Menü Kapat

Ay: Eylül 2017 (sayfa 1 / 3)

ashkan honarvar

askan honarvar, iran doğumlu hollanda büyümeli yetişen bir arkadaş. kendisi kolaj sanatçısı olarak biliniyor. merakı dolayısıyla üretimlerinin bir şekilde “karanlık tarafta” oluştuğunu vurgulayan ashkan’a çalışmalarını incelediğinizde evet katılıyorum deme ihtimaliniz yüksek. kolajlarını yaparken fazla düşünmeden ve oldukça hızlı çalışıyormuş. içgüdülerime güvenmek yeterli oluyor diyor. kendisi kolaja kafasındakileri bir türlü kağıda yansıtmayı başaramadığı için başlamış, digital ortamda yapılan kolajlardan ise beklenilen hazzı alamamış. insan doğasını anlama çabasında şiddet ve uç noktalarda da güzellikler gördüğünü iddia ediyor. katılıyor musunuz?

ashkan honarvar

Kendi Kafanızı Kazıma Kılavuzu

P. Paranoya için P.
Kazımaktan kastım arkeolojik arayıştır. Ateşin başında dişlerinizi gıcırdata gıcırdata otururken istemsizce derine hep daha derine sürüklenmenize yol açan tavır. Kazımaktan kastım arkeolojik arayıştır ve paranoya yolun sonundaki efsunlu sandıktır. Çeşit çeşit hazine barındırır içinde, zehirli hazineler. Böyle sinsi paranoya ama. Gözlerinizi çıtırdayan odunlara dikmiş rengarenk dalgalanan alevleri izlerken arkalardan bir yerlerden tatlı tatlı akıp giden paranoya. Kendi halinde.

Sitenin bahçıvanından başlayıp deniz aşırı ülkelerde yaşayan ve sadece adını duyduğumuz birilerinin eski arkadaşlarına dek dalga dalga yayılan sinyaller. Her şeye ayığım da bozuntuya vermiyorum kafasında. Paranoyayı yumuşak bir muhafazaya sarıp pıt diye götünüze sokuvermenizi sağlar. Girerken acıtmıyorsa zararlı olduğunu iddia edemezsiniz öyle değil mi?

Olabildiğince.

Yoksa alelade bir bahçe makasından bu kadar anlam çıkması da doğru değildir hani farkındayım. Ama insanı dehşete düşüren şey de tam olarak budur ya zaten. Tek bir bahçe makası bile aynı anda bunca mevzuyla ilintili ise? Nasıl bu kadar rahat yaşayabilir insanlar? Nasıl yaşayabiliriz?

Halbuki standart kullanıcı ihtiyaç anında tüm acil çıkışlara ulaşabilecek durumda olmalıdır. İcabında zifiri karanlıkta bile her şeyi görebiliyormuşçasına emin bir şekilde tüm dönemeçleri aşabilmelidir. Kaybola kaybola, düşe yuvarlana pratik yapmalıdır. Her gece karanlıkta kendimi sınıyorum. Daha iyi duyabilmek, koklayabilmek, dokunabilmek ve yalayabilmek için.

Puf!

Geldiği gibi dağılıyorsa yeterince samimi olamamışsınız demektir. Denemeye devam edin. Ya da bırakın, kendi kendine yuvarlansın aşağıya. Doğal hızında. Yer çekimi. Standart sapma. Bağımlılık eğrisi. Dibi bulacaktır nasıl olsa, sizi de peşinden sürükleyerek.

En kötü ihtimalle diğer sona kalanlarla beraber operasyona tabi tutarlar sizi de. Dert etmeyin. Mahşer meydanına yan yana sıralanmış binlerce ameliyat masası. Güneş enerjisiyle çalışan el matkaplarını kullanarak delikler açacaklar kafataslarınızın arkasında. Biliyor muydunuz? Sonra? Sonra bir güzel arındıracaklar işte hepimizi.

Her sabah yeni bir kıyamet kehaneti mırıldanırım kendi kendime. Yataktan çıkmadan önce. Hobi olarak.

Paranoya ilahi ibrikten beyninize dökülen asit damlaları gibidir. Yepyeni kanallar açar, varlığından bile haberdar olmadığınız sinirleri uyarır. Reflekslerinizi keskinleştirir. Tek sıkıntısı sürekli yeni delikler açmasıdır, biliyorsunuz. Yeni delikler. Sonra yeni delikler. Sonra daha yeni delikler. Ta ki hepsi birleşip nihai boşluğu doğurana dek.

Devam

cinnet vatan

Bakan Naci Ağbal, şunları söyledi: “Biz biliyorsunuz bu düzenlemeyi yasayla yapıyoruz. Öncelikle şunu söyleyeyim MTV her sene artıyor. Enflasyon ne kadarsa otomatik olarak zaten artıyor. Eğer biz herhangi bir yasal düzenleme yapmasaydık MTV yüzde 15 oranında 2018 yılında artacaktı.

Örneğin bu sene 500 TL MTV ödemiş bir vatandaşımız, aslında bu da iki taksitte ödeniyor, 250 250 ödeniyor, gelecek sene hiçbir müdahale yapmamış olsaydık bile 575 lira olacaktı.

Dolayısıyla yaklaşık olarak 2 takside bölecek olursak yine yaklaşık 32,5 lira filan fazla ödeyecekti 2 taksitle. Şimdi biz ne yaptık burada bir yasal düzenleme yaptık ve yeni bir tarife ürettik.

Dedik ki kanuni tarife budur. Burada da doğru bir oran ifade ediyorum. Bu oranı ifade etmem lazım. Vatandaşa yanlış bilgi verecek halim yok.

Diyoruz ki MTV’de yeni bir tarife ürettik. Bu tarifeye göre rakamlar bunlardır.

O rakamlarla önceki rakamları kıyasladığımızda bir artış oranı çıkıyor. Bu sene 500 lira ödedi gelecek sene 575 lira ödeyecekti, şimdi vatandaşımıza diyoruz ki 700 lira öde…

gündeme bütün uzak kalma çabalarımıza karşılık bazen dayanamıyor ve cinnet vatan haberlerine dönmek zorunda kalıyoruz. üstteki açıklama “bakan” olan insanın birebir sözleri. geçmişte yayın yapan “olacak o kadar” ekibine uzansak muhtemelen böyle bir monolog fazla çiğ geleceği için uzak dururlardı. günümüzde resmi açıklama oluyor. milyonlarca insanı negatif etkileyen bir değişikliği böyle açıklamak sanırım kendisinin dışında kimsenin aklına gelmezdi. 1 gün önce %9.5 olacağı beklendiği söylenen enflasyonun %15 olduğunun itirafı mı dersiniz, 75/2 nasıl 32.5 lira edere mi odaklanırsınız bilmem ama birinin cebinizden paranızı alırken böyle bir açıklama yapmasını sindirebilen bir halka sahip olmak sanırım kendilerini şanslı hissettiriyordur.

HUNTER S. THOMPSON’IN GÜNLÜK RUTİNLERİ

3:00 (öğlen) uyanış

3:05 chivas regal eşliğinde sabah gazeteleri, dunhills (sigara markası*)

3:45 kokain

3:50 bir bardak daha chivas, dunhill

4:05 bir bardak kahve, dunhill

4:15 kokain

4:16 portakal suyu, dunhill

4:30 kokain

4:54 kokain

5:05 kokain

5:11 kahve, dunhill

5:30 daha fazla buzlu chivas

5:45 kokain, vs. vs.

6:00 günün stresini atmak için ot

7:05 woody creek barı, bir heineken bira, iki margarita, lahana salatası, taco salatası, iki porsiyon kızarmış soğan halkası, havuçlu kek, dondurma, bir tane etli sebzeli börek, dunhills sigara, başka bir heineken bira, kokain, ve eve gidiş için, bir adet snow cone (Parçalanmış buz dolu bir bardağın üzerine üç ya da dört jig-ger chivas dökülerek yapılır)

9:00 ciddi anlamda kokain çekmeye başlar

10:00 drop asit

11:00 şartröz, kokain, ot

11:30 kokain, vs. vs.

12:00 gece yarısı, hunter s. thompson yazmak için hazır

12:05-6:00 (sabah) şartröz, kokain, ot, chivas, kahve, bira, karanfilli sigara, greyfurt, dunhills, portakal suyu, cin, sürekli olarak porno filmi.

6:00 sıcak küvet-şampanya, fettuccine alfredo (bir makarna çeşidi)

8:00 sakinlik

8:20 uyku

 

kaynak:  Carroll, E. Jean (2011-10-04). Hunter: The Strange and Savage Life of Hunter S. Thompson (Kindle Locations 196-221).

dil

evrensel dil olan iş dünyasının dili eski kelimelere yeni anlamlar bahşediyor. işte insan iletişimi ve shakespeare ingilizcesi böyle zenginleşiyor.

opsiyonlar –options-, artık seçme özgürlüğünü değil satın alma hakkını tanımlıyor; gelecek zaman –futures-, bir gizem olmaktan çıktı, artık kontratlara dönüşmek için var. pazarlar –markets– keşmekeşli meydanlar değil artık, bilgisayar ekranları. salon –lobby– dostları beklemek için değil, politikacıları satın almak için kullanılıyor. offshore‘a, yani açık denizlere artık yalnızca gemiler açılmıyor. çamaşırhaneler –laundries– eskiden giysilerle meşgul olurken, artık kirli parayı da yıkıyor.

lifting artık ağırlık kaldırmak ya da canlandırmak değil, bütün bu işleri yapanların yaşlanmasını önleyen bir cerrahlık.

– eduardo galeano

jonathan wilson – futbol taktikleri tarihi

elinizdeki kitap herhangi bir tarih değil. kişisel bir bakış da değil. daha ötesi… wilson futbol taktikleri tarihini geniş araştırmalar yaparak satır satır yeniden kurmuş. kaynakçanın kendisi, kapsayıcılığıyla başlı başına bir çalışma zaten. kaynakçadaki belli başlı kitapları okusanız futbol uzmanı kesilirsiniz. kitap bu özelliğiyle futbol taktikleri tarihi çalışmalarının temel metni olma özelliğini şimdiden kazanmış bulunuyor.

bundan daha da önemlisi kitapta bütün söylediklerini olgulara, en başta da futbolun olmazsa olmazı maçlara dayandırıyor wilson. genellikle saha içinde olandan değil de olmayandan hareket eden ve yorumlarını “o top gol olsaydı, o pas şuraya atılsaydı, falanca oynasaydı, filanca oynamasaydı” gibi hiçbir zaman kanıtlamayacak önermelere dayandıran metafizikçi futbol fikriyatına yabancı bir şey tabii bu. ancak wilson bir tarihçi namusuyla saha içinde olanlardan yola çıkarak anlatıyor çözümlemelerini… başka deyişle saha içinde karşılığını bulamayacağınız hiçbir sözü yok.

bir derbi günündeyiz. futbol oyununu seven ve belirli armalara mesai harcayanların daha birçok alanında olduğu gibi eski tadı alamadığının farkındayız. şahsen kombinesini eksik etmeyen ve potansiyel deplasmanları kaçırmayan biri olarak passolig saçmalığı sonrası tribünlere veda eden kesimde yalnız olmadığımızı biliyoruz. bunun dışında endüstriyelleşmesi eleştirilen futbolun iktidarın bir oyun alanı haline gelmesi ile birlikte futbol oyununun saflığı peşinde koşanların hareket alanı gittikçe daralıyor. fakat vakti zamanında odtü’den çıkan dost bir fanzinin söylemi olan “futbol kitlelerin afyonuysa biz de bob marley’iz” demeyi sürdürüyoruz.

biraz fazla uzun bir giriş oldu ama amaç bu kadar olumsuzluk içerisinde size nefes aldıracak bir eser; futbol taktikleri tarihi. alt başlık 1-2-7’den tiki-taka ve ötesine. daha alt başlık ibrahim altınsay’ın sunumuyla. kanımca iki şey önemli, öncelikle 1-2-7 gibi bir dizilişin varlığı. gençler arasında bir anket yapılsa muhtemelen hepsinin yoktur öyle bir şey diyeceği bir diziliş ama oyunun evrimini anlatması açısından ne kadar geri gidildiğini yansıtıyor. tiki-taka’nın ise hangi takımı ifade ettiğini biliyorsunuz. diğer önemli şey ise ülkede sözüne güvendiğimiz ender futbol adamlarından ibrahim altınsay’ın bu kitabın sunumu görevini üstlenmesi. üstte alıntıladığımız bölümler kendisinin kalemi ve bizden çok daha iyi bir şekilde özetlediği kitabın anlatımı.

kendi dilimizle anlatmaya çalışırsak ise öncelikle basit bir futbol kitabı olmadığını belirtmek lazım. değişim ve gelişimlerin arkasından siyasal-kültürel değişimlere ve etkilediği toplumlara da değiniyor wilson. büyük britanya’dan hollandaya, uruguay, arjantin ve brezilya ile güney amerika’ya avusturya ve macaristan ile orta avrupa’ya ve futbolda yaşanan devrimlere de uzanıyor ve akabinde günümüze kadar geliyor. dolayısıyla aslında sürekli güncellenmesi gereken bir tarih için harika bir başlangıç olma özelliğini koruyor.

simon kuper  ise bu eseri “futbolun sahada nasıl oynandığına dair yazılmış en iyi kitap” diye özetlemiş. kendisine de katılıyor ve kitabı btirdikten sonra izlediğiniz her maça çok farklı bir gözle bakacağınızı ve oyunun saflığından çok fazla haz alacağınızı biliyoruz. bu güzel oyunun sadece güzeliklerine odaklanmanızı sağlayacak bu eser muhakkak kütüphanenizin baş köşesinde yer alması gerektiğini de ısrarla vurguluyoruz. kitabın yapımında ve yayımında emeği geçenlere teşekkürlerimizi sunuyoruz.

derbiye dönecek olursak, formamız beyaz, şortumuz siyah, oyun hareketli, vurduğumuz gol olsun.

futbol taktikleri tarihi
jonathan wilson
türkçesi: deniz arslan
ithaki 
2017, 592 sayfa

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.