blue mountain

“blue mountain project” kendisini “historic avant-garde periodicals for digital research” olarak konumlandırmış. bizim bakış açımızla cennete tekabül ediyor kendisi.  misyonları ya da odak noktaları 1848 ve 1923 yılları arasında üretilmiş nadir bulunan ve kısa ömürlü dergileri, manifestoları ve diğer yayınları kapsıyor. genellikle avrupa ve amerika dolaylarındaki modernleşme hareketlerine odaklanmıştır. biraz sonra göz atacaksınız ama “dada”,

hüseyin kıran – madde kara

bazen bana kelimeler geliyor gudubet, karmaşa, alkış azamet kendiliğinden geliyor açılıyor evler yorgun kahvaltılarıyla kadınları evlerin çay sarhoşluğu, ovalanmış beşik, eterli dantel hoş şeyler sunuyor kelimeler; tanrısal! aklım almıyor -donuk doğrularım var benim kullan at çağında yaşıyoruz. estetik, kalite ve uzun ömürlülük her zaman geri planda. önemli olan hız. hızlıca tüketebilmek. tüketmek. dolayısıyla aksi yönde

Aç Parantez

Aralarda boş sayfalar bırakmadan Kullanmayalı bir defteri Ve temiz bir mendil üstünde Tırnakları kökünden kesilmiş ellerimi Kimseye göstermediğimden beri Sokaklardan silah sesi duyulmayan Kaç gün geçti? (Kim bilir?) Sarıp sarıp dinlediğim Polis telsizi efektli kasetteki sesin Eskimedi. Sen banyoda yankılanan şarkılarımsın Şimdi. (De-ne-me bir ki) Mesanemi sıkıştıran ağırlığın sebebi Uğrun uğrun devirdiğim şişeler. Yardımcım neden

Asıl size yazık

Yazık yazık, üşüşen kargalar bir şehrin geçmişini içinde taşıyan çöplüğü ve ayrıştırıcılar, bakteriler yazık gençliğine küçük ellerine büyük çatlaklar ve nasır çeksem de çıkaramam seni paydos düdüğü çalmadan bir sokak köpeği yazık insanın bin yıllık ihanetinde kendini arayan hayvan mı evcil mi geri götüremem seni doğadan çalan söz vermelere sana da yazık parmaklıkların demir soğuğunda bir

Rilke’nin Genç Şairi

“Şey”lerin şairi. Duyumun kapısından geçerek algının özünü izleyen adam. Nesnelerin kulağına fısıldadığı şairane delilik. “Rainer” Maria Rilke, sanılan odur ki 4 Aralık 1875’te Prag’da doğdu. Net bir zaman ve mekanda doğmuş olmak onun için imkansızdır. Bir yerde bir anda TAM olunabilir miydi? Birden var olunabilir miydi? Tüm bu yarım “şey”lerin içinde bütün bir yorum ne

Sonnet 107

Uzun zamanlar öncesinde, batının medeniyet’e kestiği biletlerle çıktığımız yolculuğa devam etmekteyiz. Üstünlüğünü, kalıp yargıları ve varsayımları realize ederek, ilkel davranış tarzlarını kendi menfaati yönünde yorumlayarak, zulmedici eylemlerini legal hale getirip, prensiplerini, Darwin’in doğal seçilimi açıklayan “yaşam mücadelesinde uygun ırkların korunması” ifadesine monteleyen, sosyal darwinizm adı altında; çatışmayı, yok etmeyi savunup, hayatta kalan insan topluluğunun daha yüksek düzeylere