Menü Kapat

Ay: Aralık 2017 (sayfa 1 / 5)

2017 raporu ve 2018 reçeteniz

2017 için herkesin hem fikir olabildiği tek yorum “2017’de kötü bir yıl oldu” olacaktır muhtemelen. 10 yıl gücünde siyasi atmosfer hareketlerinin karşısında ve george orwell’in hayal gücünü küçümseten bir yık yaşadık. bu yıl daha ziyade cahilliğin ön plana çıktığı ve mafyavari bir yaşamın ön plana çıkartıldığı bir yıl oldu. 2017’de en çok adalet, KHK, fetö, darbe, anayasa, başkanlık sistemi, reza zarrab, istifalar, tecavüz, istismar, tahammülsüzlük, mühürsüz oy pusulası, kredi garanti fonu, bylock, teog, büyükada akıllarda kaldı. yine kötülük kazanmaya devam ettik. bireysel olarak dahi mutluluk ve huzur bize pek yakın olmadı, umarım size olmuştıur.

etilen olarak dönüp rakamlara baktığımızda bu yıl;

  • bu yazı ile birlikte toplamda 259 yazı yayınlamışız. yaklaşık 154.500 kişi 237.000 kere siteyi ziyaret edip 357.000 sayfa görüntülemiş. yazı sayımız geçen yıla yakın kalmış ama 30.000 kişi daha aramıza katılmış, ne mutllu.
  • yıla iyi başlamış 13 radyo yayını yapmışız. mixlr’da 10.400 kere dinlenmişiz, mixlr ücretli sisteme geçmiş, biz de sessiz kalmışız. yeni altyapı ile radyo etilen 2018’de devam etme niyetinde yazıp spoiler verelim.
  • gidenler gelenler ile yaklaşık 500 kişi facebook sayfasında beğeni sayımızı arttırmış, paylaştıklarımız yaklaşık 1.860.800 izlenim almış. etilen severler bu yıl facebook sevmemiş çok.
  • twitlerimiz yaklaşık 1.749.000 izlenim almış
  • instagram üzerinde  yaklaşık 1000 kişi aramıza katılmış
  • kargart‘da yine 3 kere gösterim yapabilmişiz. 2018’de belki arttırırız.

yapımda ve yayında emeği geçen herkese tek tek teşekkürler diyerek 2018’de de belki daha agresif devam etmek için yeterli sebebimiz var diyoruz. 2018 yılı için yapmanız gerekenleri ise sizin için özetledik. buyrun reçetiniz;

itiraz et. kabullenme. sesini çıkar. umudunu kaybetme. diren. gülümse. vazgeçme. takas yap. iste. topla. boşal. israf et. öp. kullan. ihtiyaç duy. ölme. içine çek. ara. ye. sipariş ver. nefes ver. borçlu ol. zevk al. sıç. ödünç ver. tahrik et. küfret. hediye ver. bağır. sahip ol. taklit et. kazan. iç. seviş. özle. gasp et. ödünç al. öde. hesapla. götür. baştan çıkart. savaşma. yaşa.

Aşk Hakkında Kısa Bir Yazı

Boş ve dolu süt şişeleri, dökülmüş süt, kanla boyanmış süt. Süt, kar, beyaz, ilk aşkın, saf aşkın masumiyetini, Tomek’in masumiyetini çağrıştırmak istiyor Kieslowski, Magda’ya gelince boşalan süt şişeleri Tomek tarafından dolduruluyor. Magda’dan boş süt şişesini Tomek saklayıp, ona dolu süt şişesini verirken, Magda bir başka boş süt şişesini veriyor Tomek’e.

Tomek’in röntgenciliği klasik bir röntgencilik değil, o Magda’nın mahrem olmayan parçalarını görmek istediği için gözetlemiyor, o Magda’nın yaralarını görmek istiyor, duygularındaki masumiyeti Magda’nın varlığıyla birleştirmek istiyor. Zira aşk bir yara sarma işidir, yaraları olmayanın aşık olabildiği görülmemiştir.

Film boyunca yağan kar, sürekli geçen beyazlar içindeki adam, hepsi Tomek’in duygularının masumiyetini, saflığını temsil ediyor. Magda bu masum duyguları anlayabilecek durumda değil, o da aşkın cinsel birleşmeye kılıf bulmak için uydurulmuş bir şey olduğunu düşünüyor, belki de düşünmesi için nedenler var, Tomek’e soruyor, “Ne istiyorsun benden? Beni öpmek mi, benimle sevişmek mi, benimle gezmek mi?” Tomek hiçbirini istemiyor, şok edici bu. Saf aşkın, nesnesinden hiçbir şey talep etmediği, saf olmayan hiçbir şey talep etmediği acaba lügâtından çıkalı ne kadar oluyor Magda’nın?

Tomek’in, Magda’ya dokunduğunda boşalması ve kadının bunu Tomek’in bu anı göreceği “yücelikle” görmeyip de “İşte aşk bu, git duş al.” gibi bir tepki vermesi aslında, bir kez o saflığı kaybettiğinde insanın, bir daha o saflıkla dünyaya bakmasının ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Tomek’in dürbününün burada saf perspektifin nesneleşmiş hali olduğunu görüyorum ben. Magda’nın da o dürbünden baktığında olayları Tomek’in saf perspektifinden görebildiğini düşünüyorum. Kahve isteğini kabul ettiğinde Magda, Tomek’in yüzüne buz parçaları bastırması suratından taşan ısı için, çektiği acıyı unutmak için omzuna ütü bastıran adamı anımsatıyor bana. İki kişi farklı şeyleri unutmayı deniyor oysa, biri acıyı ötekisi ise tutkunun iç yakan, yapış yapış talepkârlığını.

Tomek, Magda’nın onu reddettiği, onu önemsiz gördüğü için intihar etmiyor, zihninde oluşturduğu masum imgenin, o ağlayan kadının, olanca saflığıyla dökülmüş sütle oynayıp gözyaşları döken kadının, aslında sandığı kişi olmadığı için zihninde yalnız kaldığından, zihninde aslında boşu boşuna bir şeyler yarattığından intihar ediyor, saf olan su, kanla karışıyor.

Kieslowski’nin kader takıntısı Maria Magdalena ile de görülebilir. Burada bir Mecdelli Meryem ve Nasıralı İsa alegorisi de görüyorum. Tomek’in saflığı ve Meryem’in günahkârlığı, saf olamayacağını düşünmesi, oysa İsa’nın onu eski saflığına kavuşturması, filmin dinsel alegorik tabanını oluşturuyor bence.

Sonuçta, saf aşk bir kez kaybedildiğinde bulunması zor olsa da, eğer istenirse, imkânsız değil. Kader hakkında hâlâ umudu olanlara, kader hakkında, kaderle, kader için masum bir film, Aşk Hakkında Kısa Bir Film.

çıldırma hakkı

artık yeni binyıl doğuyor. konuyu fazla ciddiye almaya gerek yok. sonuçta, hıristiyanların 2001 yılı, müslümanlarda 1379, mayalarda 5114 ve yahudilerde 5762 yılına tekabül ediyor. yeni binyıl, günlerden bir gün yeni yılın ilkbaharın başlangıcında kutlanması geleneğini bozmaya karar veren roma imparatorluğu senatörlerinin kaprisi yüzünden 1 ocak günü doğuyor. hıristiyan çağının yıl hesabı ise bir başka kapris kaynaklı: yine günlerden bir gün roma’daki papa hiç kimse ne zaman doğduğunu bilmemesine rağmen isa’nın doğumuna bir tarih koymaya karar veriyor.

zamanın bize itaat ettiğine inanmak için kendi kendimize uydurduğumuz sınırlamalarla alay ediyor zaman; ama bütün dünya bu sınırı kutluyor ve ondan korkuyor.

eduardo galeano

kendi kafanızı kazıma kılavuzu – 9

G Gerekli Şeyler İçin G

En iyi hikayenizi en başta anlatın. En sert cigarınızı sabah uyanır uyanmaz ateşleyin. Ağır takılıyorsanız ağır takılın. Merhametten bahsediyorsanız merhametli olun. Geçip gittiğiniz hiçbir yere izinizi bulaştırmayın.

Güvercinlerin peygamberiyle beraberiz. Çoktan çatlamış yumurtalardan arda kalan çürük kabukların içinden geleceği okuyabildiğini iddia ediyor. Boğazını kesip kanını içecekmişim günün birinde. Takılmıyorum. Bağdaş kurmuş oturuyor, sırtımı duvara dayamış seyrediyorum ben de. Üç tarafımız duvarlarla kaplı. Dördüncü cephe açık. Örmemişler orayı henüz. Dalgaların sesini duyabiliyor, ikindi göğünde süzülen yağmur bulutlarını görebiliyoruz. Tombul. Karanlık.

Vaaz veriyor güvercinlerine. Günün birinde boğazını kesip kanını içeceğimi anlatıyor. Kıyamet. Kıyamet halinde neler yapmak gerekir? Ben nasıl cezalandırılmalıyım? Cebimdeki ifritleri susturmak için hangi dualar okunmalı? Yırtık pijaması, plastik terlikleri, düğmeleri kopmuş hırkasının içine giydiği Nirvana tişörtü ve güzelce tıraşlanmış kafası. Kafasını ben kazıyorum. On beş günde bir.  Omuzlarına konmuş güvercinlerini iç yağına bulanmış ekmek parçalarıyla besleye besleye gelir kapıya. Telefonu yok neticede. Köpeğimle sohbet eder, etrafa saçılmış yapraklara dokunur, ıslık çalar. Güzel ıslık çalar peygamber ama kötü kokar. Güvercin güvercin kokar daha doğrusu. Amonyak? Belki. Daha ziyade üstüne kurum bulaşmış kanat gibi kokar. Ben arkada o önde, tın tın gideriz sonra mağarasına.

Beş, altı, yedi güvercin. Onların da sırtı bana dönük. Dışlanıyorum galiba kutsal çemberden. Peygamberlerinin karşısında bir yarım ay oluşturacak biçimde dizilmişler. Kafaları sola eğik. Pürdikkat dinliyorlar. Ben de tıraş malzemelerini hazırlıyorum. Yer bezi, sabun, ustura, su. Mataradan. İşlem sonrası kolonyası. Cigaralığımız, kağıtlarımız, bir termos dolusu da kahvemiz var. Hava kararınca ateş yakacak, üşürsek birbirimize sokulacağız. Buradayız.

Devam

Et cinayet midir?

Yazının başında belirtmem gerekiyor ki bu yazı taraflı bir yazıdır. İnsan bilgiyi ararken doğal olarak doğruyu bulmaya eğilimlidir, o duyduğunun, gördüğünün gerçek olmasını isteyerek doğaya yönelir daha ilk aşamada taraflıdır. Ve sadece bu istek değildir onun bilgisinin oluşumunu etileyen, önceden bildiklerinin etkisiyle bilmek ister aynı zamanda. Marx’ın bir felsefeci olması ve felsefedeki aklın alanı olan devlet geleneğini  savunması onun diyaletiğinden devleti çıkarmış, Bakunin’inkinden ise ezilenin zaferini. 5 yıldır vejetaryen olan benim içinde bu yazının sonunun  mezbahanelerin tarafında sonuçlanmayacağına emin olabilirsiniz. Öncelikle et kelimesinin altını oymak istiyorum et bedenin yiyeceğe yönelmiş halidir. İnsanlar için bu kelime çok nadir kullanılır. Ya da tam tersi olarak bir biftek için dana bedeni, inek cesedi kullanılmaz et ürünlerindeki tüm literatür  cinayetin üstünü örtmeye çalışmanın, onu inkar etmenin,görmezden gelmenin bir ürünüdür. Tadının güzel olmasından, doğanın işleyişinden, ya da beslenme ihtiyacı gibi bir çok neden insanların bu cinayete karşı ürettikleri bahaneler vardır. İlk olarak beslenme  konusunda insanın etsiz yaşayabileceği kanıtlandı sonra doğanın en tepede tek türün olduğu bir dengesi yoktur. Doğa insan ve hayvan olarak ikiye ayrılmaz, insanlar dışındaki tüm türleri  hayvanlar olarak eritmek başlı başına bir sorundur. Çoğu kişi insanın diğer türlerden aklı ve değer yaratması bakımından ayrıldığını savunur, insan değer yaratmıştır, kendi içerisinde cinayeti, tecavüzü yasaklamıştır. Peki bu değeri diğer türlere karşı uygulamaması salt insan için geçerli olması buradaki mantıksızlığı ve yaratılan değerin samimiyetsiziğini göstermez mi? Bir insanı öldüremezsin aynı türden olduğunuz için ama  yemek için bir kuzuyu kesebilirsin. Peki bir insanı yemek için öldürebilir miyiz? Bir şeye değer verilebilmesi için onun insani olması gerekiyor o yüzden insanın yiyeceğine yemek ineğin yiyeceğine yem kedininkine ise mama denir. Kedi köpek vs. bir bebeğe benzetilerek insanileştirilmiştir. İşte bunun adı türcülüktür kesinlikle ırkçılık, milliyetçilik ve dincilikten farkı yoktur. İnsanlar ve diğer türler arasında cinayetsiz mutualist bir ilişkinin var olabileceğini, diğer türlerin de yaşam alanına saygı duyarak yaşanabileceğini mümkün. Temeli sömürüye dayalı kapitalist ve parası olanın her şeyi yapabileceği liberal bir toplumda  bunu yapmak imkansızdır. Dünyayı daha fazla kar için yok eden sermayenin göz boyamalık projelerle bu durumu iyileştireceğini dönüştüreceğini düşünmek boş bir hayaldir. Bir vegan/vejetaryen’in türcü olmadığını söyleyip liberal olması bir akıl tutulmasıdır. O  diğer türlerin sömürülmemesi gerektiğini savunup belli bir sınıftaki insanların sömürülmesine göz yumar. Özellikle Türkiye’de bunun örneği çoktur; milliyetçi, ırkçı veganlar bile vardır sanırım. Yeni bir dünya ancak ezilenlerin elinden çıkabilir. Sınıfsız türcü olmayan bir dünyayı bize asla burjuvalar elinde sunmayacak ya da proletarya diktatörlüğü  sonucu gelmeyecek ancak tüm ezen ezilen ilişkisini, tahakkümü, otoriteyi  reddeden düşünce ile başka bir dünya mümkündür. Büyük şiirler, büyük sanatlar, büyük felsefeler yarattığımızı düşünüyoruz ancak tıpkı antik yunandaki düşünürlerin gözlerinin önündeki köleleri yok saymaları gibi biz de diğer türleri yok sayıyoruz. Et cinayettir, tecavüzdür bir bedene karşı, cinsiyetçiliktir toplumdaki değeri bakımından, sömürüdür, hor görüdür, faşizmdir.

MOD 055 – 20171219

Yılın son ayı oldukça hareketli geçiyor diyebilirim, 15 günde 6-7 çalma, bilimum yazılar-dosyalar, tehlikeli konserler, iştah kabartan yeni yıla hazırlık toplantıları vs. Aslında Aralık başında hayata kafamı bir soktum, biraz olsun çıkardığımda bugünü buldum diyebilirim.

Tüm bu tempo ve çalışmalar içerisinde programın içeriği de nasibini aldı durumumdan şüphesiz. Ağırlıklı olarak yıl sonu değerlendirmeleri ve yıl sonu koşuşturmalarından beslendi MOD 055; ülkede yayınlanan bir kısım 2017 kayıtları ve değişik platformlarda gerçekleştirdiğim DJ performanslarından bir bileşke…

Program kapsamında ilk kez yer verdiğim yeni eserlerin yanısıra bir süredir aşina olduğunuz tazeliğini koruyan zamansız kayıtlara da denk geleceksiniz.

Zeus B. Held, Gökçen Kaynatan, Electric Bliss, Al’York, Blank Zero, Akın Sevgör, Hedonutopia, Beyaz Hayvanlar, Affet Robot, Tuğçe Şenoğul, Lhasa De Sela bu haftanın konuklarından.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.