz bir hayal ürünü; başkalarına göre, dış nesneler hakkındaki fikirlerin niteliğinin, bu nesnelerin nitelikleri tarafından belirlendiğine, yani insan yaşamının dışındaki duyusal nesnelerin varlığına atfedildiğine inanıyordu.

Biçimsiz bir alt tabakadan gelen şeylerin duyusal dünyası, sürekli modifikasyon sürecindedir. Maddi dünyanın fenomenlerinin bu değişkenliğinde, ne duyguyu ne de düşünmeyi kalıcı bir şey kavrayamaz; maddi fenomenlerin gerçekten var olan unsuru, sadece fikirlerle onlara sunulan şeydir. Gerçekten sadece bir fikir dünyası vardır; şeylerin dünyasının fenomenleri, gerçekte var olan, ama gerçekliğe sahip olmayan, gerçek bir varoluşu olmayan, sadece fikirlerin gölgesidir.

MOD 072 – 20180417

Mevcut gidişatın bir anda tamamen değişebildiğini hayatımız içerisinde deneyimlemişizdir, kimse kendi çukuruna mahkum olmayı kabul etmemeli. Bir şarkı da pekala insanın hayatını kurtarabilir, kimse hiçbir zaman kulağını da kapatmamalı.

Bu haftaki MOD macerası Chicago’nun enfes ekiplerinden Tortoise’ın rehberliğinde başlıyor, prodüksiyonlarıyla (bknz. Factory Records külliyatı) bir döneme damgasını vurmuş Martin Hannett’ın müzisyen tarafıyla renklenen program, gerek yurtiçi gerekse yurtdışından güncel-taze kayıtlarla devam ediyor. Londra’lı ikili Audiobooks, M4NM’in yeni ekibi Dark’o Bairo ile Ati ve Aşk Üçgeni grubuna ait yeni kayıtları hararetle tavsiye ediyoruz.

01. Tortoise – Prepare Your Coffin
02. Tortoise – Gigantes
03. Martin Hannett & Steve Hopkins – Scandinavian Wastes
04. Audiobooks – Gothenburg
05. Dark’o Bairo – All Will Be Quiet
06. Özgür Yılmaz – Kuzgun Leşi
07. Ati ve Aşk Üçgeni – Seni Değil Dünyayı Affettim
08. John Zorn – Samarkan
09. Elizio De Buzios – Tamanqueiro
10. Khruangbin – Como Me Quieres
11. Khruangbin – Maria También
12. Auktyon – И День И Ночь
13. Nino Rota – Connie’s Wedding

can sıkıntısı

Bu hayata acele etmeden,
Dünyada hiçbir şey sevilmiyor ki zaten,
beyaz bi’ maskeden bakıyorum
solgun, benekli bu hayata.

İnsanın, “ötekinde” bir amaca ihtiyacı vardır. Hedef yoksa veya harekete geçmek imkansızsa, kişi can sıkıntısı, ıstırap, umutsuzluk, depresyon gibi acı verici birtakım durumlarla karşılaşır. İnsanın, can sıkıntısından ölmemek için figüratif ya da gerçek anlamda amaçlara sahip olması hayati derecede önemlidir. Sıkıntı B. Hubner tarafından ihtiyaçların metafizik ihtiyacı veya hareketin kendisi için harekete duyulan ihtiyaç olarak tanımlanır. Sıkıntı insanı hayvanlardan önemli ölçüde ayırır. B. Hubner’e göre, “insan canı sıkılabilen bir hayvandır”. “… Sıkıntı, insanları genel olarak anlamanın anahtarıdır.”

Köpeğim, Ona Baktığımda Ölü Taklidi Yapıyor

Sıfırda.

Mantık eser arada.

Estikçe o gelir aklına:

“Tekrar gider mi?”

Yüzüne bakmadığı şeyleri

Çekiştirdikçe tüm rengârenk papağanlar,

Bozar tüm kurguyu birden kargalar.

Bozdukları anda, şu geldi aklına:

“Kargalar konacağı yeri bilir mi?”

Kargalardan iğrenir sorsan öylece

Ama şeytanı özler ve şeytanıdır onun kargalar.

Tüm bunları temizler, temizleyemediğini sansürler ve tenhada bağırır kendine:

“Belki de cehennemin kutup bölgesindeyim,

Öyleyse buzullar eritildiğinde ne halde olacak yeminlerim?”

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.